Büyük Yalan ve Hizmet Hareketi

Yazar Emin Osman Uygur
web

Emin Osman Uygur

kimse-yok-mu

O kadar büyük yalanlar söyle ki kimse yalan olduğunu anlamasın.

Doğruları söyleyerek siyaset yapılamazdı. Halk onlara tam olarak inanmalıydı. Göz boyamak, algı yapmak ve eğrileri doğruların yerine koymak gerekiyordu. Bunun için de siyaset kılıfı çok uygundu. Bu kılıf yeşil renk olmalıydı ve üzerinde ay, yıldız, cami gibi figürler işlenmeliydi.

Herkesin gözü önünde çok güzel işler yapan insanlar için ne deseler inandırıcı olmayacaktı. Öyle bir şey denmeliydi ki herkes inanmalıydı veya inanmak zorunda kalmalıydı. Bu, büyük, çok büyük bir yalan olmalıydı.

Gök yüzü güneş, ay ve yıldızları ile ne güzeldir. Sonra bulutlar, yağmurlar, rüzgarlar ve gökkuşağı. Yeryüzü de harika bir şekilde desen desen, iklim iklim işlenmiştir. Bir yanda yaz bir yanda kış, bir yanda mavilikler bir yanda bembeyaz zirveler. Her insan bulunduğu yerde bakar bakar bu güzelliklere doyamaz bir türlü. Bunları hep Allah’tan bilir, O’na secde eder. O’nun ikramları, ihsanları ile hayata devam eder.

Bir gece çok büyük bir olay oldu. Çok insan farkında değildi. O gece gökyüzü de yeryüzü de değiştirildi. Gök yerine sahte bir gök, üzerinde sahte güneş, sahte ay ve sahte yıldızlar geldi. Yeryüzü de bir anda farklı bir şekle büründü ama yine çok kimse fark etmedi. Her şey aynı gibiydi. Dağlar, denizler, ağaçlar, baharlar, çiçekler… her şey yerli yerinde gibiydi. Ama öyle değildi.

Önceden sular hep O’nun için akardı. Güneş O’nun için yeryüzüne merhametle bakardı. Yıldızlar O’nun için geceleri nurdan ışıklar çakardı. Bitkiler O’nu anar, balıklar O’nu tesbih ederdi. Onlar değişmedi, onlar yine görevlerini yapıyor, ancak sahte gökyüzü ve sahte yeryüzünde işler öyle değil. Oralarda her şey bir ölümlü bir saraylı için vardı, insanlar da ölümlüler için temenna dururlardı.

Büyük yalan tuttu. İnsanlar göklerini eski gök, ovalarını eski ova, bulutlarını eski bulutlar sanıyordu. Sihirbazların sihri onları nasıl da yuttu. Hiç fark etmediler, asıl göğün gizlendiğini, hiç fark etmediler asıl denizlerin, gün doğumunun değiştirildiğini. Büyük yalan tuttu ama az olsa onu bilenler vardı Gerçek göğün ve yerin nasıl çalındığını görenler vardı. İşte onlar bundan rahatsızlardı. Bundan dolayı hep huzursuz ve mutsuzlardı.

O Hizmet gönüllüleri ki o gece uyumadılar. Geceler boyu göz yummadılar. Yıldızlı gecelerin koynunda yollara düştüler. Çalınan gök yüzünün tebessümlerine dualarla karşılık verdiler. Değişen baharların, denizlerin, dağların esintilerinde hayata tutundular. Çaldıkları gerçeği yok etmek isteyenlere inat, en sert rüzgarlara metanetle göğüs gerdiler. Ellerinde hakikat çiçekleri olduğu halde yalan vadilerinden huzurla geçip gittiler.

Onların o güzel, o aheste, o metin yürüyüşü rahatsız etti büyük yalancıları ve aslında o büyük hırsızları. Gülüşlerinden ıstırap duydular güzel insanların. İçi dışı kötülük olmuş bir şeytan gibi peşine düştüler hizmet sevdalılarının gelmesin diye hakikat. Ölüm emirleri çıkardılar pervasızca. En olmadık işere imza attılar hayasızca. Evlerine girip saçıp savurdular ne varsa.

Ama işte Allah. Ama işte olacak ya. Onlar çala dursunlar gökleri ve yeri. Anlamadılar hiç ne kadar ağır oldu yükleri. Dünya hırsından deliye dönmüştü gözleri. Görmediler, göremediler. Şimdi geliyor bir asa gibi hizmet gönüllüleri. Bozulacak temelden, savrularak paramparça onların o komik büyüleri. Duyulacak yeniden gür seslerle “Minnet Allah’a, Allah var etti başkası değil, gökleri ve yeri.”

Diğer Yazılar

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy