Mizan

“Bir insana dininden dolayı ‘deli’ denmiyorsa…“ | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

#hocaefendi #fethullahgulen #mizan Bu video 02/10/2016 tarihinde yayınlanan “Yangın” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamteli-yangin/

Duygu yetimi, ufuk yetimi, tahkîk yetimi bir nesil!..

Topyekûn İslam dünyasındaki her şeyi kasıp kavuran korkunç yangın karşısında duyarsızlığa vererek yadırgıyorum, en küçük tebessümü bile. Ye’se düşmeme ve ümitsizlik içinde çırpınmama, ayrı bir mesele; karşıda içinde “iman”ın yandığı, “İslam”ın yandığı, “Kur’an”ın yandığı yangını görme ve onun ızdırabını vicdanında duyma, bu da ayrı bir mesele…

Çok şey kaybettiğimiz gibi, biz, “duygu derinliği”ni de kaybettik; “his derinliği”ni kaybettik ve ufuksuzluğa maruz kaldık. Ufuk yetimiyiz, hakikat/tahkîki iman yetimiyiz; taklidin, şeklin, suretin mağdurlarıyız. Neş’et ettiğimiz muhitin bize empoze ettiği Müslümanlık telakkisi ne ise, o yarım yamalak, aksak, topal Müslümanlıkla işi götürmeye çalışıyoruz.

Sadece serkârları kınama, “Onlar Müslümanlığın mübarek çehresini kirlettiler!” deme, yeterli değil. Yapılan güzel şeyleri Allah’tan bilmeliyiz; bunun yanı sıra, yapmamız gerekli olan çok şey vardı ama biz onları yapamadık, bu da bir gerçek. Allah dininin delisi, onu ikame etme adına delisi olamadık.

“Bir insana dininden dolayı ‘deli’ denmiyorsa, o, imanda kemâle ermiş sayılmaz!”

Hasan Basrî hazretlerinin ifadesiyle “Siz, sahabeyi görseydiniz, ‘Bunlar deli!’ derdiniz.” Çünkü onların bütün dünya ve mâfîhâ’yı ellerinin tersiyle itip i’lâ-yı kelimetullah’a kilitlenecek kadar konsantrasyonları sağlamdı. “Onlar da sizi görselerdi, ‘Bunlar inanmamışlar!’ derlerdi.” Tâbiûn asrında yaşamış, dualara dâhil edilmiş Hak dostu böyle diyor.

Tâbiûn asrı da Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) tarafından tebcil buyrulmuş: خَيْرُ الْقُرُونِ قَرْنِي أَنَا الَّذِي فِيهِ، ثُمَّ الَّذِي يَلُونَهُمْ “Çağların en hayırlısı, Benim içinde bulunduğum çağ, sahabi çağı; sonra onları takip edenlerin (tâbiûn) çağıdır.” Tâbiûn çağındaki bir serkâr, koca bir imam diyor ki: “Siz, sahabeyi görseydiniz, ‘Bunlar deli!’ derdiniz!”

Hadîse yakın mübarek bir sözde “Bir insana dininden dolayı ‘deli’ denmiyorsa, o, imanda kemâle ermiş sayılmaz!” Dünya ve mâfîhâ’yı elinin tersiyle itecek kadar… Köşk, yalı, villa, filo… Bunları söyleyince “Allah Allah! Bu insanlar, akıllarını kaçırmışlar. Allah ne buyuruyor, Peygamber ne buyuruyor; bunlar ise neler mırıldanıyorlar?!.” diyecek kadar…

“Hakikat yolunda ben bu dergâha / İsteyerek gelmiş kurbanlar gördüm!..”

“Bâb-ı Hak açıktır merd-i âgâha / Candan geçenlerdir eren Allah’a / Hakikat yolunda ben bu dergâha / İsteyerek gelmiş kurbanlar gördüm!..” (Tokâdîzâde Şekip) İsteyerek gelmiş kurbanlar… Kendisine ait her şeyi, kurban bayramında hayvan boğazlıyor gibi, boğazlayan babayiğitler…

Evet.. Ben gevezelik ettim. Sizi, esas, kalbinizle başbaşa bırakmak daha uygun ama belki diyeceğiniz küçük bir iki şey vardır; ben de bir şeyleri “dır”lar dururum. Zira insanların ruhunda ma’kes bulmayan sözler, “dırıltı”dan ibarettir. Onları bir adım daha Allah’a yaklaştırmayan her teşebbüs, her adım, her söz, her beyan, bir yönüyle, şeytanın borazanıdır.

Belki bir gün biz de “hakiki Müslüman” oluruz. Fuzuli’ye göre “Hikmet-i dünya vu mafiha bilen ârif değil / Ârif oldur bilmeye dünya vu mafiha nedir?” “Dünya” deyince, “saltanat” deyince, “debdebe” deyince, bunları “deli hezeyanı” gibi kabul edip, onların yüzlerine içinizden tükürme geliyorsa, meseleyi anlamışsınız demektir. Üç-beş günlük dünya için debdebe, saltanat, alkış, takdir, azamet, büyüklük, kibriyâ…

Bamteli: YANGIN

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu