Haber

Bitmeyen Kristal Gece: 15 Temmuz

İSMET MACİT

Türkiye’de 15 Temmuz gecesi sahnelenen kurgu bir darbe bahanesiyle binlerce insan, bir gecede terörist iddiasıyla damgalanıp kötülük imparatorluğunun zulmüne maruz kaldı. Bu zulüm, tarihteki misallerini aratmayacak nitelikteydi. Kurdukları menfaat şebekesinin çökmesinden endişe eden devlet görünümlü çete, yüzbinlerce insana her türlü zulmü yapmaktan çekinmedi. Benzer bir durumu Almanya yaşadı.

İnsanlar arasında tıslayarak dolaşan faşizm yılanının zehrini akıttığı vakalardan biri de 9 ve 10 Kasım 1938’de yaşanan “Kristal Gece” isimli hadisedir. Bu gecenin resmî ismi, Kasım Kıyımı’dır (Novemberpogrom). Tek adam rejimi ile yönetilen Nazi Almanya’sında, devlet ve emri altındaki çetelerin organize ettikleri bu zulüm, faşizmle efsunlanmış halkın destek verdiği kara bir gece olarak tarihe geçmiştir. Olayların “Kristal Gece” diye anılmasının sebebi, o gece yağmalanan ev ve dükkânların kırılan camlarının, sokak lambalarının ışığıyla parlamasıdır.

Hadiseler, Alman devletinin ailesine zulmettiğini düşünen 17 yaşındaki Polonya asıllı Yahudi Herschel Grynszpan’ın, Alman diplomat Ernst vom Rath’ı 7 Kasım 1938’de Paris’te öldürmesiyle başlar. Bu suikast, Nazilerin Yahudilere karşı yürüttükleri ötekileştirme kampanyasını fiile dönüştürmesi ve soykırımı başlatması için tam bir “lütuf” olur. Nazi rejiminin propaganda bakanı Joseph Goebbels, bu suikastın Alman milletine karşı düzenlenmiş planlı bir saldırı olduğunu ileri sürerek Yahudilerden bunun intikamının alınması gerektiğini ısrarla dile getirir. Olaylara Hitler aşkıyla büyülenmiş gençler ve Nazi çeteleri de katılır. Gaddar gürûhlar için tam aranan gündür ve binlerce ev ve işyeri yağmalanır. Yukarıdan gelen emirle güvenlik güçleri altı gün süren bu kıyıma müdahale etmez.

Kristal Gece olayları ile başlayan süreçte 400 kişi öldürülür, 1400 sinagog ateşe verilir, binlerce işyeri, ev ve Yahudi mezarı tahrip ve yağma edilir. Olaylardan sonra 30.000 Yahudi toplama kamplarına gönderilir; yüzlercesi bu kamplarda gördükleri kötü muamele sonucu hayatını kaybeder. Bu mezalimin üzerine Naziler, çıkan olaylar ve oluşan zarardan Yahudi toplumunu sorumlu tutar. Aç canavar dönüp bir de diş ve tırnağının kirasını ister ve Yahudilere 1 milyar mark (7 milyar dolar) para cezası kesilir.

Bir suikastla fitili ateşlenen ve kitlelerin de destek vermesiyle bir faciaya dönüşen Kasım Kıyımı, bir topluluğa karşı yürütülen düşmanlaştırma kampanyasının, devlet eliyle nasıl bir soykırıma dönüştüğünün acı bir örneğidir. Zira bu gece, sonu gaz odalarına giden facianın ilk adımıdır.

17/25 Aralık yolsuzluk operasyonuyla cilası dökülen AKP iktidarı, hukuka dönme yerine hukuku katletmeyi seçecekti. Erdoğan’ın yakın aile üyeleri ve 4 bakanın adının karıştığı yolsuzluk operasyonu sonucu, hırsızı yakalayan polis ve savcılar görevden alındı. Her gün hukuktan biraz daha uzaklaşan iktidar, günah keçisi olarak Hizmet Hareketi’ni seçti. Türkiye topraklarının yakın tarihte benzerine şahit olmadığı tenkil süreci başladı. Zulmün zirveye çıktığı tarih ise 15 Temmuz oldu.

Aradan geçen 5,5 yılda kurgu olduğu her geçen gün netleşen, daha ilk saatlerinde bir çok soru işaretleri barındıran 15 Temmuz darbe girişimi, zılmün toplumun tüm katmanlarına yayıldığı milat oldu. Darbe girişiminin faili olarak Hizmet Hareketi gösterildi. Hizmet, devletin tüm kanallarını kullanan Erdoğan ve AKP tarafından bir nefret objesine dönüştürüldü. Yıllarca en değerli hazineleri evlat ve kardeşlerini Hizmet gönüllülerine emanet eden, hep iyilik gören insanlar, bir anda tersine döndü. Dün masumuniyetini tasdik ettikleri insanlara, bugün bir nefret söylemi olan ’dört harfli’ kelimeyi kullanmaktan sakınmadılar.

15 Temmuz’dan sonra Hizmet Hareketi gönüllülerinin tüm legal işleri bir gecede illegal ilan edildi. Bankasya’da hesabı olmak, Zaman Gazetesi abonesi olmak, Kimse Yok Mu Derneğine bağış yapmak, sendika üyesi olmak, çocuğunu MEB kontrolündeki özel okula göndermek, Digütürk aboneliğini iptal ettirmek, kermes düzenlemek, kurban bağışı yapmak, burs vermek…. suç kapsamına alındı.

İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2016-2020 arasında 1,5 milyon kişiye terör örgütü üyesi olmaktan işlem yapıldı. Yaklaşık 150 bin devlet memuru KHK’larla işinden atıldı. 600 bine yakın kişiye gözaltı uygulaması yapıldı. Yüzbini aşkın kişi tutuklandı. Hamile, lohusa, hasta, bebekli kadınlar, yaşı 70’i aşkın pir-i faniler demir parmaklıkların arkasına atıldı.

Tenkilin rakamları korkunçtu. Türkiye genelinde; 1410 dernek, 1034 özel okul, 835 yurt, 301 dershane, 109 vakıf, 53 gazete, 47 sağlık kuruluşu, 29 yayınevi, 22 radro, 20 dergi, 19 sendika, 19 televizyon, 15 üniversite ve 6 haber ajansı kapatıldı. Yüzbinlerce kitap imha edildi. Kitaplara suçlu muamalesi yapıldı.

Türkiye’nin bitmeyen Kristal Gecesi, 15 Temmuz 5,5 yıldır hız kesmeden devam ediyor. Bu yazıyı yayınladığımız gün, Ankara’da aralarında 6’sı görevde diğerleri ihraç öğretmen, doktor, mühendis, uzman, uzman yardımcısı, profesör, doçent, doktor ve araştırma görevlileri ile özel sektör çalışanlarının da olduğu 100 kişi hakkında daha gözaltı kararı verildi.

 

Kaynak: Çağlayan Dergisi Mart sayısı

 

 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu