Yazarlar

Allah fakiri mi daha çok sever zengini mi? | Mithat Tayyar

 

Eskiden beri tasavvuf veya kalp hayatı denilince dünyadan yüz çevirme, uzak durma ve  ‘’bir lokma, bir hırka’’ ana prensip olarak söylenmiştir. Bir de buna uygun, “Muhâcirin fakirleri, onların zenginlerinden cennet’e 500 sene önce girerler.”1 Ve “Cennet’in kapısında durup baktım. Bir de gördüm ki, içeri girenlerin çoğu miskinlerdi (yoksullardı). Zenginler ise hesap vermek için alıkonulmuşlardı. Cehennemlik olduğu kesinleşenlerin de ateşe girmesi emrolunmuştu.”2 Ayrıca “Çiftlik ve akar edinerek dünyaya rağbet etmeyin.”3 Hadisleri arka arkaya getirilince, sanki İslam dini fakirliği ve dünya işlerinden tamamen uzak durmayı teşvik ediyormuş gibi bir anlam çıkmaktadır.  

İlk olarak şunu ifade etmeliyim ki; Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, ‘’Bir lokma bir hırka’’ meselesinin yanlış anlaşıldığını, ‘Dünya’nın terkedilmesinin çalışma olarak değil, kalben olması gerektiğini söylemektedir. Ve sonra Kalbin Dünya’ya bağlanmaması gerektiğini, dünyanın zehirli bir bala benzediğini, lezzeti kadar acısının olduğunu ve nihayet sonsuz olmayıp yok olacağını söyler.4 Yani ‘Bir lokma, bir hırka’ kişinin şahsi olarak dünyaya meyletmemesini hatırlatan özlü bir cümledir. 

Yukardaki hadislerin izahına gelince; ilk hadis, fakirlerin önce cennete girmesi, zenginlerin mallarının hesabının çetin olacağıyla alakalıdır. Bu hesap bittikten sonra zenginlerin cennette fakirlerden daha aşağıda olacağını göstermez. Bunun aksine Allah resulü: 

 “ Kuvvetli mü’min, zayıf mü’minden daha hayırlı ve daha sevimlidir”5 

“Üstteki el(veren el), alttaki elden(alan el) daha hayırlıdır.”6  

Allah fakiri mi daha çok sever zengini mi? | Mithat Tayyar 2

“ İyi bir mal iyi bir insan için ne kadar güzeldir.”7 Buyurmuştur. 

İkinci hadisin izahına gelince, Allah Resulünün, çiftlik akar gibi şeylerin edinilmemesini, kişinin bu gibi şeylerle meşgul olarak Allah’tan uzaklaşmasına bağlamıştır. Hem ticaret yapıp hem de Allah’ı devamlı hatırlayanlarla ilgili Kuran’da, ‘Oralarda, sabah akşam O’nun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır ki ne ticaretler, ne alım ve satımlar onları Allah’ı zikretmekten, namazı hakkıyla ifa etmekten, zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği, alt üst olacağı bir günden endişe ederler.’’8 Buyurulmaktadır. Burada ticaret yapan ve zekât veren ‘ZENGİN’ ama Allah’ı anmaktan uzak durmayan kişilerden bahsetmektedir. 

Bir de şu hadisi izah ederek yazıyı sonlandıralım. Allah Resulü, kendisini sevdiğini –üç defa- söyleyen bir sahabiye şöyle der: “Eğer beni seviyorsan, o halde fakirliğe karşı kendine bir zırh hazırla. Çünkü fakirlik, beni sevene yüksekten inen bir selden daha çabuk ulaşır.”9 Buyurmuştur. Efendiler efendisi bununla âdete şunu söylemek istemiştir: Beni seveceksen, benimle beraber olacaksan, o zaman İslâm davasından dolayı benim başıma gelecek olan tehlikelere, sıkıntılara, zorluklara ve problemlere dayanmalısın ki, bunlar senin de başına gelebilir. İşte bu sıkıntılardan birisi de başa geldiği zaman sabredilecek, isyan edilmeyecek olan fakirliktir.10 Bu davaya baş koyduysan Yunus Emre’nin dediği şu sözü unutmayacaksın, 

Bu yol uzundur, 

Menzili çoktur, 

Geçidi yoktur, 

Derin sular var  

 

  Hizmetten | Mithat Tayyar

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu