Vicdanın Gözyaşları

Yazar Orhan Keskin
web

Mekke’nin fethinden sonra Sevgili Peygamberimiz; af ve barış adına öyle muhteşem tablolar ortaya koymuştur ki bu konudaki icraatıyla insanlık alemine ibret dersleri vermiştir. O’nun Rabbimizin rızasına kilitlenmiş vicdan ibresi, affetme adına öyle  altın hayat kesitleri bize sunmuştur ki..  bu yaşanmış gül devri hikayeleri; vakti gelince kucaklamamız ve affetmemiz gereken binlerce insanın hazmedilmesinde..  bizleri rehabilite edecek ve yumuşatacaktır.

Bu yüzlerce af tablolarından sadece bir tanesini kısaca birlikte hatırlayalım isterseniz:

Hint’in yönlendirmesiyle Peygamber Efendimizin amcası Hz Hamza’yı şehit eden ve uzuvlarını keserek Hint’e götüren Vahşi’ye; biricik af ve şefkat insanı Sevgili Peygamberimiz, Mekke’nin fethinden bir süre sonra bir kaç kez; “Şu kesin ki Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder. Her kim Allah’a ortak koşarsa, haktan çok uzağa sapmış olur.” (Nisâ: 116). ayetiyle haber göndererek Allah’a şirk koşmamak kaydıyla kendisinin affedileceğini bildirmiştir. Vahşi sonunda tereddütlerini aşıp Mekke’ye gelerek af dilemiş ve Müslüman olmuştur. Aynı şekilde Ebu Sufyan’ın eşi Hint de Vahşi’yi kışkırtmasına ve kötülüğün asıl sebebi olmasına rağmen.. O da Allah’a şirk koşmamak kaydıyla affedilmiştir. Bu iki insan şefkat ve barış ortamında yaşadıkları dönüşle birer sahabe  olmuşlardır ve biz onları Hz Vahşi ve Hz Hint olarak yadediyoruz elbette…

İşte bu tablodaki gibi asr-ı saadetteki sayısız af sahnelerini okuyarak ve üzerinde düşünerek vicdan göz yaşlarımızı; barışmaya ve affetmeye hazırlamalıyız dostlar.

Ve bu minval üzere; gelin, vicdanımızın  gönül ibresine dokunarak gözyaşlarımızı akıtan bir eğitim hatırasını okuyalım:

Kervana sonradan katılsa da hizmet eğitim faaliyetlerinin içinde  yıllarca ter dökmüş ve güzel çalışmalarda bulunmuştu…  Sonra kişilerden kaynaklanan bazı olumsuzluklar yaşayarak malum sürecin tesiriyle de yolunu ayırmış, ayrı bir dünyaya yüzünü çevirmişti; gönlünü çevirdiğini hala düşünmüyorum…

Hizmet hareketinin güzelliklerini yaşayan, samimi birlikteliklerini içine sindiren “bazı güzel insanlar” olumsuzluklar  da yaşasalar, yüreklerinin derinliklerindeki sıcaklığı isteseler de soğutamıyorlar. Hani derler ya; “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Bu güzel atasözümüzün özünde olduğu gibi; samimiyet ve vefa ikliminde demini alan bir bardak çay, asla boşa gitmez, gün olur; zamanın buğu buğu ikliminde, tekrar buluşturur biraz buruk ama huzurlu gönülleri inşallah…

Yıllar sonra karşılaştık o kardeşimle bir bahar akşamı… Babasıyla geliyordu karşıdan. Hiç düşünmeden ayağa kalktım ve onlara doğru yürüdüm gayri ihtiyari… O, şimdi biraz siyaset dünyasına girmişti. Zaman zaman eleştirel düşüncelerini ifade ediyordu. Bütün bu olumsuzluklar uçtu gitti kafamdan ve hiç şüphem yoktu ki onun da yaralı kalbi pırıl pırıldı şu anda. Önce babasıyla kucaklaştık bütün samimiyetimizle, sonra “imanlı kızımla” göz göze geldik bir anda; orada söz bitmiş “vicdanın gözyaşları” konuşuyordu artık…  Ellerini yüzüne kapatmış samimi gözyaşlarını döküyordu. … Ve ben de onun gibi ağlıyordum öylece… Yaşlı gözlerimizin buluştuğu an, o kadar derin duygu ve düşüncelerimize tercüman oluyordu ki hak ve hakikate dair, söze gerek bile kalmıyordu.

Karşılaştığımız ortam ise, bir başka “gönül kardeşimizin vefa düğünü” ortamıydı. Rabbim bizleri “kader denk” noktasında buluşturmuştu… Kalbi narin bir anne, hakkı ifade etmeye çalışan baba, düğününde bizleri buluşturan nazenin bir abla… ve biraz buruk, kırık ama içten kızımız… Rabbim bizi  böyle bir hayır akşamında, hayır üzere buluşturmuştu.

Düğün merasimi ortamında  çok şey ifade edemesek de sakin bir ortamda, konuşacağımız bir çok meselenin olduğunu ifade ettik. Eşim, düğünde karşılaştığımızda, bazı sertliklerin yaşanabileceği endişesini taşıyordu fakat karşılıklı ihlas ve samimiyet ortamı, insanlardaki sertlik atmosferini alıp götürmüş yerine sevgi ve merhamet ortamı tesis edilmişti Allah’ın izniyle… Eşim bu kardeşimize; “Biz iyi insanlarız ve sizi çok seviyoruz.” diye latifede bulununca.. O da “Biz de iyi insanlarız ve sizi çok seviyoruz.” hoş cevabını vermişti…

Biraz kişisel gibi görülebilecek, malum zor süreçte yaşadığımız bu hatıranın belki binlercesini yaşayacağız iklim bahara dönünce canlar…

Bir bahar akşamı, hayır ufkunda buluşup konuşacağımız, daha o kadar çok insan var ki..  siyasete girmeden, Allah rızası çizgisinde, dertleşeceğimiz nice güzel konular olacak.  Yeter ki bütün samimiyetimizle gönüllerimizi koyalım tam orta yere… Allah lütfederse tamir edilecek çok gönül var… Ve istikbal, kardeşlik muştularını fısıldıyor bizlere…

 

 

 

 

Diğer Yazılar

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy