Yazarlar

Bir çiçek, iki ağaç ve Hizmet | İsmet Macit

Efendimiz (sav), inanan insanların karşılaşacağı imtihanları rüzgara, mümini ekine ve münafığı ise ‘erze’ ağacına benzetir. Hadîs-i Şerif’in tam metni (mealen) şu şekildedir:

“Mü’minin misâli ekin gibidir. Ekini rüzgâr sallar durur. Mü’min de sürekli bela ve musibetlere maruz kalır. Münafık ise sarsılmaz (gibi duran) ‘erze’ ağacı gibidir. O, bir kere sarsıldığında kökünden sökülür, (bir daha doğrulamaz).” (Müslim, Sıfatü’l-münâfikîn 58)

Efendimiz ’in (sav), mü ‘mini ekine benzetmesinden mü’minin bela ve musibetler karşısındaki halini anlatabilmek için verilebilecek en güzel misalin ekin olabileceğini anlıyoruz. Bildiğiniz gibi rüzgâr, ekini kimi zaman sağdan gelip sola, soldan gelip sağa; kimi zaman önden gelip arkaya, arkadan gelip öne meylettirir, sallar durur. Bu durum karşısında ekin yere yatar ama rüzgâr, fırtına dindiğinde tekrar ayağa kalkar. İşte mü’min de, belâ ve musibetlerle sürekli ırgalanır, hayat boyu çeşit çeşit imtihanlara maruz kalır ama o, bütün bunlar karşısında, sarsılsa bile Allah’ın izni ve inayetiyle asla devrilmez. Evet, mü’min manen yükselmesi, saflaşıp özüne ermesi, kötülüklerle mücadelede metafizik gerilimini sürekli canlı tutması ve daha bildiğimiz/bilemediğimiz nice hikmetlere binaen bu dünyada sürekli imtihanlara maruz kalır… Münafık ise çalımlı çalımlı salınıp hiç devrilmez zannedildiği anda şiddetli bir rüzgâra maruz kalınca öyle bir devrilir ki, bir daha ayağa kalkamaz. Ekin ise rüzgâr ne kadar şiddetli eserse essin, yattıktan sonra tekrar doğrulur, ayağa kalkar. (http://www.herkul.org/tag/mumin-ekin-gibidir)

Üzerine atılan çamurların ona yapışmayacağı ve şu ağır imtihandan tertemiz çıkacağı zaviyesinden ise Mümin ve hele şu devrin mazlumları Lotus çiçeğine benzer..
Lotus çiçeğine en ufak toz parçası geldiğinde hemen yapraklarını sallar ve tozu belli bölgeye doğru iter. Yağmur yağmaya başladığında, yaprağının üzerine düşen yağmur damlalarını, üzerindeki kirli bölgelere aktarır.
En temiz bitkilerde biri olan lotus bitkisinin üzerinde bir çivi yatağı şeklinde küçük noktalar bulunmaktadır. Bu küçük noktalar arasında sallanan toz zerrecikleri tutunamaz ve en ufak bir yağmur damlasında temizlenir. Bu nedenle, temizliğin (özellikle ruhsal temizliğin) simgesidir” (Alıntı)
Hizmet, bir lotus (nilüfer) gibi o tertemiz bünyesi atılan çamurları yarınlarda rahmet ve inayet yağmurları ile temizleyecek… Geceleri kapanıp su altına batan, gündüzleri ise su üstüne çıkıp yeniden çiçek açan LOTUS gibi şimdilerde iç içe karanlıklar yaşasa da günü geldiğinde su yüzüne çıkıp çiçek açacak ve temizliğin, saflığın, tabiiliğin sembolü olmaya devam edecek…

İmtihanların mümine neler kazandırdığı zaviyesinden ise Hizmet hareketi, kabuk dökerek renklenen Gökkuşağı Okaliptüsü ’ne benzetilebilir.

Gökkuşağı Okaliptüsü kuzey yarım kürede görülen tek okaliptüs türüdür. Gövdeleri boyunca çoklu-renkli bir tabakaya sahip olan bu ağaçlar yılın farklı zamanlarında soyulup kabuk değiştirirler. Kabuk değiştirme esnasında havayla temas eden ağaçlar mavi, mor, turuncu ve kestane tonlarını alırlar. Bu renklerin gövde üzerinde dağılımı bu ağaca kendine has enfes bir görüntü oluşturur. Ağaç kabuk döktükçe renklenir ve ortaya seyrine doyumsuz, enfes bir manzara çıkar.

Bir çiçek, iki ağaç ve Hizmet | İsmet Macit 2

On yıllardır gözyaşı ile sulanıp büyütülen Hizmet Ağacı sarsılsa da yıkılmayacak inşallah. Evet sabırla gayret edip hiç durmadan yürümeye devam edenler bir gün zirveleri tutacaklardır. Zira istikbal göklerde olduğu kadar köklerdedir zira.

Anadolu’da kök salmış olan Hizmet Hareketi Tuba Ağacı misali şimdilerde dünyanın dört bir tarafında dal budak saldı. Geçirdiği imtihanla kabukları dökülüyor, döküldükçe gövdesindeki rengarenk güzellikler ortaya çıkıyor.

Üstad hazretleri 13. Lem’a’nın 4. işaretinde şöyle bir tespitte bulunuyor: “İşte, ey ehl-i iman! Şeytanların bu müthiş tahribatına karşı en mühim silâhınız ve cihazat-ı tamiriyeniz istiğfardır ve “Eûzü billâh” demekle Cenâb-ı Hakka ilticadır. Ve kaleniz Sünnet-i Seniyyedir.”
Musibetlerin zahiri soğuk yüzleri olsa da onlarca hikmet saklar bağrında..
Bize düşen Kur’an’ın şu emrine imtisal etmek: “Öyleyse, bir işi bitirince diğerine giriş (İnşirah-7)
Peygamber yolunun en karakteristik vasfı ÇİLELİ oluşudur. Yunus bunu ne güzel ifade etmiştir:

Bu yol uzaktır menzili çoktur,
geçidi yoktur derin sular var.
Girdik bu yola aşk ile bile,
gurbetlik ile bizi salar var.

Ne mutlu bu yola iltisak edenlere ne mutlu çileye evet diyenlere…

Hizmetten | İsmet Macit

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu