Yazarlar

Dostlara açık mektup | Kerem Şahin

Kişiler arası iletişim ruh sağlığımızı doğrudan etkiler. Özellikle bu kişiler bizim ailemiz, arkadaşlarımız, dostlarımızsa bu etki daha yüksektir. Ben bu yazıda sadece arkadaşlarla, dostlarla olan iletişimin bir yönüne değineceğim. Bize “arkadaşım, dostum” diyenlere açık bir mektup olacak bu yazı. Onlara benimle iletişim kurarken sıkça yaptıkları hatalardan ve benim ne hissettiğimden bahsedeceğim. Bu yazıyı okuyanlar, yazıdaki “ben” ve “dostum” kelimeleri yerine, kendilerini koyarak okurlarsa daha istifadeli olacağı kanaatindeyim. Çünkü çoğumuz bazen “dostlarımız” gibi konuşabiliyoruz ya da bizle hatalı iletişim kuran dostlarla karşılaşabiliyoruz. Amacım dostları incitmek ya da üzmek değil. Amacım ayna tutmak, farkına vardırmak, empati kurdurabilmek, etkin dinlemeye yönlendirebilmek. Hazır mısın? Dostun acı söyleyecek.)

Bana Bu Kelimeleri Kullanma Dostum!

Sana geldim. Derdimi, sıkıntımı anlatmaya. Sadece anlatmaya… Çünkü dinlenilmeye ihtiyacım var. İlla ki problemlerimi çözmeni beklemiyorum. Belki sen de benimle aynı dertleri yaşadın, yaşıyorsun. Beni anlayacağını umarak sana anlatmak istiyorum.

Tam anlatmaya başlıyorum, bana diyorsun ki: “Kader, nasip, kısmet, hayırlısı…”. Evet, şu dünyada ne yaşıyorsak hepsi kader dairesi içinde cereyan ediyor. Kendisine söylenilen, en az söyleyen kadar iyi biliyor bunu. Böyle dedim diye hemen yargılama beni. Tevekkülsüzlükle suçlama. Mesele bu değil! Sen bu kelimeleri kullanınca dostum, benim daha söyleyecek sözüm kalmıyor. Çünkü bu kelimeler son nokta. Buraya gelene kadar insanın kendi tercihleri var. O yüzden biz “tercihler dairesinde” söz söyleyelim. Etki edebileceğimiz alanda konuşalım.

Ben sana bir şey anlatmak istediğimi söylediğimde bana “Şu an seni dinlemek istemiyorum. Şimdi dinleyemeyeceğim.” gibi cümleler kursan inan çok üzülmem, sana kırılmam, küsmem. Dinlemek istemediğin zaman bunu bana rahatça söyleyebilirsin. Böyle söylemen, yukarıda söylediğim kelimelerle bana cevap vermenden çok daha iyi.

Beni Kendinle veya Başkalarıyla Kıyaslamadan Dinle Dostum!

Dostlara açık mektup | Kerem Şahin 2

Sana bir derdimi anlattığımda bana “Ne olacak, ben de yaşadım bunları, herkesin başına geliyor, kader işte, senden daha kötüleri de var…” deme.

Ben kendimi başkalarıyla kıyaslıyorsam ve başkalarından sana bahsediyorsam benle böyle konuşabilirsin. Ama ben sadece kendimden bahsediyorsam bana böyle şeyler söyleme lütfen. Çünkü bu söylediklerini ben de biliyorum. Fakat herkesin sabır eşiği aynı değil. Aynı sıkıntıları yaşayan herkes aynı tepkileri vermiyor.

Bana Tavsiye Vermeden Dinle Dostum!

Ben senden bir tavsiye istemediğim sürece bana tavsiyede bulunma. “Sabret, dişini sık, şunu şöyle yap, haline şükret…” deme.

Sen de şahitsin sabrediyorum, şikayet etmiyorum. Sadece yüküm ağır geliyor, senle paylaşıyorum. Altında ezilmemek için sana yaslanıyorum.

“Beklentisiz Ol” Demeden Dinle Dostum!

Sana meşru hayallerimi, ümitlerimi anlattığımda bana “Beklentisiz ol, bu olmasa da olur, bak bizde bunlar da yoktu…” deme.

Ben seninle sadece hayallerimi paylaşıyorum dostum. “Bunlar olmazsa olmaz, bunlar olmadan yaşayamam. Neden bunlar olmuyor?…” demiyorum. Sadece hayal ediyorum, ümid ediyorum.

“Dua Et” Demeden Dinle Dostum!

Sana bir şeyi nasıl yapacağımı veya nasıl olacağını sorduğumda “Dua edeceğiz, nasipse olur inşaallah, Allah yardım eder…” deme.

Dua etmiyorum mu sanıyorsun? Sebepleri yerine getirmek, yapılması gerekenleri yapmak dua etmek değil mi? Sadece sözlü dua edip, öylece bekleyince mi nasip oluyor ya da Allah yardım ediyor? Bunu yanlış anlama lütfen! Hiçbir şey yapmadan da Allah yardım edebilir? Ben sadece Allah’ın kainata koyduğu bir kuraldan bahsediyorum. Yani önce “deveyi bağlamaktan”…

Senden yardım istediğimde, sana danıştığımda bunların yerine bana, yapamayacağını söylemen yeterli dostum.

Fikirlerini Dayatmadan Dinle Dostum!

Senle konuşurken bana “Bunu kesinlikle böyle yapmalısın. Bunun doğrusu budur. Madem böyle yapmıyorsun yaşa da gör…” deme.

Hayatta tek doğru yok dostum. Aynı hedefe giden farklı yollar da var. Başka yolları bi

lmiyor olmak, tek bir yol olduğu anlamına gelmiyor. İnsanın sadece kendi düşüncesinin doğru olduğunu düşündüğü yerde başkasının düşüncelerinin bir anlamı kalmıyor maalesef. İki, üç, dört… düşünceyi harmanlayıp en makul düşünceyi bulmak hepimizi daha mutlu edecektir.

Sen benimle bu anlattığım şekillerde konuşunca dostum, ben bir anda “kadere teslim olmayan, rıza göstermeyen, hep şikayet eden, şükürsüz, başkalarıyla kendini kıyaslayan, kıskanç, bir çok beklentisi olan, hiç dua etmeyen, tevekkülsüz, hep yanlış fikir sahibi…” biri konumuna düşüyorum. Anlaşılmadığımı, yanlış anlaşıldığımı hissediyorum. Sana kızıyorum. Bir daha senle konuşmak, sana derdimi anlatmak istemiyorum. Yalnız kalıyorum. İçime kapanıyorum…

Bana “Benim sana bu söylediklerimi sözüne itibar ettiğin bir çok insan yazıyor, söylüyor” diyebilirsin. Haklısın dostum. Ama sorun da burada zaten. Ben bunları duymak istediğimde açıp onları okuyor ve dinliyorum. Fakat sen başkasın. Arkadaş olmak, dost olmak başka bir şey. Sen olmak demek , yargılamadan, suçlamadan, ayıplamadan, dayatmadan dinleyebilmek demek. Anlamak ve anladığını hissettirmek demek. Empati yapabilmek demek. Koşulsuz sevebilmek demek. Bazen sağır, bazen kör, bazen dilsiz olabilmek demek.

Umarım sana kendimi anlatabilmişimdir dostum. Acı söyledim farkındayım. Seni seviyorum, sana değer veriyorum, üzdüysem özür dilerim ve mektubumu okuduğun için teşekkür ederim.

Hizmetten | Kerem Şahin-Psikolojik Danışman

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu