Yazarlar

Dünya Madem Fanidir | Mehmet Ali Şengül

Dünyanın fâni, geçici ve ölümle noktalanıp sona erecek, insana gaflet verip ahireti unutturacak şeyleriyle meşgul olmak kalbi öldürür, ruhu felç eder.
Hakiki mü’minin birinci ve en önemli vazifesi, en büyük gayesi Allah’a iman ve kulluktur. Emir ve yasaklarına itaat ve saygıdır. Aynı zamanda Hakk’ı tutup kaldırmak ve muhtaç olanlara onu tebliğ edip duyurmak ve sevdirmektir, örnek ve model olmaktır.
Kalp ve ruh dünyalarını manevi enerji ile dolduramayan, gönül dünyalarını iman ve ameli salih ile besleyemeyen, hakiki vazifelerini ihmal edip kendi doğruları, his ve mantıklarına takılıp kalan insanlar, Allah’ın emâneti, paha biçilmez değer ve kıymetteki bir ömrü zâyi etmiş olurlar.
Bugünün dünyasında, Allah’ın sanat harikası olarak yaratıp akıl, irade ve şuur ile donattığı milyarlarca insanlar, yaratıcısını tanımamaktadır.
Gerçekleri duyamamış, hakikatleri bulamamış, küfür ve dalâlet yolunda ömürlerini zâyi eden bu kitleler, Hz. Muhammed’in (sav) ses ve soluğuna muhtaçtırlar.
Bunun farkında olup, Aynı zamanda bu sorumluluğun şuurunda, dost, taraftar, muhip milyonlarca kardeşimiz kendilerini bu davaya, hizmeti imaniye ve Kur’aniye’ye kaderini adamış bay ve bayan, hayatta olan ve vefat etmiş bütün kardeşlerimiz, milyonların ahiretlerinin kurtulmasına yardımcı olmuşlardır.
Bugün bu kahraman kardeşlerimizin büyük çoğunluğunun yuvaları dağılmış, aile fertleri, çoluk çocuk birbirine muhtaç ve hasret hale getirilmiş; niceleri hücrelerde, deniz ve nehirlerde boğularak bir kuş gibi cennete uçup gitmiş ve arkada gözü yaşlı kalan sevenleri de, maddi manevi sıkıntılar içinde kıvranıp durmaktadırlar.
Bütün bu zorluklara rağmen, gerçek vazifelerini ihmal etmeden yerine getirip acılarını unutarak, Allah; hak yolda canlarını feda eden şehitlerimizle yuvalarımızı şereflendirdi diyerek, hamd edip teselli olmaktadırlar.
Buna rağmen Mektubâtta Hz. Üstad’ın, Allah’ın emaneti olan bu hayatı en kıymetli, en lüzumlu işlere tahsis etmenin önemini hatırlatan, elhamdülillah dedirtecek sözlerini kardeşlerimize hatırlatmak istedim.
“Dünya madem fânidir.
Hem madem ömür kısadır.
Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.
Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır.
Hem madem dünya sahipsiz değil.
Hem madem şu misafirhâne-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir Müdebbir’i var.
Hem madem ne iyilik ve ne fenalık, cezasız kalmayacaktır.
Hem madem “Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz.” (Bakara sûresi, 2/286) sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur.
Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır.
Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır.
Elbette en bahtiyar odur ki; dünya için âhireti unutmasın.. âhiretini dünyaya feda etmesin.. hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın..mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin.. kendini misafir telâkki edip misafirhâne sahibinin emirlerine göre hareket etsin.. selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.”
Görülüyorlarki, Dâvâ’yı İslam’a gönül vermiş her bir mü’min kardeşimiz; ahiretini kazanmak üzere gönderildiği, imtihan olmak için bulunduğu şu kısa vadeli dünyada, asli vazifesini ihmal etmeden, ahiretini kaybetmeyecek şekilde üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.
 
Kaynak: Mehmet Ali Şengül | Samanyoluhaber

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu