Haber

Doç Ali Mahmud Şükrü: Hocaefendi, İslam akidesine yeniden işlerlik kazandırdı

Doç. Dr. Alaa Ali Mahmud Şükrü, Mısır’ın dünya çapında ünlü eğitim kurumu Al – Ezher Üniversitesi’nde İslam kültürü anabilim dalında yardımcı doçent olarak ‘Gülen Hareketi: İslami Davette Gayret ve Etkileri’ konulu doktora tezini 2017 yılında hazırladı. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bütün eserlerini okuyan Doç. Dr. Alaa Ali Mahmud Şükrü, Mısır’da ve birçok ülkede Hizmet kurumlarını ziyaret etti. 6 yıldır Hizmet Hareketi üzerine çalışmalar yapan Doç. Dr. Şükrü, bu alanda panellere katılmış, konferanslarda sunum yaptı.

Nesemat YouTube kanalına konuk olan Mısırlı akademisyen Ali Mahmud Şükrü, ‘Birçoğumuz akide kurallarını ezberler ve tekrarlar dururuz. Ancak bu kurallar pratik hayatta kendini pek göstermez. Hocaefendi geldi ve İslam akidesine yeniden işlerlik kazandırdı.’ dedi.

15 Temmuz sonrası Hizmet ve Hizmet düşüncesine olan inancının daha da arttığına dikkat çeken Ali Mahmud Şükrü, ‘Olanlar ve bu karışıklıklar Sayın Gülen’in sözlerinin samimiyetini test etmek ve sözleriyle eylemleri arasındaki mutabakatı görmek için harika bir fırsattı.’ yorumunu yaptı. Hocaefendi için ‘’Rönesans yapabilmiş büyük bir alim, Rabbani ve ansiklopedik bir davet insanıdır.’ diyen Ali Mahmud Şükrü sorulara şu cevapları verdi.

Hizmet Hareketi hakkında yapmış olduğunuz doktora tezi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Aslında, bu tez çalışmasından çok istifade ettim. Bu tez uzun yıllardır kafamı meşgul eden sorulara bir cevap oldu. Çekmiş olduğum fikri sıkıntılara da bir çözüm oldu. Bu soruların en önemlilerinden biri, Müslümanlar neden ilerlemiyor, geri kalıyor? sorusu idi. Aslında, Hizmet Hareketi başardığı bu büyük rönesansa ulaşabilmek için çok önemli adımlar attı.  Bu adımların en önemlilerinden biri, fikirlerinin pratik olarak uygulanabilir olmasıydı. Büyük fikir insanlarından birisine ait bir yazı okumuştum. O yazıda şöyle diyordu: “Değerli fikirlere ulaşmak için çok zaman harcadık. Ancak sonunda bu fikirleri sayfalar arasında hapsettik hayata tatbik edemedik.” Ve aslında Sayın Gülen ve diğer düşünürler arasındaki en büyük fark da budur.  Onun ve takipçilerinin fikirleri gerçek hayatta uygulanabilir, pratik fikirlerdir. İslam akidesinde yeniden keşfedilmeyi bekleyen büyük bir hazine var. Birçoğumuz akide kurallarını ezberler ve tekrarlar dururuz. Ancak bu kurallar pratik hayatta kendini pek göstermez. Hocaefendi geldi ve İslam akidesine yeniden işlerlik kazandırdı.

Yaşanan hayata uygun olduğunu gösterdi. Hizmet Hareketi aynı zamanda tüm mezhepleri, tüm kesimleri ve tüm dinleri kapsayan bir insani söylem sunabildi.  Dünyanın pek çok ülkesinde bulunmasının ve büyük bir kabul görmesinin sebebi budur. Dini söylemi onun yayılmasına engel teşkil etmemiştir. Çünkü onun söylemi ideolojik değil, insani bir söylemdir. İdeolojik söylem ise ayrıştırıcıdır, birleştirmez. Ayrıca Hizmet Hareketi o söylemi eğitim ve öğretim gibi araçlarla desteklemiştir. Bu ise insanı ilim, amel, edep ve değerler açısından yetiştirip belli bir kıvama getirme hususunda en önemli vesilelerden birisidir. Dünyanın pek çok ülkesinde faaliyetlerine izin verilmesinin en önemli sebeplerinden birisi de budur. Bütün bunlar, Hizmet Hareketi’nin her yerde olması, gelişmesi ve meyve vermesinin önemli esaslarıdır.

Hizmet Hareketi’nin aleyhine hazırlanan 15 Temmuz sonrası fikirlerinizde bir değişiklik oldu mu?

Aksine, bütünüyle Hizmet ve Hizmet düşüncesine daha fazla inandım. Olanlar ve bu karışıklıklar Sayın Gülen’in sözlerinin samimiyetini test etmek ve sözleriyle eylemleri arasındaki mutabakatı görmek için harika bir fırsattı. Bu da zaten olmuş oldu. Gerçekleşen bu büyük fitne, Hocaefendi’nin ilkelerini veya Hizmet ilkelerini asla değiştirmedi. Bu da beni onun fikirlerine ve insanlığa hizmet etmek için yaptığı her şeye karşı daha fazla ikna etti.

Hizmet hareketinin bütün dünyada etkili olmasını bütün metotları kullanmasına mı bağlıyorsunuz?

Evet, Sayın Gülen İslam davasını bütün yönleriyle ele aldı. İster aklî ister hissî isterse de ilmî olsun bütün metotları tam bir bütünlük içinde kulandı. Bazıları sadece bir metot kullanır. Hissî metot mesela. Bunun tam bir etkisi olmaz. Bazen olabilir ama belirli bir süre içindir sadece bu etki. Tüm bu metotların eşzamanlı, birbiriyle entegre ve bir bütünlük içinde kullanılması İslamî davete güçlü bir ivme, derince ve sürekli bir etki sağlar.

Hocaefendi ve fikirlerinin bu kadar araştırılmasını neye bağlıyorsunuz?

Hocaefendi’nin İslamî davet ile ilgili fikirlerinin büyüklüğü, onların pratik hayatta projelere dönüştürülmüş olmasında yatar. Bu, büyük düşünürlerin ve reformcuların eserlerinin çoğunda bulamadığımız bir şeydir. Bu da birçok araştırmacıyı, Hocaefendi’yi araştırmaya, fikirlerini ve hareketini incelemeye teşvik eden en büyük etkendir.

Hocaefendi gibi bir değeri ve onun orijinal fikirlerini gençlere tanıtabilmek için neler yapılabilir?

Evet, Hocaefendi, rönesans yapabilmiş büyük bir alim, Rabbani ve ansiklopedik bir davet insanıdır. Hocaefendi’nin söylemlerine ulaşıp onu başkalarına tanıtmamız gerekiyor. Bu da ciddi bir gayret istiyor. Hocaefendi’nin hayatını, fikirlerini özetleyen bazı yayınların herkese ulaştırılması gerekiyor. Genç insan gruplarını bilgilendirmek veya onları saha gezilerine çıkarmak ve onları bu projelerin bazıları hakkında bilgilendirmek gerekiyor. Kesinlikle, bu düşünceyi pratik olarak gördükleri şeyler vasıtasıyla, nazari olarak onlara öğretilenden daha iyi anlayacaklar. Bunun teorik konuşmalardan daha etkili olacağını düşünüyorum.

Doç. Dr. Alaa Ali Mahmud Şükrü

Siz Hocaefendi’yi nasıl tanıdınız?

Onu Mısır dergilerinden Al Bayan’da okuduğum yazılarla tanıdım. Aslında bu, Hocaefendi ile ilgili bilgilerimin başlangıcıydı. Sözlerinden ve tarzından çok etkilendim.

Daha sonra ne yaptınız?

Aslında Onun ve kendine özgü üslubunun karşısında şok oldum. O zaman bu Zatı daha fazla tanımayı ve hakkında araştırma yapıp bir tez yazmayı düşündüm.

Hocaefendi ile ilgili kaynakları nasıl ve nerede buldunuz?

Aslında ilk başta kaynaklara ulaşmakta çok zorlandım. Öncelikle Türkçe’yi iyi bilmiyordum. Öte yandan, o zaman daha eserlerinin pek çoğu Arapça’ya çevrilmemişti. Gerçekten çok zorluklarla karşılaştım. Ancak bu alanda bana en çok fayda sağlayan şey, yapmış olduğum bir saha gezisiydi. Bu gezi sayesinde Hocaefendi’nin ve büyük başarılarının beni hayrete sevk eden projeleriyle karşılaştım.

Hizmet Hareketi’nin gerçekleştirmiş olduğu projeler sizi nasıl etkiledi?

Kuşkusuz bu projeler Yüce Allah’a davet hususunda büyük rol oynamaktadır. Aslında 2013 yılının sonlarında Türkiye’ye gittiğimde, eğitim kurumlarını kapsayan bir saha gezisi yaptım. Çoşkun Koleji’ni, o zamanın en büyük medya kuruluşu olan Zaman gazetesini gezdim. Aynı zamanda dünyanın dört bir tarafına farklı dillerde yayın yapan, ahlaki, dini ve Kur’anî eğitim öğretim metotlarını ulaştıran yardımcı kanallarıyla Samanyolu televizyonunu ziyaret ettim. Bunlar kesinlikle dinin her kesime ulaştırılması hususunda büyük rol oynadılar. Aynı zamanda bazı hastaneleri, “Kimse Yok mu?” derneği gibi yardım kuruluşlarını da gezdim. Bu kuruluşlar doğrudan olmasa da dolaylı bir şekilde İslami davet adına çok önemli roller oynadılar. Mesela “Kimse Yok mu?” derneğini gezdiğimiz esnada şunlara şahit olduk. Myanmar’da deprem olduğunda onlara yardım eli uzatmışlar. Bazı arkadaşlar Kimse Yok Mu? derneğinin müdürüne sorular sordular. Dernek Myanmar’da hiçbir ayrım gözetmeksizin Müslümanlara ve Müslüman olmayanlara yardım sağlamış. Dernek müdürü şunu dedi: “Biz hiçbir slogan kullanmıyoruz.” İnsana yönelik çalışmaları ön plana çıkarıyoruz. Budistlere yardım ettiğimizde, Müslümanlar bize Budistlerin kendilerine eskisinden daha iyi davranmaya başladıklarını söylediler. Çünkü onlara yardım edenler Türk ve Müslüman kişilerdi. Bu aynı zamanda İslam’a dolaylı bir çağrıdır, çünkü İslami sloganlarla girerlerse insanlar uzaklaşabilir.

Yapmış olduğunuz tezi doğrudan Hocaefendi’ye sunmak imkanınız olsaydı, Ona ne derdiniz?

Ona teşekkür ederdim. Çünkü bende ilim ve marifet adına çok ufuklar açtı.

Hocaefendi’ye bir soru sorma fırsatı verilseydi ne sorardınız?

Sadece O’ndan dua isterdim.

Hocaefendi ve Hizmet hareketi ile ilgili suçlamalar hakkında ne dersiniz?

Araştırmalarım neticesinde şu anladım ki, Hocaefendi sünni Maturidi bir Müslüman ve tüm Hizmet insanlarının sağlam ve sahih bir akidesi var. Bu suçlamalar onlara hiçbir zarar veremez. Birçok peygamber ve ıslahçı bunlardan daha fazlasına maruz kalmıştır. Peygamberimiz, muhalifleri ve düşmanları tarafından deli olmakla, şair olmakla, sihirbaz olmakla suçlanmış. Batıl ne kadar sürerse sürsün, sonunda zafer hakkın olacaktır.

Hizmet insanlarının içinde bulundukları sıkıntılar ile ilgili onlara yönelik bir mesajınız var mı?

Onlara Allah’ın hayatı yarattığını söylüyorum. Bizi imtihan etmek için ölüm ve hayatı yarattı. “Hanginiz güzel amel yapacak diye ölümü ve hayatı yarattı.” Hayatın esası imtihandır. Allah’ın şu kelamı ne doğrudur: “Allah sizden mücahede edenleri ve sabredenleri tam ortaya çıkarmadan Cennet’e gideceğinizi mi zannettiniz?” Diğer bir ayette de “Sizden şahitler çıkaracak” buyuruyor. Sabrın ödülü cennettir. Yine yüce Allah buyurur ki: “Sabredenlerin mükafaatı hesapsız bir şekilde verilecektir.” Bütün peygamberler, salih insanlar bu sıkıntılara maruz kalmışlardır. Bu imtihanlar ve belalar tasfiye içindir ve mükâfatı da büyüktür.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu