İttifâk ve İhtilâf

Yazar Hizmetten
web

Hak yolunda hizmet eden insanlar arasında neden ittifâk dururken ihtilâf çıktığını detaylı biçimde incelenebilir. Birbirinden bağımsız veya bağımlı birçok sebepler ortaya konabilir. Allah yolunda yürüyenlerin, kendi arasındaki bu anlaşmazlıkların kökeninde inen alimlerden birisi de Bediüzzaman’dır. O, insanın hem nefsî zaaflarına hem de manevî ihmallerine dikkat çeker.

Onun ‘mühim ve müdhiş bir suâl’ vurgusu ile başladığı konunun esası şöyledir:“Neden ehl-i dünya , ehl-i gaflet , hattâ ehl-i dalâlet ve ehl-i nifâk rekabetsiz ittifâk ettikleri hâlde; ehl-i hak ve ehl-i vifâk olan ashâb-ı diyânet ve ehl-i ilim ve ehl-i tarîkat, neden rekabetli ihtilâf ediyorlar?”

Bu meseleyi, ‘Yirminci Lema’ bölümünde yedi alt başlıkta analiz edilir. İlgili sorunun, sebepleri ve çözümleri tek tek sıralanarak cevaplanır.

İhlâs, metinde en kilit bir kriterdir. Çünkü ihlâs ittifakı, ihlassızlık ihtilafı netice verir. Bu ihlâs düşüncesi, yazının hem ekseni hem ana tezidir.

Şimdi ihlâs  hakkındaki bu derin analitik yaklaşımların bazı kısımlarına kısaca temas edelim:

Maddî ve Manevî Beklentiler

İlk olarak, “Maddî ve mânevî her bir ücrete çok eller uzanabilir. O noktadan müzâhame ve rekabet tevellüd edip; vifâkı nifâka, ittifâkı ihtilâfa tebdil eder.”denilerek, insanların dünyevî ve uhrevî kazanç peşinde koşarken hak yolundaki ittifakı nasıl bozabilecekleri ortaya konur.

Düşülen bu dehşetli ihtilaf durumuna bir çözüm olarak “İşte bu müdhiş marazın merhemi, ilâcı ihlâstır. Yani hakperestliği nefisperestliğe tercih etmekle ve hakkın hatırı, nefsin ve enâniyetin hatırına galib gelmekle…” denilerek, samimiyet ve ihlâsın önemini vurgulanır.

Özetle, hak ve hakikat yolunda gerçek birlik, kişinin kendi nefsini ve hevasını geri planda tutmasıyla başlar. Bu tespitin tedavisinde, öncelikle ihlâs prensibinin, beklentisizlik, istiğna, adanmışlık ve hakperestlik boyutuna vurgu yapılır.

Bencillik ve Üstünlük İddiası

İkinci sebepte ise, “Belki hodgâmlık ve enâniyet varsa, kendini haklı ve muhâlifini haksız tevehhüm ederek, ittifâk ve muhabbet yerine, ihtilâf ve rekabet ortaya girer. İhlâsı kaçırır, vazifesi zîr u zeber olur.” denilerek, bencillik ve üstünlük iddiasının ihtilafı nasıl tetiklediğine dikkat çekilir.

Bu darmadağın durumdan çıkışa çözüm olarak dokuz madde sayılır. “Ve ehemmiyetsiz rekabetkârâne hissiyâtını terk etmekle ihlâsı kazanır, vazifesini hakkıyla îfâ eder.” denilerek noktalanır.

Hak yolunda birlik ve dayanışmanın, inayetin ve muvaffakiyetinin gelmesine önemli bir vesile olduğunu da ifade edilir.

İnsan nefsini geri planda tutup, kardeşleriyle samimiyetle birleştiğinde, Allah o hizmete bereket ve başarı ihsan eder düşüncesi anlatılır.

Temelde altı çizilen hususlar, vahdet, muhabbet, uhuvvet ve müsbet harekettir.

Görev Şuurundaki Eksiklik

Üçüncü bir sebep olarak, “Ehl-i hidâyeti, ulüvv-i himmetten sû-i istimâle ve dolayısıyla ihtilâfa ve rekabete sevk eden, âhiret nokta-yı nazarında bir haslet-i memdûha sayılan hırs-ı sevab ve vazife-i uhreviyede kanaatsızlık cihetinden ileri geliyor.” tespitinde bulunur.

Bu virüsün ilacı ise çok nettir: “Vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma.” altın ilkesidir.

Herkes kendi görevine odaklanmalı ve başkalarının işine müdahale etme arzusundan uzak durmalıdır. Böylece gereksiz rekabet ve anlaşmazlıklar önlenir.

Ana unsur, keyfiyet endeksli bir kemiyet dengesi, zafere değil sefere kilitlenme, sonuç yerine süreç odaklanma şeklinde özetlenebilir.

Gurur ve Dengesizlik

Dördüncü sebebe gelince o, “Ehl-i hidâyet, …enâniyetten tecerrüt edemedikleri için, ifrat ve tefrit yüzünden, ulvî bir menba-ı kuvvet olan ittifâkı kaybedip, ihlâs da kırılır ve vazife-i uhreviye de zedelenir.” düşüncesini paylaşır. Ayrıca, aşırılık ve dengesizliklerin ittifakı zedeleyerek ihtilafa neden olduğuna işaret edilir.

Bu manevi hastalığın önlenmesi için merhem olarak “Tarîk-i hakta gidenlere refâkatle iftihar etmek…” ölçüsüyle başlanır ve bir dizi reçete sunulur.

Esasına bu reçete ile verilen ahlaki mesaj şudur: Hak yolunda yürüyen kardeşlerine kıskançlık, gurur veya üstünlük gözüyle bakma. Yolda yol arkadaşınla beraber yürürken, onların kabiliyetlerini takdir et ve faziletlerini onur vesilesi olarak gör.

Hak Kuvvetinin Görülmemesi

Beşinci sebepte, “İşte ehl-i hak, ittifâktaki hak kuvvetini düşünmediklerinden ve aramadıklarından, haksız ve muzır bir netice olan ihtilâfa düşerler.” denilerek, hak yolunda güç birliğinin farkına varılmamasının ihtilâfa yol açtığını belirtir.

Bu problemin çözüm formülü ise tevazu ve fedakârlıkla ifade edilir: “…Kemâl-i zaaf ve acz ile, o ehl-i hakkın kafilesine fedâkârâne, samimâne iltihâk etmektir; şahsiyetini unutmakla riyâ ve tasannudan kurtulup, ihlâsı elde etmektir.”

Kendi benliğini geri plana alan kişi, riyâ ve üstünlük iddiasından kurtulur, ihlâsı güçlenir ve birlik sağlanır. Kainat kanunlara tabilik, sünnetullaha riayettir. İradelerin hakkı verilerek, ihtilâf değil ittifâk adına ihlâsa sarılmak adetullahın gereğidir.

Zamanın Etkin Kullanılmaması

Altıncı sebepte, “Hakikî sermaye olan vaktini bir meseleye sarf etmediği için, meslekdaşlarıyla ittifâkı muhkemleşmiyor.” denilerek, zamanın doğru yer ve yönde kullanılmamasının birlik ve dayanışmayı zayıflattığını ifade edilir. Dağınıklık, hedefe odaklanamamak, vakti israf etmek bir tür ruhî rahatsızlıktır.

Bu hastalığın çaresi ise şu sözlerle açıklanır: “Bu müdhiş maraz-ı ihtilâfa karşı birbirinizin kusurunu görmeyerek, yekdiğerinizin ayıbına karşı gözünüzü yumunuz!”

Kısaca hak yolunda yürüyenler, zamanını boş şeylerle tüketmemeli, birbirlerinin eksiklerinin ıslahına çalışmalı ve affedici olmalıdır. Böylece samimiyet ve dayanışma güçlenir. İhlâs ile ittifâk korunurken ihtilâf bertaraf olur.

Rekabetin Yanlış Yorumlanması

Son olarak yedinci sebepte ise, “Ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-i cenâb ve ulüvv-i himmet ve tarîk-i hakta memduh olan müsabakayı tam muhâfaza edemediklerinden ve nâehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimâl ettiklerinden…” denilerek tamamlanır bu bölüm.

Hak yolundaki rekabetin yanlış kullanıldığını vurgulanır. Biricik doğru istikametin “Bu marazın çâre-i yegânesi: Nefsini ittiham etmek ve nefsine değil, daimakarşısındaki meslekdaşına tarafdar olmak…” şeklinde olduğu söylenir.

İnsan kendi nefsini eleştirip, başkalarının haklarını gözettiğinde, ihlâs korunur ve birlik içinde hizmet etmek mümkün olur. Buna kendine karşı savcı, kardeşine avukat gibi muamelede bulunmak denebilir. Dahası bu reçetede liyakat ve ehliyetin altı çizilir.

Sonuç

Hak yolunda yürüyen insanların arasındaki ihtilâf meselesi yalnızca dış şartlarla açıklanabilecek bir durum değildir. Bu mesele daha çok insanın iç dünyasıyla ve ihlâs derecesiyle yakından ilişkilidir.

Buna karşılık ortaya konulan çözüm yolu, son derece açık ve merkezî bir ilkeye dayanır: İhlâs ve rıza.

İhlâsın özü; kişinin nefsini geri plana alması, hakikatin hatırını kendi hatırından üstün tutması, kardeşlerinin faziletleriyle iftihar edebilmesi ve hizmeti şahsî menfaatlerden arındırabilmesi demektir.

Rıza ve ihlâs anlayışı geliştiğinde, rekabet yerini tesanüde, ihtilaf yerini ittifaka, enâniyet ise yerini uhuvvete bırakır. Hak yolunda yapılan hizmetlerin kalıcı ve bereketli olmasının yolu da buradan geçer. Rıza sonuçtan hoşnutluk, ihlas ise her aşamadaki duruluktur.

Birlikten doğan manevî kuvvet, tek tek fertlerin gücünden çok daha büyüktür. İnsan kendi nefsini sorgulayıp kardeşine karşı hüsn-ü zanla yaklaşabildiğinde, hem ihtilâfın kapıları kapanır hem de ortak gayeye doğru daha sağlam adımlar atılır.

İdeal olan, ittifâkı güçlendiren ihtilâfı zayıflatan en sağlam ahlâkî zemini aramaktır. İnsan böyle bir anlayışı benimsediğinde, hak ehli arasındaki birlik yalnızca bir arzu değil, aynı zamanda mümkün ve sürdürülebilir bir hakikat hâline gelir.

Bütün bu analitik tespitler ve teklifler, hak yolunda ittifâk kuramamanın ve ihtilâfınkökenlerini derinlemesine gösterir. Aynı zamanda çözümleri de cesaretle ve açıkça ortaya koyar.

İhlâs ve samimiyet, ittifâk duvarını örmenin ve ihtilâf zehrini önlemenin panzehiridir. Hasılı uhuvvet ilkeleri nasıl hizmet yapılması gerektiğini, ihlas prensipleri ise niçin hizmet edilmesini cevaplar.

Selim Gül

Diğer Yazılar

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy