Yazarlar

Newton’un, bir ateisti irşat edişi | Zekeriya Çiçek

Newton, inançsız âlim arkadaşına iman dersi vermek için belli bir tarihe randevu verir evine davet eder. Kendi elleriyle değişik materyaller kullanarak muhteşem bir güneş sistemi modeli yapar. Modeli onun dikkatini çekecek tarzda evinin güzel bir köşesine koyar. Eve gelen misafiri doğrudan güneş modelinin yanına gider ve hayranlığını gizleyemez sürekli o modelle ilgilenir. Nereden çıktı bu, kim nasıl yaptı bunu? Gibi sorular sorar. Zaten Newton’un derdi de budur.

Newton ‘’Bu modelin malzemeleri tesadüfen bir araya gelip bu güneş sistemi modelini meydana getirdiler. ‘’der demez arkadaşı ‘’Benimle alay mı ediyorsun?’’der. Newton ‘’Bak görüyorsun ki şu küçücük model bile tesadüfen meydana gelemez. Bunu planlayıp tasarlayan ve inşa eden biri olmalıdır, öyle değil mi? Pekâlâ bunun gerçeği olan bizim de içersinde yaşadığımız şu muhteşem güneş sistemi nasıl kendi kendine meydana gelebilir?’’ der ve arkadaşını oracıkta irşat eder.

Madem “iyiliğin kölesidir İnsan.” Ve madem  “Bir fincanın kırk yıl hatırı vardır.” O zaman çok iyi düşünmeliyiz ve şunları söylemeliyiz.

Cenab-ı Hak(cc) bizleri şu fani âlemde bizi yokken var etti. Varlık içinde can verdi. Canlılar içinde insanlık mertebesinde yarattı. Kudsi Hadis olduğu rivayet edilen “Ey habibim eğer sen olmasaydın bu âlemleri yaratmazdım.” sırrına mazhar olmuş kâinatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Hz Muhammed’e (sav) ümmet olarak yarattı. Bizler Allah’a (cc)  ne kadar şükretsek ne kadar kulluk etsek asla karşılığını ödeyemeyiz. Allah(cc) huzurunda ebedi kurtuluşumuz ancak onun merhametiyle mümkündür.

Allah Resulü(sav) bile der ki “Ben de amelimle cennete giremem. Ancak Rabbimin rahmetiyle girebilirim”’der. Herkes şu gerçekte mutabık olmalı. Bizde bize ait zerre miktar varlık mülkü yok, varlığımız ondan çünkü yok olmasına engel olamıyoruz. Allah’a(cc) hiç bir şey vermediğimiz halde onun bize verdiği sonsuz nimetler, onu sevmemiz ve onun sevdiklerini sevmemiz ve O’na itaat etmemiz için yeterlidir.

Kur’an: “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur.” (Ra’d – 28) Der ferman eder.

Dilimizle tattığımız bir nimetin kalıcı lezzet vermesi nimetten mün’imi bulup ona hakiki şükürle mümkündür. Ruhumuzun almadığı her tad mezarda bizimle çürümeye mahkûmdur.

Unutulmamalıdır ki, insan sevdiğine itaat eder ve sevmediğine düşmandır.

İman-ı tahkikiye sahip müminlerin ölümü karşıladıkları sekerât anındaki huzurları dillere destan misallerle doludur. Ehl-i küfrün ve ilhadın ölüm anlarındaki çektikleri acı ve ızdıraplı halleri şahit olanları bile olumsuz yönde etkiler.

Hizmetten | Zekeriya Çiçek

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu