Yazarlar

Asıl sebebi farklı olabilir mi? | Psikolojik Danışman Kerem Şahin

             ASIL SEBEP FARKLI OLABİLİR Mİ?

            Herkesin evlilik hayatında ufak tefek sorunlar yaşanabilir. Bu gayet doğal bir durumdur. Bu sorunlar, evliliğin sadece tuzu biberi olarak algılandığı, daha büyük problemlere neden olmadığı ve eşler arasında kolayca halledilebildiği sürece zarar verici değildir.

Ancak öyle zamalar olur ki; ilişkide bir şeyler ters gitmeye başlar. Eşler arasında iletişim problemleri baş gösterir. Aile içinde öfke patlamalarına şahit olunur. Eşlerden biri diğeri için; “Artık bu adamı/kadını tanıyamıyorum. Sanki o gitti yerine başkası geldi. Eskisi gibi değil. Çok tahammülsüz. Bana, çocuklara en ufak şeyde kızıyor, bağırıyor çağırıyor…” veya “Bu adama/kadına ne oldu bilmiyorum. Artık benimle hiçbir şey konuşmuyor. İyice içne kapandı. Artık beni sevmiyor…” diyebilir. Ailede huzur kalmayabilir. Tüm bunların sonunda iletişim ağır bir darbe alır ve kadının veya erkeğin kafasında boşanma düşünceleri belirebilir.

Sizce bu gibi durumlarda evliliğin kötüye gitmesinin sebebini, sadece iletişim problemlerinden kaynaklı bir geçimsizlik olarak tanımlayabilir miyiz? Eşlere sadece nasihat ederek, iletişimle ilgili kitap okumasını tavsiye ederek evliliği kurtarabilir miyiz? Çocuklarına nasıl davranması gerektiğini anlatan kaynaklardan faydalanmasını öğütlemek, tek başına yararlı olur mu? Cevap; olmayabilir. Eşler arasında sorunlar çıkmasının, ailede huzursuzluk yaşanmasının, evliliğin sarsılmaya başlamasının asıl sebebi farklı olabilir. Bizim, bu asıl sebebi bulup onu ortadan kaldırmadıkça evliliği kurtarmamız mümkün olmayabilir.

Hatırlarsanız, daha önceki bir yazıda ” Hizmet Hareketi gönüllüleri olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Yaşanan ve yaşanmakta olan bunca travmaların(mağduriyet, mahkumiyet, göç, ölüm…) hepimizde farklı farklı maddi, manevi ve psikolojik etkileri oldu. Bu travmalar, biz fark etsek de fark etmesek de çoğumuzda kalıcı hasarlar bıraktı. Bu hasarları onarmak epey bir gayret ve zaman alacak.” diye birkaç cümle kurmuştuk. Bu cümleler rastgele yazılmamıştı. Aksine üzerinde düşünülerek, bilerek ve bir şeylere işaret etmek için yazılmıştı.

Bu cümlelerde geçen bir kelime var: “travma”. Bu basit bir kelime değil. Yaşanıldığında, insanın hayatını, olumsuz yönde bir anda değiştirebilecek, ilişkilerini darmadağın edebilecek, psikolojik ve hatta fiziksel rahatsızlıklara sebep olabilecek bir durumdur. Travma; “günlük rutini bozan, ani ve beklenmedik bir şekilde gelişen, dehşet, kaygı ve panik meydana getiren, kişinin anlamlandırma süreçlerini bozan olaylar olarak tanımlanabilmektedir”.[1] Bu durumda, bir trafik kazasını, sözlü veya fiziksel tacize maruz kalmayı, doğal afet yaşamayı, kendimizin ya da bir yakınımızın kötü bir hastalığa yakalanmasını, bir yakınımızın vefat etmesini, işimizi kaybetmeyi, hürriyetimizin elimizden alınmasını, şiddet veya işkence görmeyi, zorunlu göçe maruz kalmayı, tüm mal varlığımızı kaybetmeyi travmatik yaşantılara örnek verebiliriz.

Asıl sebebi farklı olabilir mi? | Psikolojik Danışman Kerem Şahin 2

“Kişi gerçek bir tehditle karşılaştığını algılamış, fiziksel zarara maruz kalmış veya buna tanık olmuş, bu esnada da aşırı derecede korku, çaresizlik ve dehşet hissetmişse, durum kişi için travmatik bir yaşantı olarak tanımlanabilmektedir.

Diğer bir deyişle bir olayda;

  • Yaşama karşı tehdit algılama
  • Vücudun bütünlüğüne karşı tehdit algılama
  • Sevdiklerimize karşı tehdit algılama
  • İnanç sistemlerimize karşı tehdit algılama söz konusu ise bu olay kişi için travmatik bir yaşantıdır.” [2]

Aynı travmatik olayı yaşayan herkes aynı tepkileri vermeyebilir. Yani yaşanılan her olay herkeste  travma etkisi meydana getirmeyebilir. Bir olayın, kişi için travma olup olmadığına kişinin kendisi karar vermelidir.

Evliliğin kötüye gitmesiyle travmanın ne alakası var diyebilirsiniz. 15 Temmuz 2016 ve sonrasında yaşanılan ve şu anda da yaşanmakta olan bazı olaylar fazlasıyla travmatik olaylardır. Bu hadislere maruz kalanların hayatında çok şey değişti ve değişiyor. Maalesef bir çoğumuzda da, bu hadiseler travmatik bir etki meydana getirdi. Şu anda kimimiz “Travma Sonrası Stres Bozukluğu”, kimimiz “Depresyon”, kimimiz “Kaygı Bozukluğu”, kimimiz “Aşırı Tepkisellik” ve daha farklı bir takım psikolojik sorunlar yaşıyoruz. Bu sorunların ortak sonucu olarak da; panik ataklar, öfke nöbetleri, aşırı gerginlik, aşırı tedirginlik, hayatı durduran derecede endişe duymak, aşırı çaresizlik hissi, düşünce veya davranışlardaki takıntılar. umudun, kendilik değerinin, motivasyon ya da hayatın anlamının tamamen yitirilmesi gibi belirtilerden bazılarını yaşıyoruz.[3] Bu sorunları yaşayan evli bireylerin evlilik hayatı da haliyle kötüye gidebiliyor. İşte bu “asıl sebepleri” bulup tedavi etmeye çalışmanın evliliği kurtarmak için çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu asıl sebepleri keşfedip tedavi ettirmek için bir ruh sağlığı uzmanıyla(psikiyatrist, psikolog, psikolojik danışman) görüşmekte fayda var. Sadece evli bireyler değil; travmaya maruz kalmış ve psikolojik sorun yaşayan çocuklar, ergenler ve bekar bireyler de psikolojik destek almalı. Şu anda online psikoterapi hizmetleri de mevcut. Biraz araştırınca gönüllü olarak psikolojik destek veren uzmanlara da ulaşmak mümkün. Fiziki bir rahatsızlığımızda doktora gitmeyi ihmal etmeyen bizler; kendimize, ailemize, evliliğimize ve neslimize çok büyük olumsuz etkisi olan psikolojik sorunlarımızda da bir uzmana başvurmayı ihmal etmemeliyiz. Unutmayın; bunlar bir uzman yardımıyla çözülebilecek sorunlardır.

Hepimize sağlıklı, mutlu, huzurlu bir hayat diliyorum…

KAYNAKLAR:

 [1] https://www.dbe.com.tr/Cocukvegenc/tr/psikolojik-travma-ve-emdr/travma-nedir/

[2] https://www.dbe.com.tr/Cocukvegenc/tr/psikolojik-travma-ve-emdr/travma-nedir/

[3] https://www.dbe.com.tr/Cocukvegenc/tr/psikolojik-travma-ve-emdr/travma-sonrasi-stres-bozuklugu-tssb-nedir/

 Hizmetten | Psikolojik Danışman Kerem Şahin

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu