Yazarlar

Demir parmaklıklar gerildi önlerine | İsmet Macit

 

“Rabbim, sök kudretinle zalimin pençelerini

Kurtar masumları rahmetinle

 Uzanıp dokunsunlar

Güneşe, aya, yıldızlara

Birlikte yürüyelim

Demir parmaklıklar gerildi önlerine | İsmet Macit 2

Işıktan yarınlara”

Cabir ibn Abdullah (ra) Efendimizin (sav) Zâtürrika Seferi dönüşünde bir anne kuşun yavrusu için çırpınışlarını anlatır:

Allah Resulü (sav) ile birlikte bulunduğumuz sırada, ashabından bir zat, bir kuş yavrusu bulup getirmişti. Allah Resulü (sav) ona bakarken, yavrunun anası ile babası veya onlardan birisi, gelip yav- rusunu tutan elin içine kendisini atıverdi. Sahabeler bunu görünce hayrette kaldılar.

Bunun üzerine, Resûlullah (sav): “Siz, yavrusunu tuttuğunuz şu kuşun yavrusu için kendisini avucunuza atmasına mı hayret ediyorsunuz? Vallahi, Rabbinizin size olan rahmeti, şu kuşun yavrusuna olan şefkatinden daha fazladır!” buyurdu. (İslam Tarihi, M. Asım Köksal)

Ve tutsak bebekler…
İç içe karanlıklardan dünya durağına geldiklerinde Demir parmaklıklar gerildi önlerine
Koşup oynayacakken
Mahpushane duvarları geldi üzerlerine

Küf kokulu dehlizlerin acısı takıldı genizlerine.

Onlar acıları eme eme
Dört duvar karanlıklarda Sürünerek büyürken
Dışarıda insanlık sürüm sürüm!

Yüzlerine damlayan anne gözyaşları, abdestleri Koğuşta hıçkırıklar, ninnileri
Beşikleri, zindanları aydınlatan ablalarının kucakları Pet şişelerden yapılan arabalar,

Çaputtan yapılan bebekler, oyuncakları. Doğum günlerini ağlaya ağlaya kutlar onlar Güneş görmek gibi gülmek de yasak. Unutmayın onları!

Sevgi ile bakarken sevdiklerinizin gözlerine, zindan parkelerine dökülen hasret gözyaşlarını emanet bilin.

Yavrularınızın başını okşarken, ciğerparelerine hasret yüreklerin, demir parmaklıklara takılan öpülesi ellerin varlığını aklınızdan çıkarmayın.

Sofradaki nimetlere burun kıvıran yavrularınıza, ‘binlerce cennet çiçeğinin annesiz-babasız sofralarda gözyaşlarını ekmeklerine katık yaptıklarını’ anlatın.

Hani Efendimiz (sav) bir keresinde şöyle buyurmuş: “Ben namaza okuyuşumu uzatmak niyetiyle dururum. Fakat geriden bir çocuğun ağlamasını duyunca annesine güçlük çıkarmamak için nama- zımı kısa keserim.”

Ama şimdi “Müslümanım” diyenler çığlıklarımızı duymuyor. Annelerimizin konuşması hıçkırıklı bir ağıt gibi.

Duyun onları olur mu?

Ağlamalarını duyunca namazını bile kısaltan Nebi’nin (sav) ümmeti olarak, dua edin onlara ki kısalsın zindan günleri! Dua edin ki zalimin pençesinden Rabbimiz kurtarsın melekleri.

Ve dua edelim ıztırar lisanıyla:

“Rabbimiz, Senin kullarından başta ablalar ve minik yavrular olmak üzere zulüm gören on binler var. Rahmetinle zalimin pençelerini sök ve masumları halas eyle.

Onlar da uzanıp dokunsunlar güneşe, aya, yıldızlara… Birlikte yürüyelim ışıktan yarınlara…”

Hizmetten | İsmet Macit

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu