Derler ki; “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.” Yani, kişinin görmediği ve iletişim kurmadığı kişileri unutması, her gün göz önünde olanla kıyaslandığında daha kolaydır. Bu yüzden göz önünde olmayan şeyler er ya da geç unutulur ve hatta hafızalardan silinir gider. İnsan hafızasının bu yönünü iyi keşfedenler, yaşanan bazı hadiseleri canlı tutma adına insan zihni üzerinde hatırlatıcı bir takım unsurlar geliştirmişlerdir. Bunlardan biri de ressamların çizdiği resimlerdir.
İşte, 1937 yılında Paris’teki Dünya Fuarı’nda sergilenmek üzere Pablo Picasso’ya bir resim sipariş edilir. O günlerde İspanya’nın bir kasabası olan Guernica, Francisco Franco yönetiminde bir iç savaş yaşanmaktadır. Almanya ve İtalya bu iç savaşı destekler. Amaçları ilk defa deneyecekleri bombaları ve yeni ürettikleri uçakları burada denemektir. Picasso, bu korkunç hadiseden oldukça etkilenir ve o alanın dehşetini gösteren siyah beyaz, yağlı boya bir resim çizer. Alman Generali, sergi alanında Picasso’nun savaş karşıtı bu tablosunu görür ve ona dönerek; “Bu sizin eseriniz mi?” diye sorar. Picasso da anlamlı bir bakışla General’e; “Hayır, bu sizlerin eseri” der.
Bu anlattığınız hatırayla neyi anlatmak istiyorsunuz derseniz, şunu demek istiyorum. Malumunuz 10 Temmuz 23 tarihinde Almanya’nın Frankfurt şehrinde bulunan tarihi Klapperfeld hapishanesinde adı Tenkil Müzesi olan bir organizasyon, Türkiye’deki zulümleri dünyaya duyurmaya çalışıyor. Serginin yapıldığı Klapperfeld hapishanesi 1866 yılında inşa edilmiş olup daha sonra Nazilerin işkence merkezi olarak kullanılmış. Şimdilerde ise hatırlama ve kültür merkezi olarak hizmet veriyormuş.
Adının “Tenkil” olarak seçilmiş olması da çok anlamlı olmuş. Zira “Tenkil” kelimesi sözlüklerde, “Düşman veya zararlı kimseleri topluca ortadan kaldırma, kökten kazıma, herkese ibret olacak bir ceza verme ve uzaklaştırma” anlamlarına gelmektedir. Dolayısıyla bu anlamda ‘soykırım’ yerine de kullanabilecek bir kelimeyi de çağrıştırmaktadır.
Ülkemizde 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen tiyatro darbeden hemen sonra -hâlâ bir çok noktası karanlık, darbeden ziyade kumpasa benziyor- Hizmet Hareketi’ne karşı tenkil süreci başlatıldı malumunuz. Bu süreçte yapılan zulümler tam olarak geçmişte yaşananlara benzemese de binlerce suçsuz ve bir o kadar da masum insana soykırıma varan işkenceler yapıldı. Bu işkenceler sırasında bazıları vefat ederken (Gökhan Açıkkollu) bazıları da hapishanenin soğuk duvarları arkasında can verdi. Yapılan bu işkenceleri yaşayan, gören ve duyan insanlar, çareyi ülkeyi terk etmekte buldu. Fakat legal yollardan çıkmak mümkün olmayınca bazıları Meriç’in veya Ege denizinin soğuk sularında boğuldu. Bu sürecin sembol isimlerinden biri olan Esma Uludağ 3 çocuğuyla Meriç’i geçtikten sonra Yunanistan’da aile birleşimini beklerken kalp krizi sonucu vefat etti. Tenkil müzesinde o ve onun gibi bir çok mazlumun geride kalan eşyaları sergileniyor. Merkezi Frankfurt’ta bulunan Tenkil Müze’sinin hazırladığı sergi bundan önce de Avrupa’nın bazı şehirlerinde ‘Tenkil Müzesi veya Soykırım’ adı altında sergilendi. Şartlar müsait olmadığı için henüz kendi ülkemizde kendine yer bulamayan bu Müze, gelecekte Picasso’nun Paris’te yayınlanan resmi gibi Türkiye’nin farklı şehirlerinde kendine yer bulacak ve yerleşik müze haline geçecektir. Dolayısıyla bu gün güçlünün yanında yer alarak masum insanları soykırıma tabi tutanlar, o müzede birer utanç vesikası olarak yerini alacaktır. Belki de müzede yer alan resimleri bakanlar arasında, bu tenkil sürecine destek verenler de olacaktır. Aklı sıra kendisi bu süreçte yokmuş gibi davranıp belki de Alman General gibi, ‘bu sizin eseriniz mi?’ diye utanmadan da soracaktır. İşte o zaman ona verilecek cevap tam da Picasso’nun dediği gibi olacaktır. “Hayır bu sizin eseriniz…”
Netice olarak, ‘Hatırlamak, Yüzleşmek, İyileşmek’ başlıklı gezici sergi, başta dediğimiz gibi insan haklarının dokunulmazlığına güçlü bir tanıklık etmenin yanı sıra, insanlığa karşı suç olarak kabul edilen sistematik insan hakları ihlallerinin unutulmasına karşı bir hafıza işlevi görmeyi amaçlıyor.
Ayrıca, yüzlerce insanın toplama kamplarına gönderilmeden önceki son durağı olan bu hapishanede, Tenkil Müzesi de ziyaretçilerine sistematik insan hakları ihlallerinin insan onuruna yönelik nasıl ağır bir tahribata yol açtığını “Tenkil Felaketi” üzerinden anlatmayı hedefliyor. İmkânı ve vakti olan bu ibret levhalarını mutlaka yerinde gidip görmeli bence.
