Yazarlar

Avuçlarıyla Getirecekler Özlenen Cenneti | İsmet Macit

 

“Zindan iki hece, Mehmed’im lafta.

Baba katiliyle baban bir safta!

Bir de geri adam, boynunda yafta…

Hâlimi düşünüp yanma Mehmed’im!

Kavuşmak mı? Belki, daha ölmedim!

Avuçlarıyla Getirecekler Özlenen Cenneti | İsmet Macit 2

Necip Fazıl Kısakürek

 

Güneş batarken hapishaneyi ağır ağır adımlayarak çekilir, gitmek istemezcesine. Gölgelerin de artık kaybolduğu yorgun koğuş akşamlarını bir çocuğun çığlığı yırtar. “Neden buradayız anne!”

Onlar tüm dünyası dört duvar olan, kısacık ömürlerine onca sızıyı sığdıran Yusuf namzetleri. Konuşma yaşına gelmişlerin “Çıkalım buradan anne!” deyişine, bükülmüş boyunlara ve dökülen göz- yaşlarına şahittir beton duvarların sağır yüzleri.

Zindana dönen ülkedir burası,
Bir ağrı saplanır incelmiş yüreklere

Ağır gelir hasretin koyuluğu
Gri gökyüzü çöker şehirlerin üstüne

Güneş küser,
Ay hicap eder görünmeye.

Gün ruhunu şeytana satmışların günüdür,

Nemrut sırıtarak gezer şehrin damarlarında

Mutluluk, güzel insanların dünüdür;

Firavunlar dolaşır ülkenin yamaçlarında.

Gözyaşı damlar çocuk yanağından zindanlara

İstilaya uğramış aşkın medeniyeti

Çıyanlar yuva yapmıştır küflenmiş vicdanlara,

Canavarlaşmıştır dünyaya tapanların niyeti.

Nasıl ki çölde, o kapkaranlık asırda kız çocukları yaşayamazdı; solumak, bakmak, gezmek haramdı onlara… Anneler hamile kaldığında baba kılığındaki zalimlerden ciğersiz kelimeler sadır olurdu: “Bu çocuk erkek doğarsa benim, kız doğarsa kabrin nasibidir.” Bugünün zalimleri ise: “Bizden isen yaşarsın, değilsen çocuk bile olsan zindanlarda gömülürsün!” diyerek cahiliyedeki canavarlığı hortlatıyor.

Dün öz yavrularını çöl kumlarına defneden insan bozmalarından sonra bugün sağır ve dilsiz bir topluma sırtını dayayan zalim bir çete, yavruları törenle, merasimle hapishanelere defnediyor.

Ama hicran ikliminde ümitler yeşeriyor. Ye’s kahrından perişan… Bir çığlık düşüyor asrın idrakine:

Sarsamaz zalimlerin tehdidi ümitleri
Gün gelince ödenir masumların diyeti
O masumları yaradan çıkaracak;
Yırtacak mahpusun demir yeleğini,
Eritecek annelerin gözyaşları çelik parmaklıkları!

İnadına ümitler kök salacak çöl kumlarına

Kuduracak zalimin köpekleri inlerinde
Ve Rabbimin mehli bittiğinde
Karun gibi geçecekler yerin dibine.

Evet, yeryüzüne cenneti o anneler ve hapsin Yusuf kokan masumları getirecek.

Hizmetten | İsmet Macit

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu