Yazarlar

Devrin Hacerleri | İsmet Macit

“Siyah bir inci düşer Mekke Vadisine
Kucağında kundaktaki yavrusu
Sığınınca Kimsesizler Kimsesine
Yarılır yerin granitten tortusu
Gökler ses verir mütevekkil sesine
Sunulur adı Zemzem olan o kutsal su”

Firavunun sarayında bir cariye…
Hazreti İbrahim (as) ve Hz. Sara annemizin Mısır’a yaptıkları tebliğ yolculuğunda Firavun tarafından Sara annemizin hizmetine verilen Habeşistan asıllı tevazu abidesi bir köle. Ömrü çilelerle ör- gülenmesine rağmen tek kelime şikâyet cümlesi kurmamış Allah’ın mütevekkil kulu.
Hz. İbrahim’e (as) ilk oğlunu doğuran peygamberlerin ve insanlığın gözbebeği, çağları aydınlatan Allah dostlarının büyükannesi.
Çölün volkanik kayalıklarına kundaktaki oğlu ile bırakıldığında yarım kelimeyle bile memnuniyetsizlik izhar etmeyen sabrın kristal heykeli.
O Hz. İsmail’in (as) annesi, Hz. İbrahim’in (as) kutlu eşi, Hz. Muhammed’in (sav) büyükannesi olmakla müşerref büyük kadın.
Hz. İbrahim (as), ciğerparelerini çöle bırakıp dönmek için yola çıktığında arkasına bakmamıştı. Belki de, ‘onların yapayalnız hallerine ettiğim nazar, babalık ve kocalık duygularımı galeyana getirip beni etkisi altına almasın’ diye düşünmüştü. İnsanlığın tevekküle verdiği manayı değiştiren teslimiyet kahramanı Hacer annemiz, niyetini anlamış olacak ki çöle acıklı bir ağıt gibi düşen şu cümlelerle haykırdı Hz. İbrahim’e: “Bunu yapmanı sana Allah emrediyorsa git.
O (cc) bizi zayi etmeyecektir.”
Hz. İbrahim’in (as) onlar için yaptığı duanın ayet olup yüzyılları nurlandırdığı bereketli kadın. “Ey Rabbimiz! Ailemden bir kıs- mını, Senin hürmetli beytinin (Kâbe’nin) yanında, ekinsiz bir vadi- de yerleştirdim. Namazlarını beytinin huzurunda dosdoğru kılsınlar diye, ey Rabbimiz! Sen de insanlardan mümin olanların gönüllerini onlara meylettir ve onları meyvelerle rızıklandır ki, onlar da nimetlerinin kadrini bilip şükretsinler” (İbrahim Suresi, 37)
O, yüzlerce yıldır, milyarlarca müminin gönlünde taht kurmuş müminlerin annesi. Mekke’yi şehir hatta tüm şehirlere anne yapan annelerin annesi mütevekkil kul. Dudakları susuzluktan yarılan oğ- luna su bulabilmek için akabeler arasında dizlerinin bağı çözülene kadar koşturan, granitten çaresizliği, şefkat artezyeni ile delen, adeta Zemzem’in de annesi, gayret abidesi, tertemiz ruh.
Çöle bırakılmalarından on üç yıl kadar sonra Hz. İbrahim (as) Hz. İsmail’i kurban etmek için yola çıktığında şeytan Allah’ın emrini yerine getirmelerine engel olmak için çok gayret etmiş ve Hz. Hacer’e şunları fısıldamıştı: “Allah emrettiği için nasıl sizi susuz bir çöle bıraktıysa yine Allah emretti, kesecek oğlunu!” O ise, “Eğer Rabbimin emri ise oğlum kurban olsun.” diyerek Şeytan’ın hevesini kursağında bırakmıştı.
Oğluna su ararken heyecan ve gayretle koştuğu mekânların Hacc’ın bir parçası olduğu, milyarlarca Müslüman’ın Safa-Merve arasında sa’y ederken ayak izlerine basarak yürüdüğü müminlerin anası rehber kadın.
Kâbe’nin duvarına bitişik bir evde yaşadı. Vefat edince de evine, yani Kâbe’nin gölgesindeki Hatim kısmına (bugün Altın Oluğun altındaki bölüm) defnedildi. Allah’ın komşusu idi, kıyamete kadar da öyle kalacak olan seçilmiş yürek…
Doğumu, hicretleri, evladı ile çöl ortasındaki imtihanı, Safa-Merve arasındaki gayreti, oğlunun kurban edilmek istenilmesi karşısındaki teslimiyeti ile devrin muhacirlerine, annelerine, Hizmetin Hacerlerine örnek olan rehber kadın…
Ümidimiz odur ki; Rabbimiz Hz. Hacer’in eliyle çölleri cennetlere çevirdiği gibi çekilen çileler boşa gitmeyecek ve sevgisizlikten
kurumuş yeryüzü toprağında da günümüzün Hacer misal mazlumeleri sayesinde sevgi iklimini hâkim kılacaktır.

Hizmetten | İsmet Macit

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu