Yazarlar

Düğmesiz cübbelerinin gereğini yapsalar kâfi… | RECEP ATICI

Geçen haftaki yazımda, bardağın dolu tarafına bakma anlamında; “Her taraf bahar kokuyor. Güneş, parlak yüzünü üstümüze çevirmiş, biraz da bana bak. Niye hep kesif maddeden oluşan torağa gözünü dikmiş ‘Her yer karanlık, mahşer mi Ya Rab!’ türküsü söylüyorsun” demiştim.

Evet, 24 Haziran sabahı güneş rengini andıran sarı tişörtleriyle binlerce KHK’lı, Strasbourg’ta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde ‘Geç gelen adalet, adalet değildir’ yazılı pankartlarıyla “Güneşin, parlak yüzünü” gösterdiler. Zamanı olup da medeni dünyanın en etkin protesto şekliyle;  ‘Türkiye’deki zulme dur de!’, ‘Türkiye’deki işkenceye dur de!’ diyerek hepimizin sesi olan katılımcılara öncelikle şükranlarımı arz ediyorum.

(AİHM) önünde gösteri yapan binlerce KHK’lı, “Mağdurlar burada hakimler nerede?’, Salyangoz kostümü giyen bir diğer gösterici de “Ben bile senden daha hızlıyım AİHM” gibi sloganlarla çok etkili bir eylem sergilediler. Yaklaşık altı yıl sonra yapılabilen bu organizasyon gerçekten yüreğimize su serpti. Bunu görmek ve her yerde dile getirmek üzerimize bir vecibedir.

Dile kolay bu eylem, 24 sivil toplum kuruluşu adına yapılmış. Dolayısıyla bunu organize eden başta Rumi Ünal olmak üzere herkesi tebrik ediyorum. Sekiz sayfadan oluşan şikâyet mektubunu AİHM Başkan Rabert Spano’ya ulaştırılmak üzere asistanına vermişler. Bu da sanırım bundan sonraki kararlar adına etkili olacaktır.

Eyleme, 15 Temmuz sonrası Türkiye’de zorla kaçırılan ve kendisinden yaklaşık 3 yıldır haber alınamayan KHK’lı Yusuf Bilge Tunç’un kız kardeşi Şefika Nur Kurt da katılmış. Kurt, “Maalesef AİHM’nin verdiği kararlar ümitlerimizi söndürmek üzere. O yüzden biz kayıp ailelerinin desteklenmesi konusunda yapılan bu tür her gayret, her destek çok kıymetli” diyerek abisinin mağduriyetini de birinci ağızdan AİHM’e duyurmuş.

Bizatihi Strasbourg’a, gelerek eyleme katılan gazeteci Kerim Balcı, “Geciken adalet hem mağdurları umutsuzluğa itiyor hem de diktatörlere cesaret veriyor. Biz bunu AİHM’e hatırlatmak için buradayız” demiş. Şayet AİHM, hala onurunun ve gururun olduğunu düşünüyorsa kafasını ellerinin arasına koyup bu cümle karşısında iyice düşünmesi gerekir.

Evet, AİHM, ‘iş yükünün ağırlığı vs.’ gibi bahanelerle kendisinden beklenen performansı gösteremedi. Dolaysıyla da mağdurlar AİHM’nin bu mazeretini inandırıcı bulmuyorlar. Zira isterlerse bazı dosyaları hemen öne alıp neticelendiriyorlar. Ayrıca Türkiye’deki rejimi de sanki kolluyorlar gibi bir imajları var ki, bu da AİHM adına hiç de hoş olmayan bir durum maalesef.

Bu eyleme katılan KHK’lı Yargıtay Hâkimi Kemal Karanfil’in; “Türkiye’de 18 yıl hakimlik yapan bir kişi kaçakçıya para vererek Meriç’i geçmek zorunda kaldı. Ve benim gibi yüzlerce hâkim geldiyse buraya, Türkiye’de hukukun olmadığını bilin artık!” ifadesi ise çok çarpıcıydı. Karanfil’in bu ifadesi aslında ‘kör göze parmak’ gibi bir şeydi. AİHM hakimleri bunu da duymazlıktan gelirlerse meşhur tabirle ‘dükkânı kapatsınlar’ artık.

Ayrıca Anayasa Profesörü Hüseyin Demir’in; “Türkiye artık bir hukuk devleti değil. Tamamıyla keyfi bir yönetim var, bu yönetim hız kesmeden zulme devam ediyor. Bunun önünü kesmenin tek yolu, AİHM’nin hukuk yoluyla buna müdahale etmesi ve Türkiye’yi hukuka dönmeye zorlaması olacaktır. Fakat, AİHM’nin bazı dosyaları öne alıp bazılarını da görmezden gelerek yanlı bir tutum sergilemesinden dolayı bunu bugüne kadar göremedik maalesef.” ifadeleri de AİHM’ni hukuku hakkıyla uygulamamakla itham etmek anlamına geliyor ki bu da AİHM adına bir garabet.

Aslında eylemde ister pankartlarla, isterse sözlü ve yazılı olarak ifade edilen hukuksuzlukları AİHM’nin bilmediğini, haberi olmadığını düşünmek biraz saf dillik olur. AİHM, kendi binaları önünde kulakları sağır edecek şekilde dile getirilen o ifadeleri elbette biliyor. Ne var ki ciddi bir tepkiyle karşılaşmadıkları için Bektaşi misal “Biz yaptık oldu” şeklinde düşünüyor olmalılar.

Ancak bugüne kadar AİHM önünde bu kadar kalabalık bir eylemin yapılmadığını Fransa’da yaşayan bazı katılımcılar ifade ediyorlar. Ümidimiz o ki, Türkiye’de yıllardır devam eden adaletsizliğe ve hukuksuzluğa AİHM, bu sefer kayıtsız kalmaz. Seslendirilen düşünceler, bu sefer olsun mahkeme binasının soğuk camlarına çarpıp geri dönmez inşaallah…

Mahkeme önünde ,”Geciken adaletin adalet olmadığını” vurgulayan birçok konuşma yapıldı. Saatlerce süren sloganlar Fransızca, İngilizce ve Türkçe dile getirildi. Buna rağmen meşhur tabirle “Cemaat ne derse desin, imam bildiğini okur” derse AİHM hakimleri, -biraz ağır olacak ama- o zaman önce kendilerini yargılasınlar ve sonra kendilerinde hala AİHM hâkimi olma vasfı görüyorlarsa gelen dosyaları incelesinler, derim.

Evet, bu eylem vasıtasıyla AİHM’nin, Türkiye’deki adalet arayışının artık bittiğini görmüş olmasını arzu ediyoruz. Hukuki tabirle iç hukuk yollarının artık tükendiğini görürler diye düşünüyoruz. AİHM hakimleri, Türkiye’nin işkencelerle, kaçırmalarla ve rejim mahkemeleriyle insanların canlarına, mallarına kastedilen bir ülke olduğunu görüp ‘artık yeter’ desinler istiyoruz.  İstediğimiz şey aslında çok ekstrem bir şey değil. Sadece düğmesiz cübbelerinin gereğini yapsalar kâfi…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu