Yazarlar

Cömertlik | Halil Şimşek

Cömertlik, bizim yamaçların gülüdür. Yaşatmak için yaşayanların olmazsa olmaz özelliklerindendir.

İşin içinde mertlik var. Cömert şeklinde iki hece olarak okuduğumuzda cömertlerin aslında mert insanlar olduğunu da görmüş oluyoruz.

Eskiden büyüklerimiz dua ederken, “Allah bizi nâmerde muhtaç etmesin!” derlerdi. Nâmert, mert olmayan, güvenilmeyen kişi demektir.

Cömerdin zıddı, cimridir. Cimri kişiler de halk ve Hakk katında sevilmeyen antipatik, namert kişilerdir.

Cömertlik, sahip olunan imkan ve nimetleri ahlakî ölçüler içinde başkalarıyla paylaşmaktır.

Cömertlik, nesil yetiştirme hedefine kilitlenmiş kişilerin temel ahlaki erdemlerinden birisidir.

Cömertlik | Halil Şimşek 2

Bireysel anlamda bencillikten kurtulmayı toplumsal anlamda da paylaşma ve yardımlaşmayı mümkün kılan cömertlik, dinimizde de her vesileyle vurgulanmış ve teşvik edilmiştir. İnfak, sadaka, hibe ve burs gibi kavramlar da bu erdemle iç içedir.

Cömert Allah’a, insanlara, Cennete yakın, Cehennemden uzaktır. Cimri ise bunun aksinedir.

Cömerdin kazancı, malı bereketli olur. Cömertliği nispetinde malı artar. “Misafirin rızkı ile geldiği, o eve bereket bıraktığı, sadaka vermekle malın eksilmeyeceği” hadis-i şeriflerde bildirilmiştir.

Bizler cömert ve mert kişilerin çoğalmasına ve gelecek adına yatırım yapan himmeti yüce insanlar gibi geleceğimiz adına cömert olmaya çalışalım.

Kırk yıldır tanıdığım, hamiyet sahibi, himmet ehli insanlar var. Kırk yıldır Allah yolunda verdiler ve veriyorlar. “verme kolik” diyebileceğimiz bu asrın Ebu Bekirleri ve Abdurrahman bin Avfları mallarıyla ve canlarıyla işin içindeler ve bunların içinde “keşke” diyen yok… “Keşke vermeseydim” demiyorlar; “keşke önce tanısaydım ve keşke daha çok verseydim” diyorlar.

Cömertlik, sonradan kazanılabilecek ahlakî bir davranıştır. Bir anda cömert olunmaz. İlk başta zorlanırız fakat azar azar vererek cömertlik yoluna girersek inşaallah Rabbimiz de bize o yolda yürümeyi kolaylaştırır.

Cömert olursak cömertlik buluruz. Sen halka cömert ol, Hakk’da sana cömert olacak ve “buyur cömertlerin yurduna, cennetime gir” diyecektir inşaallah…

Kırık Testi’de anlatıldığı üzere, “cömertlik dediğimiz, mal ile fedakârlık tebliğ adamının en mühim özelliklerinden birisidir. Baştan fedakârlığı göze almayan, alamayan insanlar, asla dâvâ insanı olamazlar. Dâvâ insanı olmayan kimselerin başarılı olmaları da söz konusu değildir. Evet, gerektiği yerde mal, gerektiği yerde can, hatta evlad ü iyal, makam, mansıp, şöhret.. vs. gibi çoklarının dilbeste olduğu, gaye-i hayâl bildiği şeyleri, bir çırpıda terketmeye hazır olanlar ve bunların sahip çıktıkları dâvâ neticede varıp zirvelere oturması muhakkak ve mukadderdir.”

Bugünkü şartlarda görevimiz; heptencilik düşüncesiyle bütün insanları önceden yaşamış Kur’anda ve sünnette övülen aziz insanlar seviyesine çıkarmaktır. Bunun için müesseseler açmak ve açılanları yaşatmak zorundayız.

Günümüze kadar nice insanlar yerinde mal, yerinde can vererek ve ağır bedeller ödeyerek kadınıyla erkeğiyle bu vazifeyi yapıp gittiler. Bayrak koşusu gibi bu bayrağı bize teslim ettiler. Bu davada milyonlarca insanın hukukunu bulunduğunu unutmamalıyız.

Burs, muavenet, himmet yaşatma idealidir. İnfak ibadetinin organize edilmesidir. Ensar ruhuyla hareket etmektir. Asrımızın Ensar’ı olabilmeye çalışmaktır.

Yapılan hayırlar, mallarımızı önden göndermektir. Allah’ın davetine icabet etmektir.

“Allah, karşılık olarak cenneti verip müminlerden canlarını ve mallarını satın almıştır.” (Tevbe; 111) Kur’an-ı Kerim’de cömert insanlara verilecek mükafat şöyle anlatılır:

“Mallarını gece ve gündüz gizli ve açık hayra sarf edenler var ya, onların mükafatı Allah katındadır. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.” (Bakara suresi/ 274)

Hadisi şeriflerde ise şöyle buyrulmuştur: “Bir açı doyuran kişiye Allah cennet meyveleri yedirir. Susuz bir müminin susuzluğunu gideren kişiyi Allah kıyamet gününde ağızları mühürlü “özel” kaplar (daki içecekler) ile sular. Elbisesi olmayan bir kimseyi giydireni Allah kıyamet gününde yeşil cennet libası giydirir.”

(Ebu Davud, Zekat, 1682; Tirmizi, Sıfatü’l-kıyame, 2449)

“Bir kimse bir sadaka verdiğinde Allah bunu sağ eliyle alarak kabul eder ve sizden birinin tayını, deve yavrusunu besleyip büyüttüğü gibi o sadakayı büyütür. Sonunda bu sadaka büyük bir dağ kadar olur.”

(Buhari, Zekat, 1410; Müslim, Zekat, 2339)

Hz. Ebubekir’e Allah selam gönderiyor. “Ben ondan memnunum” diyor. Hz. Ebubekir her şeyini vermişti. Hz. Aişeyi Sıddıka onun kızı. Sadakaları koyduğu keseleri en güzel kokularla kokulayıp öyle veriyor. “Alan kişinin eline değmeden Allah’ın eline geçiyor” diyor.

Rızık endişesiyle hayır yapmaktan geri durmayalım. Kendi çocuklarımızı düşündüğümüz kadar Ümmet-i Muhammed sallallahü aleyhi vesellemin çocuklarını da düşünmeliyiz. “Düşünmek” demek, çareler aramak demektir. Kendimiz himmet yapmakla birlikte az veya çok himmet yapacak insanları da bulmak çok önemlidir.

“İmkanım yok” demeyelim. İmanı olanın imkanı tükenmez. İman en büyük imkandır.

Muavenet, diğergamlıktır.

Diğergamlık, kendi istekleri ve başkalarının istekleri karşısında, kendi isteğinden feragat etmektir. Diğergam olmak; bir başkası mutlu olacak ben mutsuz olacağım anlamına gelmez.

İki şekilde mutlu oluruz:

  1. Başkalarından alarak,
  2. Başkalarına vererek.

Esas mutluluk, vererek mutlu olmaktır. Mutlu ederek, mutlu olmak.

Bizim mutluluk kaynağımız bir başkasının mutlu olmasıdır. “Başkasının mutluluğu için çalışanlar mutlu olurlar.„ (Paul ve Virgini)

“Malından gizli ve açıktan infakta bulunan hiçbir Müslüman yok ki, onu cennet “gel, gel” diye çağırmış olmasın.„ (Hadis) Bu kişilerden olmanızı dilerim.

Her şey mevsiminde güzel. Bu ay Ekim ayı, ekme zamanı. Burada ekersek, öbür alemde memnun olacağız ve “iyi ki ekmişiz ve o mevsimi değerlendirmişiz” diyeceğiz.

Hizmetten | Halil Şimşek

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu