Türkçe’de düzen, Arapça’da nizam kelimelerinin karşılığı olarak ‘sistem’ kullanılır. Sistem, Yunanca ile Latince ’deki türediği köken itibariyle; birleşme, oluşma, yerleşme, bir araya gelme, bir arada durma anlamlarına gelir. [1] Ayrıca bu kavram, İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Portekizce, Farsça ve Rusça gibi dünya dillerine mâl olmuştur. Bu kelime, yazılım ve seslendirme nüanslarıyla birlikte, âdeta global bir hüviyet kazanan değerli bir sözcüktür.
Sistem kavramını Göksel Ataman, “Genel olarak düzenli bir biçimde birbirini etkileyen ve birbirine bağlı birimlerden, değişik bölümlerden oluşan ve genel bir plana göre kurulan, belirli bir sonuca ulaşmak için amaca yönelmiş bir bütündür.” [2] şeklinde tanımlar. Yahya Kaya, “Birbirine bağımlı olan iki veya daha fazla parçadan oluşan, çalışma ve özellikleri itibarıyla belirli bir sınırı olan örgütlenmiş ve bölünmez bir bütündür.” [3] diye tarif eder.
İnsan aklına, zihnine, dimağına veya beynine; ‘düşünme’ aktivite ve süreçlerinin gerçekleştiği, öncül ana kaynaklar olarak bakılabilir. Her insan, bu kaynakların istidat ve kapasiteleri ölçüsünde, düşünce semerelerine ulaşmak için, tefekkür de denen çok yönlü düşünme potansiyellerine, fıtrat olarak açık durur.
Özellikle analitik ve alternatifli okumak, eşya ve hadiselerin perde arkasına basiretle bakmak, derin araştırmalar ve titiz incelemeler yapmak, insanın bu potansiyelini besler ve hareketlendirir. Ve zaman içerisinde iddia ve ispat edilebilen, adına ‘düşünce’ denilen fikir filizleri; icatların, keşiflerin ve tecrübelerin de beraberinde getirdiği destek ve teşvikler ile gelişerek olgunlaşır. Esasında mantık, matematik, fizik, felsefe, fen, tıp, astronomi gibi nice bilimlere, bu beslenen fidanın meyveleri dense sezadır.
Zira deliller üzerinde yoğunlaşmak ‘tefekkür’ ise, geçmişi hatırlamak ‘tezekkür’, geleceği hesaba katmak ‘tedebbür’, sebep-sonuç bağını kurmak ‘taakkul’ ve şimdi için yeni bir şey üretmek ‘tefakkuh’ kavramlarına karşılık gelir.
‘Sistem’ ve ‘düşünme’ kelimeleri hakkındaki bu kısa hatırlatmalardan sonra, numune olarak, şimdi “sistemli düşünce” üzerinde kim, ne demiş ona bir göz atalım.
Gülen Perspektifinden Sistemli Düşünme
Sayın Fethullah Gülen, bu düşünme metodunun değeri hakkında önemli tespitlerde bulunmuştur. Fark edebildiğim beş tanesini burada paylaşmak istiyorum.
- Sistemli düşünme, dirilişin olmazsa olmaz esaslarından biridir: ” Sistematik düşünce, mahrûtî bakış, bildiğimiz şeylerin bir kere daha sorgulanması, taklit cadısının tesirinden sıyrılma, kibir, gurur, ucb, bencillik levsiyâtının ayaklar altına alınması bu oluşum ve bu dirilişte olmazsa olmaz esaslardandır. ” [4]
- Sistemli düşünme sayesinde, örtülü kalan soruların cevapları, kâinata yöneltilerek bilinebilir: ” Sistemli ve hedefli düşünce, varoluş vetiresinde (süreç) karşımıza çıkan bütün muammaları yine kâinâttan sorarak, her şeyin cevabını ondan almaktır. Diğer bir ifadeyle, topyekün varlıkla kendi arasında bir akrabalık tesis ederek, her yanda her şeyin diliyle hakikati arayan şuurun faaliyette olması demektir. ” [5]
- Sistemli düşünme, insanlık seviyesine yükselebilmek için, insanların ihtiyaçlarından biridir: ” Arayan bulur. Israrla kapı çalana, kapılar behemehâl açılır. İlâhî bir kânundur. Bu kânuna göre, insanın insanlık semâsına çıkabilmesi için, temiz niyet, sistemli düşünce, sarsılmayan bir azim ve sürekli gayrete ihtiyacı vardır. ” [6]
- Sistemli düşünme, insanın karakterine ve ahlakına olumlu tesir eder: ” Onun (insanın), yüksek bir karakter kazanarak ikinci bir varlığa ermesi, sonra da kendi olarak kalabilmesi, sistemli düşünmesine, sürekli çalışmasına ve ara vermeden, kalbî ve ruhî hayatında derinleşmesine bağlıdır. ” [7]
- Sistemli düşünme, tefekkürün manalarından biridir: ” Herhangi bir mevzuda, geniş, derin ve sistemli düşünme mânâlarına gelen tefekkür; erbâbınca, kalbin çırası, rûhun gıdası, bilginin rûhu ve İslâmî hayatın da kanı, canı ve ziyâsıdır. Tefekkür olmayınca kalb karanlıklaşır, ruh hafakanlara girer ve İslâmî hayat da kadavralaşır. ” [8]
Görüldüğü gibi Gülen perspektifinden, sistemli düşünme metodunun, insan için konumu, son derece değerlidir.
Düşüncenin istikameti ve rotası bu metot ile sağlanabilir. Bu yönteme, hedefine doğru seyahat eden hakikat yolcularının pusulasıdır, dense yakışır.
Akademik Tanımlamalar
Nasıl ki insanoğlu, ulaşım ve iletişimde hız kazanmak için bir kısım araçlar buldu ve bunları zamanla ilerletti. Aynen öyle de düşünme sahasında da doğruyu yanlışı birbirinden ayıran, tutarlı akıl yürütebilmek için bir araç/alet olarak, ‘mantık’ bilimini keşfetti. Tümevarım, tümdengelim, analoji ve geriçıkarım usullerini geliştirdi. Ayrıca mantığın temel öncül ve aksiyomlarını sorguladı. Bütün bunlara, alan belirledi, bazı sınırlar çizdi ve güncelledi.
Dahası klasik, sembolik ve bulanık mantık gibi teorik aklın da adeta özel alfabe veya gramerlerini, kategorilerini geliştirdi. Bu verilerden hareketle daha sonraları, bütüncül, analitik ve sistemli düşünce adı verilen çok zengin alternatif düşünme metotlarına da ulaştı.
Sistemli düşünme türüne dair, muhtevası birbirine benzer pek çok bilimsel tanımlama vardır. Onu, Vahap Tecim bir tarz şeklinde, “Genel bir bakış açısıyla, problem ile ilgili tüm yönleri hesaba katan, problemin veya olayın farklı parçaları arasındaki ilişkilere odaklanan, bir problem çözme yaklaşımıdır.” [9] diyerek doğrudan izah eder. Filozof Churchman “Yaşanan ortamda ortaya çıkan problemler birbirleriyle o kadar ilişkilidir ki, hangisinden başlanması gerektiği çok bulanıktır.” [10] beyanıyla bu düşünce metodunun ipuçlarını ve zaruretini dolaylı biçimde vurgular.
Mahiyetini güzel ifade eden tanımlardan birini de Firdevs Güneş yapar. Onu yaklaşımı ise: “Çeşitli elemanlar ve aralarındaki ilişkileri içeren karmaşık bir bakış açısını içerir. Sistemli düşünme demek, bilinçli düşünmektir. Sistemli düşünmekte bir amacın ve hedefin olması önemlidir. Sistemli düşünce, bilinenden yola çıkarak, bilinmeyene ulaşmak ve mantıklı işlemlerle onu açıklığa kavuşturmaktır.” [11] şeklinde özetlenebilir.
Anlaşıldığı üzere bu tanımlamaların özünde; bütünü meydana getiren elemanların tanınması, bu elemanların birbirleriyle münasebetlerinin bilinmesi, idrak etmede/kavramada/ algılamada şuur faktörünün konumu, gayenin temel bir unsur olması, eldeki verileri doğru değerlendirip mantık aracını kullanarak bilinmeyenleri bilinir kılma arzusu, gibi hususlar vurgulanmaktadır.
Sistemli Düşünmenin Değeri
Sistemli düşünme dünyada sadece insanlara hususi bir kabiliyettir. Bu istidat onun, konumunu, donanımını ve sorumluluğunu ifade eden bir hakikattir.
İnsan beyni şayet bilgisayarlardaki ‘donanımlara’ benzetilirse, onun aklı da ‘yazılımlar’ şeklinde kabul edebilir. Her insanda beyin vardır ama her insan, her vakit akıllı davranamaz. Hatta o, akıl sağlığını kısmen veya tamamen yitirebilir de. Benzer şekilde her aklı olan insan da sistemli düşünceye sahip değildir.
Sonuçta akıl beynin en önemli bir özelliği, düşünce de aklın en ehemmiyetli bir sıfatıdır.
Çağımızdaki nesillerin yetiştirilmesinde en önemli hususlardan biri, onlarda sistemli bir tefekkür bilincini öğretmektir. İyinin, güzelin ve doğrunun, coğrafi anlamda doğu veya batıdan ortaya çıkması sonucu etkilemez. Bu düşüncenin öyle yararlı yanları vardır ki; mesela, sistemli düşünme bir olgun insan sıfatıdır. Hakikat yolcusu her insan, böylesi altın gibi sıfat ile donatılması lazımken, maalesef bu pratikte bazen böyle olmayabilir.
Özellikle bu sıfatın hem öğretilecek hem takip edilecek metotlar içerisindeki ayrı bir kıymeti vardır. Ne yazık ki, sistemli düşünme, sistemli çalışma ve çalışmada devamlılık gibi değeri yüksek şeylere, insanların pek çoğu iltifat etmez ve ilgi duymaz. Oysaki o, en güvenilir, en kestirme, en kolay, neticeye en yakın ve en sağlam düşünme yörüngelerinden biridir.
Fikirleri insanlığa duyurmanın, uzun soluklu metotlar geliştirmenin ve bu mevzuda geçerli argümanlar oluşturmanın ilk adımı, hayati bir meseledir. İşte bunun için evvelâ ‘sistemli düşünme’ şarttır. Bir şey yapmadan evvel düşünmek, yemeden evvel çiğnemek gibi bir şeydir. İnsan çiğnemeden bir şey yutmaya kalkarsa, o şey yutağa takılı kalabilir ve dahi o kişi boğulabilir. Hatta yutsa bile, bu durumda midenin yükünü artırmış olur.
(Devam edecek)
[1] Henry George Liddell, Sistem Kavramı, A Greek-English Lexicon, Sayfa:1819
[2] Prof. Dr. Göksel Ataman, İşletme Yönetimi: Temel Kavramlar ve Yeni Yaklaşımlar, Sayfa: 131
[3] Prof. Dr. Yahya Kemal Kaya, Eğitim Yönetimi: Kuram ve Türkiyeʼdeki Uygulama, Sayfa: 81
[4] MF Gülen, İç Çürüme ve Çıkış Yolları (3), Çağlayan Dergisi
[5] MF Gülen, Aksiyon ve Düşünce, Ruhumuzun Heykelini Dikerken
[6] MF Gülen, Düşünce Helezonunda İnsan, Yitirilmiş Cennete Doğru
[7] MF Gülen, Düşünce Helezonunda İnsan, Yitirilmiş Cennete Doğru
[8] MF Gülen, Tefekkür, Kalbin Zümrüt Tepeleri (1)
[9] Prof. Dr. Vahap Tecim, Sistem Yaklaşımı ve Soft Sistem Düşüncesi, / D.E.Ü. İ.İ.B.F. Dergisi Cilt:19 Sayı:2
[10] Prof. Dr. Charles West Churchman, The Systems Approach
[11] Prof. Dr. Firdevs Güneş, Öğrencilerin Düşünme Becerilerini Geliştirme, TÜBAR-XXXII, Sayfa: 133
YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN

