Yazarlar

Bir kış kampının ardından…| Ali Yurtsever

Amerika’ya geleli 18 yıl oldu. Geldiğimizden beri her sene kış tatili dediğimiz, Aralık’ın son on günü içerisinde otellerde ailece kamplar yapardık.
İki binli yılların başında Amerika’nın sadece 10 kadar farklı yerinde kamplar olurdu.
90’li yıllarda Amerika’ya gelen ilkler, o yıllarda Amerika’nın sadece 1-2 yerinde bu kampların olduğundan bahsederken, Rabbin ihsanıyla ne kadar da hızlı bir çoğalma yaşanıldığının şükrünü ifade ediyorlardı.
Geçen sene, 2019’da, her eyalette olmasa da belki 25 farklı yerde kış kampları yapılmış, yüzlerce ailelerle gelinen otellerde maddi, manevi çok müstesna anlar yaşanmıştı.
Bu sene pandemiden dolayı otel kampı yapamayacağımızın hüznü daha Nisan ayından itibaren hepimizi sarmıştı. Rabbimizden bu yıl da rızası istikametinde bir kapı açmasını istidat lisaniyle, ihtiyac-ı fıtri diliyle ve ıztırar lisaniyle istedik. Tabii ki her hale çok hızlı bir şekilde adapte olabilen bu camia, Rabbin yol göstermesiyle bu badireyi de aşacak, ve imkanlar içerisinde olabileceğin en iyisini yapmaya çalışacaktı.
Nitekim öyle de oldu; Allah’ın izni ve inayetiyle Zoom ve YouTube üzerinden Kuzey Amerika Sivil Platformu
(North America Civic Platform), 24-27 Aralık tarihleri arasında dört günlük öyle güzel bir kamp organize etti ki, zannediyorum bir yıl boyunca tadını damağımızda hissedeceğiz.
Genel Amerika kampının dışında, ara boşluklara, bölgeler kendilerine has bazı eklemelerle programlarını daha da zenginleştirdiler.
Konuşmacıların kalitesi, yetkinliği, manevi atmosferleri, uzmanlığı mı dersiniz, konuların ve programların, maddi, manevi; eğitim, psikoloji, ilahiyat, kültür, edebiyat, müzik, sanat gibi her dalda doyuruculuğu mu dersiniz, katılımcıların, soruları ve katkılarından anlaşılan entelektüel seviyesi mi dersiniz… Her açıdan camianın kalitesi, yetkinliği, etkinliği ve dimdik ayakta olduğunu gösteren kamp faaliyetleri  bir kere daha hamd ile imanımızı tazeledi.
Zalimlerin acımasız zulmüyle hareketin 50 senesinin en zor zamanlarını yaşadığı dönemdeki bu faaliyet, Rabbin inayetiyle, Fetih süresindeki ifadesiyle, tohum atanların hayretlerini, kötü niyetlilerin de gayzlarını artıracak cinstendi.
Teknolojinin tüm imkanlarını en rantabl bir şekilde hızlıca adapte kabiliyetine sahip, entelektüel, çalışkan, fedakar, beklentisiz, tek hedefi rıza-i ilahi olan kutlular, bir kere daha geleceğe dair umutları tazelediler. Bu sıralar Amerikalı ve diğer bazı yabancı profesörlerle yaptığım mülakatlarda da zaten hemen hepsi, bu hareketin bilhassa böyle bir zulme maruz kaldığı halde, bulunduğu hali çok takdir ediyorlar, ve hizmetin geleceğine dair samimi umutlarını ifade ediyorlardı.
Yani, bu yorum, sadece benim gibi içeriden kişilerin değil, dışarıdan objektif bakanların da ortak mülahazalarıydı.
Buradaki yorumlar ve ifadeler bir gurur, enaniyet değil, tahdis-i nimet olarak, ümitleri, maddi manevi her şeyleri ellerinden alınan koca bir zümreye bir ümit olma sadedinde bir ilahi nimetin izharı olarak alınmalıdır.

Her şey Allah’tandır, O’nun ikram ve lütuflarıdır. Yazımızı Fetih süresinin sonundaki müjde ile bağlayalım:
“Allah iman eden ve salih amel işleyen (o kutlulara) mağfiret ve büyük bir ecir vadetmiştir.”
Rabbimizden diliyoruz ki bizi o kutlulardan eylesin ve bu kutlular camiasından ayırmasın, Amin…

Hizmetten | Ali Yurtsever

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu