‘En küçük dairede ehemmiyetli ve daimî vazife var’ | RECEP ATICI

Yazar Recep Atıcı

Günümüzde günlük hayatın yoğunluğu, değişik meşguliyetler, ülfet ve ünsiyet, ibadetlerin geçiştirilmesi gibi değişik sebeplerden ötürü kalbi ve ruhi hayat adına çok ciddi boşluklar oluşuyor. Ancak çoğu zaman bu boşluk hissedilmemekte ve zamanın su gibi akıp gitmesinden dolayı da vaktinde yerine getirilememektedir. Diğer taraftan iletişim vasıtalarıyla elde edilen lüzumsuz bilgi, gıybet, yalan, iftira vs. ile oluşan zihin kirliliği de hayatımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durum, dağınıklığı meydana getirdiği gibi insanın kalp ve ruhunu dinlemesine de fırsat vermemektedir. Bütün bunların neticesinde insan ruhu için çok lüzumlu olan ihtiyaçları tespit edip bu ihtiyacı tedarik etmekte mümkün olmuyor.

Bütün bu sayılanlar ve daha başka sebeplerden dolayı Yunus Emre’nin; “Bir ben vardır bende, benden içerü” dediği asıl benliğimizi yani kalbî ve ruhî hayatımızı hiç olmadığı kadar ihmal ediyoruz. Halbuki, vakit buldukça ve özellikle de tatilleri fırsat bilerek asude mekânlarda, günahtan uzak atmosferlerde bir araya gelip ibadet, tesbihat, evrâd u ezkâr ve müzakerelerle metafizik hayatımızı imar etmemiz gerekmez mi?

Hep erteleyerek yarınlara bıraktığımız bu mesele bir gün bizlere Üstadımızın; “Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik.” dedirtmez inşaallah!.. Evet, şu hayat güzergâhı uykuda görülen bir rüya gibi geçip gidiyor. Şu temelsiz ömür de bir rüzgâr gibi uçup gidiyor. Henüz vakit varken manevî beslenme adına her fırsatı değerlendirmeliyiz. Çünkü bu beslenme kurnalarından aldığımız ab-ı hayat misali enerjiler, insanın daha sonraki hayatı için de bir koruyucu sera vazifesi görmektedir. Hele her şeyin matlaşıp maddeyle değerlendirildiği günümüzde semavi değerlerle insanları buluşturma vazifesini üstlenmiş olanlar için bu ihtiyaç çok daha fazla bir önem arz etmektedir.

Günümüzde her dönemden daha çok önem arz eden hayatî ihtiyaçlarımızdan birisi de kalbî hayatın beslenmesidir. Üstadımızın; “en küçük dairede en büyük, en ehemmiyetli ve daimî vazife var” dediği kalbî ve ruhî hayatın beslenmesi ve şarj olması, sonra da dejarz olması insan için olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır. Dolayısıyla insanın sağlam bir karakter kazanması ve manevî kıvamını koruması böyle bir şarj olma ile çok yakından alakalıdır. İnsanın kalp ve ruhunun temel beslenme kaynağı ise vahiydir. Vahiyden beslenme esasları da Kur’an ve Sünnet tarafından belirlenmiştir.

Kur’an, kalplerin ancak Allah’ı zikir ile itminana, huzura kavuşacağına vurgu yapmaktadır. Allah’ı zikir, başta namaz olmak üzere evrâd u ezkâr ve müzakereli okumayı da içine almaktadır. Özellikle geçmişte kaleme alınmış olan Risale-i Nur’ların müzakereli okunması kalp kafa bütünlüğü açısından çok önemlidir. Bununla beraber bugüne kadar Risale-i Nur’ları mütalaa eden insanlar içinde bu eserler, zamanla ülfet ve ünsiyetle matlaşabilir. Bazı insanlar, günlük koşuşturmalardan vakit ayırıp istenilen ölçüde beslenememiş olabilirler. Bu ve benzeri sebeplerden ötürü insanın zaman ayırarak günahtan uzak mekânlarda ibadet, evrad u ezkâr, kitap okuma ve müzakere merkezli programlara katılarak orada oluşan sinerjiden istifade etmesi çok önemlidir.

Evet, buraya kadar yazdığım şeyleri giderme ve telafi etme adına ben de üç günlük; kitap okuma ve müzakere merkezli bir programa katıldım. Bu işi bir ihtiyaç gibi görüp hazırlayan, emek veren, alın teri döken ve programa bizatihi iştirak ederek manevî bir atmosferin oluşmasına katkıda bulunan herkesten Allah razı olsun. Ancak bu programları hazırlayan güzel kardeşlerimden benim bir ricam olacak. “Bir şey bütünüyle elde edilmezse, tamâmen de terk edilmez” fehvasınca bu tür programların -katılımın az veya çok olmasına bakılmaksızın- kısa aralıklarla tekrar bertekrar yapılmasını istirham ediyorum.

Bu arada programa renk katması bakımından zerafet, nezaket ve ziyafet yönüyle çok büyük katkıları olan Hasan kardeşime ve Efendi Abi’me de herkes adına teşekkür ediyorum. Gerçi arkada isimsiz kahramanlar da var. Zaten esas işi yapanlar da onlar. Rabbim hepsinden ebeden razı olsun.

 

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...