Yazarlar

Gök Gürültüsünün Kızı | Abdullah Aymaz

Handan ve Hadice Feyza Tola’ların hatıralardan derleyerek kitap haline getirdikleri “Ali İhsan Tola  (Nur’un Hadimi-Zaman’ın Lokman Hekimi)”  isimli eserde Kani Kucur Bey diyor: “Ben Ali İhsan Amcayı yaz döneminde tam dokuz defa ziyaret ettim. Bu ziyaretlerimde bir kenarda oturuyordum. İkinci ziyaretimde şahit olduklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Saat 09:30 civarıydı. Küçük odanın bir köşesine oturdum. Kapı çalındı. İlk olarak Denizli’den bir aile içeriye girdi. Dede, babaanne ve torunu gelmişlerdi. Dedenin, Milli Eğitim Müdürlüğünde müstahdem olarak çalışan oğlu kör olmuş. Ankara’da dört farklı doktora gitmişler. Doktorlar yapılacak bir şeyin kalmadığını, ellerinden geleni yaptıklarını söylemişler.
“Ali İhsan Amcanın ismini duyan aile tavsiye üzerine buraya gelmiş. Ali İhsan Amca körlüğün geçeceğini, on gün içerisinde gözünün açılacağını  söylemiş… Bu sürede gözü açılınca, aile de teşekkür etmek için ziyarete gelmişler.
Torun Ali İhsan Amcaya yönelerek: ‘Dedeciğim babamın gözlerini açtığınız için size çok teşekkür ederim.’ dedi. Baktım köşede babaanne de ağlıyor. Çocuklar babasının iyileşmesinden dolayı sevinçli, babaanne de mutluluktan dolayı ağlamakta. Bu tablo karşısında ben de bir iki damla göz yaşı döktüm. Dedim ki, ‘Ya Rabbi bu nedir? Göz nasıl açılır? Şaşırdım kaldım.’ Dede, bu durum için adak adadıklarını ve ne yapmaları gerektiğini sordu. Ali İhsan Amca, torununu kastederek, ‘Ömer halleder’ dedi. Ali İhsan Amca, bu aile gidince hemen mevzuyu açarak: ‘Hastalıkları, (Allah’ın izni ve şifası ile) kuzu göbeği mantarı suyu ile iyileşti.’ dedi. Hadis-i Şerifte kuzu göbeği mantarı (keme) suyunun göz rahatsızlıklarına iyi geldiğinin bahsedildiği söyledi. Tabii bunun yanında birkaç ilaç da kullanmıştı. Fakat en tesirli olan kuzu göbeği mantarının suyu idi. Ben İstanbul’da geldiğimde ‘Bu Hadis-i Şerif neredeymiş?’ dedim. Bunu tenkit manasında değil, meraktan dolayı demiştim. Evde bulunan, her biri 600 sayfa olan 17 ciltlik Hadis kitaplarından bir tanesini elime aldım ve rast gele bir sayfa açtım. Çok şaşırdım. Çünkü bu KUZU  GÖBEĞİ  MANTARI  ile ilgili Hadis-i Şerifin olduğu sayfa  idi. Hadis-i Şerif, kuzu göbeği mantarı suyunun göz rahatsızlıklarına faydalı olduğunu anlatıyordu.”
Dr. Aziz Bey de, “Yeraltındaki Hazine” başlıklı yazısında, bu konuyu anlatıyor: “Trüf (kuzu göbeği mantarı) ormanlarda çam, meşe, ıhlamur, köknar ve yabanî fındık gibi yüksek yapılı ağaçların; makilik alanlarda çalıların; bozkırlarda hatta çöllerde ise bazı ota benzer bitkilerin köküne bağlı olarak ortak hayat ilişkisi sürdüren bir yer altı mantarıdır. (…)  Arapçası kem’e’dir. Efendimiz (S.A.S.) de onu, bu isimle nazara vermiştir. Şimşek ve gök gürültüsüne bağlı olarak artış gösterdiği inancından hareketle ona GÖK  GÜRÜLTÜSÜNÜN  KIZI  da denilmiştir. (…)
Kuzey Amerika’da yapılan bir çalışmada, çok sayıda fare, sincap, ayı, geyik, tavşan, kirpi ve kuş türünün trüf yediği, Avustralya’da bazı maymun, kanguru ve kuş türünün trüf tükettiği tespit edilmiştir.
Nesli her geçen gün azalan hayvan türlerinin korunması, aynı zamanda trüf türü çeşitliliğinin korunmasına bağlıdır. Bu açıdan bakıldığında, fıtrî alanlardaki trüf mantarları, yabanî hayvanların rızıklarıdır. “Bizim hissemiz bağlarda ve bahçelerdedir. Bizim rızkımızı Cenâb-ı Hak oralarda tayin etmiştir. Bu yabanî meyveler, yabanî hayvanların rızkıdır. Onların kısmetine dokunmamamız lâzımdır” diyen Bediüzzaman Hazretleri’nin, dağlarda bol miktarda elma ve armuda rastlayan ve bunları yemek isteyen talebelerine engel olduğu bilinmektedir ki bu yaklaşım, sürdürülebilir ormancılık ve ekosistem konusunda da rehber bir anlayıştır.
Besin Değeri ve Tıbbî Yararları
Trüf mantarları ihtiva ettikleri protein ve mineraller bakımından diğer mantarlara göre daha zengindir. Besin değeri olarak %53–76 su, %9 protein, %7 karbonhidrat ve %8 mineral içermektedir. Yüksek besin değerine sahip olmakla birlikte trüf türlerini diğer mantarlardan üstün kılan en önemli özellik, sahip oldukları çok özel aromatik bileşiklerdir ve bu eşsiz aromadan dolayı birçok gurmenin ilgisini çekmekte, özel mutfaklarda müstesna bir yer edinmektedirler.
Trüfün tıbbî yararları olduğuna çok eskilerden beri inanılıyordu. Mesela, zayıflık, kusma, ağrı ve yaraların iyileşmesinde İbn-i Sîna’nın onu tavsiye ettiği, bilinen bir gerçektir.
Bir beyanlarında Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Trüf; kudret helvası cinsinden bir rızıktır; suyu da göze şifadır” buyurmuştur.
Besin değeri olarak trüfün sahip olduğu potansiyele olan inanç, Hristiyan dünyasında da karşılık bulmuştur. Mesela, 827–844 yıllarında Papa IV. Gregory’nin, savaşlarda güç kazanmak üzere trüf tavsiyesinde bulunduğu bilinmektedir.
Günümüzde yapılan ilmî çalışmalarla trüflerin, insan sağlığı açısından önemli olan bazı bileşikleri içerdiği tespit edilmiştir ki 2016 yılında yayımlanan bir çalışma, trüf mantarından elde edilen hülasanın göz enfeksiyonlarını tedavi ettiğini tescil adına önemli bir adımdır.
 
Ekonomik Değeri
 
Dünyada fıtrî alanlardan toplanan, ticarî değere sahip trüf miktarı her geçen gün azalmaktadır. 1884 yılında bu tür alanlardan toplanan trüf miktarı 2000 ton iken 1990 yılında 100 tona düşmüştür. Günümüzde ise 40 ton civarındadır. Trüfün fıtrî alanları olan meşe ormanlarının yok edilmesi, iklim değişiklikleri, çevre kirliliği, küresel ısınma ve bilinçsiz toplama gibi sebepler, bu düşüşün en temel faktörleridir.
Fıtrî alanlardan toplanan trüf miktarının dramatik bir şekilde azalmasına karşılık talebin her geçen gün artmasından dolayı günümüzde trüf, tür ve kalitesine bağlı olarak kilo başına 250 ile 4000 dolar arasında alıcı bulmaktadır.
Kaynak: Abdullah Aymaz | Samanyoluhaber

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu