Aktüel

Bu dünyadan bir Terzi Ahmet Ağabey geçti

Terzi Ahmet Ercan Ağabey’i 1976 yılından beri tanımaktayım. Bu süre içerisinde kendisiyle baba-oğul gibi bir arkadaşlığımız, dostluğumuz oldu.Henüz 17 yaşındayken, Risale-i Nur, Üstad Bediüzzaman ve Muhterem Hocamız’la alakalı en kıymetli bilgileri kendisinden dinleme imkanı bulduk. Merhum’un en büyük özelliği Risale-i Nur’u çok okuması ve üzerinde çok tefekkür etmesiydi. Hayatı boyunca, kendisinden de dinlediğim kadarıyla 40 küsur defa külliyatı baştan sona kadar okumuştu.Dolayısıyla bazen ders yaparken ‘’hangi konu nerededir’’ diye sorduğumuzda canlı bir fihrist gibi hemen sayfalar bulur ve o konuyu önümüze çıkarırdı.Kendisi Risaleleri çok iyi okuyan, anlayan ve bu noktada gerçekten münevver bir Nur talebesi olmakla birlikte geçimini de terzilik yaparak sağlayan bir büyüğümüzdü. O yıllarda Konya’da daha henüz tek bir evin bile olmadığı dönemlerde Terzi Ahmet Ağabey’i bu tip sohbetlerde, derslerde görebilirdik. Yanında kendisi gibi muhterem pek çok Konyalı eski Nur talebeleri ile beraber.

Terzi Ahmet Ağabey’in temel özellikleri şunlardı:

Birincisi; asrımızın en korkunç hastalığı olarak kabul ettiğimiz ‘enaniyet’ bu ağabeyimizde yoktu. Büyük küçük, genç ihtiyar herkese karşı fevkalade mütevazı idi.Kolay kolay alındığını, kırıldığını bilmem..Herhangi bir iş teklif edildiğinde de ‘’hayır’’ denildiğine de şahit olmadım. Güler yüzlü idi. Ders yaparken, seyahate giderken, herhangi bir şekilde sohbet ederken yüzü bir güneş gibi ışık saçar dururdu. O mütebessim çehre hayallerimizden hiçbir zaman çıkmayacak inşaallah!

Aynı zamanda nezih bir üsluba sahipti. 40 küsur senelik arkadaşlığımızda, dostluğumuzda kendisinden bir defa bile argo bir kelime duymadım. Bu yönüyle, nazikane nezihane ‘kavl-i leyyin’ ile hizmet etme metodunu içselleştirmiş bir ağabeyimizdi. Hizmette teklif edilen hiçbir şeyi reddetmezdi. Ve  belki teklif edilen bütün işlerde en önce o ortaya atılırdı.Bazen dostların mütehayyir kaldığı, ‘’Yahu, bunu yapabilir miyiz, halledebilir miyiz?’’ dediği hususlarda, ‘’Madem bu vazife bize teklif edilmiş.Yardımcımız Allah’tır. Biz bu işin hakkından geliriz’’ diye herkesten önce o ortaya atılırdı. Ve yapılacak işin mühim bir kısmını da, tek başına kendisi üstlenirdi. Bu da oradaki insanlara heyecan verir, herkesin bir işin altına girmesine muvaffak olurdu. Bu merhum ağabeyimiz aynı zamanda rehberlik yönü de çok kuvvetli bir insandı. Bakınız; bir terzi esnafı..Belki liseden sonra herhangi bir eğitimi de yok..Ama bu fıtri rehberliği nasıl kavradı? Bir Allah vergisidir bu..

Dikmiş olduğu gömlek ve pantolonları hafta sonları kendi arabasıyla köylere satmaya giderken, beraber kaldığımız genç arkadaşlarımızı bazen yanına alır, gittiği köylerin kahvehanelerinde bu arkadaşlara sohbet ettirirdi. Kahvehaneye girilirdi. ‘’Arkadaşlar biz Konya’dan geldik.Çaylar bugün bizden.Lütfen bu arkadaşımızı bir dinleyin. Allah’ı anlatacak. Peygamberimiz’i (s.a.v) anlatacak.’’ derdi. İnsanları toplar, çay paralarını öderdi. Ve sohbet icra edilirdi. Arkadaşlar, bu sohbetler için Risale-i Nur’dan günler öncesinden hazırlık yaparlardı.Tabiri yerinde ise, Ahmet Ağabey’in nezaretinde külliyattan bu sohbeti icra ederlerdi. Böyle epey bir arkadaşımız sohbet etme kabiliyeti kazandı. Dolayısıyla gerek bu şekilde gerekse kendi evine konu komşuyu çağırıp bu arkadaşlara sohbet ettirerek veyahut yakın ilçelere gidip sohbet icra ettirerek bu arkadaşların yetişmesinde azami emeği vardı. Bulunduğumuz yerlerde Risaleleri önümüze koyar ’’hadi bakalım bir ders yapın da sizi dinleyelim’’ derdi. Bizim bazen yanlış yaptığımız yerler olursa izahlarda, hemen çok kibar bir şekilde ‘’bu meseleyi şöyle de anlamamız mümkün olabilir mi muhterem hocam ?’’ diye hürmetli bir ifade ile sorardı. Bizler de orada yanlış bir izahta bulunduğumuzu düşünür ve izahımızı düzeltirdik.

Talebeye ve esnafa rehberlik yönü çok kuvvetli idi.Hiç insanları utandırmazdı. Onunla oturup kalkmış, ‘’beni şu konuda mahcup etti’’ diyen bir insan tanımıyorum. Şefkatli, gayretli,merhametli bir insandı. Hizmet’in genel prensiplerini fevkalade anlamıştı.Üstad ve Hocaefendi’yi gerçekten sevmekle birlikte onların hizmetlerinin mahiyetini de kavramıştı. Kendisiyle oturduğumuz o ilk yıllarda, başta Hocamız olmak üzere önemli şahsiyetleri tanımamızı Terzi Ahmet Ağabey’in gayretlerine borçluyuz. Allah kendisinden ebediyyen razı olsun.

Mütevazi bir insan olarak,hayatı boyunca Hizmet’ten gelen bütün arkadaşlara yardımcı oldu.Talebelerin ihtiyacını temin için Karadeniz’de çay toplamaktan tutun, başka illerde soğan ve patates toplamaya kadar her yere gitti. Gittiği yerlerden bir şikayeti olmazdı. Karşılaştıkları zorlukları dahi anlatmazdı.’’Gittik, geldik. Allah yardım etti. Şunları yaptık’’ der, geçerdi. Risale-i Nur derslerindeki ciddiyeti çok netti. Bir yerde toplanıldığı zaman, öyle uzun boylu (özür dilerim) gevezelik edilmesine fırsat vermezdi. Hemen bir kitabı uzatır, ‘’şurdan bir okur musun?’’ derdi ve saatlerimiz o konuyla geçerdi.

Terzi Ahmet Ağabey, hayatın çok değişik sıkıntılarını da görmüş bir insandı. Çevresinde kendisi gibi muhterem dostlar vardı. Rahmetli Çavuş Ağabey ile muhteşem bir ikiliydiler. Onları hep beraber görürdük. Beraber gelip giderler, seyahatlerinde beraber olurlardı. İkisi de bütün hayatlarını bu Hizmet’e vakf etmişlerdi. Hastalığı döneminde de sık sık  kendisini ziyaret ettim. Ama bilhassa talebelik yıllarımız beraber geçtiği için aramızda ayrı bir hukuk oluştu. Sonraki yıllarda ben bir yere tayin için gittiğimde mutlaka arkamdan bir ’’baba’’ gibi gelir, benim oradaki durumuma bakar, çevremdeki insanlarla da konuşur ve  sonrada tekrar döner giderdi. Öğretmenlik hayatımın yaklaşık 20 senesinde Terzi Ahmet Ağabey beni ziyaret edip, şefkatle takip etmiştir. Bundan dolayı şahsen Hizmette dostlarımızı çok severim ama Terzi Ahmet Ağabey’e muhabbetim biraz daha farklıdır. Bu üzüntü ile çok şey anlatmak mümkün olmuyor. Ama ileriki yıllarda hayatı ile alakalı bir yayın türü bir şey hazırlanırsa, daha fazla hatıralardan bahsedebilirim.

Terzi Ahmet Ağabey’i Allah’ın rahmetine emanet ediyor, hayatı boyunca çok sevdiği Peygamberi’ne (s.a.v) kavuşmasını diliyor, kabir hayatında cennet-asa bir hayat geçirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

Yazı: Muhammed Gökçe

 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu