Mizan

“Et-Tekrâru ahsen, velev kâne yüz seksen!” | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Ayrıca, “Dua ve tevekkül, meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi, istiğfar ve tevbe dahi meyelân-ı şerrin kökünü keser!” Benim aklımda böyle kalmış, “Tevbe ve istiğfar dahi, meyelân-ı şerrin kökünü keser.” Şerre meyletmeye meydan vermez; giderken, önünü keser. “Manhattan’a gideyim -bağışlayın, biraz halk dili kullanacağım burada- bir iki volta atayım orada; az gözüm-gönlüm açılsın, me’âsîye gireyim!” Fakat tevbe etmişsin: Allah’ım! Beni kaydırma! رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ “Ey bizim kerîm Rabbimiz, bize hidâyet verdikten sonra kalblerimizi kaydırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı bol olan vehhâb Sensin Sen!” (Âl-i Imrân, 3/8) niyazıyla, “Kaydırma! Lütfunla, rahmetinle, beni hep istikamet içinde sâbit-kadem eyle!” demişsin.

Yine, Nâkil’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mübarek beyanı, يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ، ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ “Ey kalbleri evirip çeviren Allah’ım! Benim kalbimi dinde sâbit kıl!” يَا مُصَرِّفَ الْقُلُوبِ صَرِّفْ قُلُوبَنَا إِلَى طَاعَتِكَ “Ey kalbleri halden hale koyan Rabbim, kalblerimizi ibadet ü tâatine yönlendir!..” Böyle dedin, tam donanımını aldın, tam; “Allah’ım kaydırma!” dedin. Veya Sabah virdlerinde olduğu gibi; سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَغْفِرُكَ لِذَنْبِي، وَأَسْأَلُكَ رَحْمَتَكَ؛ اللَّهُمَّ زِدْنِي عِلْمًا، وَلا تُزِغْ قَلْبِي بَعْدَ أَنْ هَدَيْتَنِيَ، وَهَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ “Seni (Sana yakışmayacak her şeyden) tenzih ederim. Allahım, günahımı bağışlamanı diler ve rahmetini dilenirim. Allahım, ilmimi artır ve bana hidayet verdikten sonra kalbimi kaydırma; katından bana rahmet lütfet; şüphesiz ki Sen, çok lütufkârsın.” “Vehhâb’sın!.. Karşılıksız bağışlayan Sen’sin!.. Sen’sin affeden.. Sensin istikamette sabit kılan!..” dedin, tam donanımını aldın; azığın ile yola çıktın, titreyerek yola çıktın.
Fakat bir aralık, فَأَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ “Bunun üzerine, şeytan o ikisini oradan kaydırdı.” (Bakara, 2/36) fehvasınca, şeytan, sana bir zelle yaşatmak istedi: “Yahu çık bir gez şurada!” Ama bu donanımı almışsan, yalvarmış-yakarmışsan, O’na o derin ihtiyacını açmışsan, “Beni, benimle başbaşa bırakma!” demişsen… يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ، وَلا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرَفَةَ عَيْنٍ، وَلاَ أَقَلَّ مِنْ ذَلِكَ “Yâ Hayy, ya Kayyûm, rahmetin hürmetine Sen’den yardım diliyorum; her halimi ıslah et ve göz açıp kapayıncaya kadar -hatta ondan daha az bir süre- olsun beni nefsime bırakma.” “Göz açıp-kapayıncaya kadar, beni benimle başbaşa bırakma, ey Hayy ve Kayyûm olan!.. Lafz-ı Celâle’den sonra gelen isimlerinle Seni yâd ediyorum, Sana yalvarıyorum: يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ نَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ، وَلا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرَفَةَ عَيْنٍ، وَلاَ أَقَلَّ مِنْ ذَلِكَ “Senin rahmetinden yardım diliyorum. Beni göz açıp-kapayıncaya kadar, ondan daha az, benimle başbaşa bırakma! Hevâ-i nefsimle başbaşa bırakma!” diye niyaz etmişsen… Donanım tam. Fakat فَأَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ misali, çıktı karşısına şeytan, “Gez!” dedi.
Eğer böyle samimi, kalbini Allah’a vermiş ve O’na ihtiyacını tam ortaya koymuş, “Sensiz edemem ben, tut elimden!” demişsen… Gidiyorsun oraya… Birinin başından geçen vakıayı da hikâye etmiş oluyorum, üstü kapalı. Oraya doğru giderken, Hak dostlarından biri yolda önüne çıkıyor, Belki bir “Hızır”, belki “Ebdâl”den birisi, belki “Evtâd”dan birisi, belki de bir “Gavs”, bilemezsiniz, bir Hak dostu, “Yahu, ben de seni bekliyordum!” diyor. “Çoktan beri görüşmemiştik böyle, tam semaver de kaynamıştı; zahmet olmazsa bir gitsek, orada hakikaten o semaverin hakkını versek!” deyip tutuyor seni. “Sen Mevlâ’yı seven de Mevlâ seni sevmez mi?!. Rızâsına ivende, senden râzı olmaz mı?!..
Sen Hakk’ın kapusunda cânlar fedâ eylesen Emrince hizmet kılsan, Allah ecrin vermez mi?!. Vâriyyetin mahveyle, esmâullahı söyle, Bu cânı kurban eyle, Mevlâ kabul etmez mi?!. Şer-‘i şerîf yolunda, Peygamber’in hâlinde, “Allah!” desen dilinde, bin kez hâlin sormaz mı?!. Dert ile cângâhından Cânân diye çağırsan, Derden dermân ederler, yaran merhem urmaz mı?!. Sular gibi çağlasan, Ya‘kûb gibi ağlasan, Ciğergâhın dağlasan, ahvâlini sormaz mı?!. Derde dermândır bu dert, dertliyi sever Samed, Dermândır derde Ehad, fazlı seni bulmaz mı?!. Büyük nimettir imân, bize Allah’tan ihsân, Bu tevhîdin kıymeti, Cennetleri almaz mı?!. Lutfiyâ yâri gözle, cân u gönülden sızla, Dergâha dönder yüzün, duân kabul olmaz mı?!.”
Bu video 21/05/2017 tarihinde yayınlanan “TUT ELİMDEN, TUT Kİ EDEMEM SENSİZ!..” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada:https://www.herkul.org/bamteli/bamtel… “Sen Mevlâ’yı seven de Mevlâ seni sevmez mi?!.”

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu