Yazarlar

Olumsuz Davranışlar Karşısında Peygamberimizin Tavrı-4 | Mithat Tayyar

Hz. Peygamber ise bu madde üzerinde henüz anlaşmadıklarını söyleyince Kureyş delegesi: ‘‘Oğlumun geri verilmemesi durumunda hiçbir şey üzerinde seninle anlaşmayacağım’’ dedi. Daha sonra Ebû Cendel, “Ey Müslümanlar! Müslüman olarak geldiğim halde dinim konusunda beni fitneye düşüren, bana her türlü işkenceyi yapan müşriklere beni iade mi edeceksiniz?” dedi. Ebû Cendel’in konuşması ve görüntüsü Müslümanları derinden sarsmıştı. Babası tarafından yıllarca zincirlere vurularak hapsedilmişti. İşkenceye maruz kalmıştı. Allah Resulü: ‘‘Ey Ebû Cendel! Sabret. Allah sana sabretmenin karşılığını verecektir, sen ve seninle birlikte olan mazlumlara Allah yakında bir kurtuluş yolu verecektir. Biz bu kavimle bir sulh antlaşması yaptık. Bundan dolayı seni onlara veriyoruz” dedi. duruma çok içerleyen Hz. Ömer, Rasûlüllah’a gelerek: “Sen gerçekten Allah’ın Peygamberi değil misin?” dedi. Hz. Peygamber: “Evet, Allah’ın peygamberiyim” dedi. Yine Hz. Ömer “Bizler hak yolda, düşmanlarımız ise batılda değil mi? diye sorunca Efendimiz: “Evet” dedi. “Ben Allah’ın Rasûlüyüm, hiçbir konuda ona isyan edemem, o bana yardım edecektir” diyerek sözlerine devam etti. Allah Resulünün verdiği cevaptan tatmin olmayan Hz. Ömer, aynı soruyu Hz. Ebû Bekir’e sordu. Ebû Bekir de Efendimizin verdiği cevaba benzer cevap verdi.
Hudeybiye antlaşmasında Hz. Ali’nin, Hz. Peygamber’in ‘‘Bismikellâhümme ve Muhammed b. Abdillah’’ yaz emrini yerine getirmekten kaçınması, Allah Rasûlü’ne karşı olduğu için değildir. Onun böyle davranması, nübüvvet makamına saygısı, Allah Rasûlü’ne sevgisi ve İslâm’a bağlılığındandır. Hz. Ömer’in davranışında etkili olan nokta ise, İslâm’a girdiği için zulme uğrayan ve bu durumdan kurtulmak için bir yolunu bularak zincirli bir şekilde Müslümanlara sığınan Ebû Cendel’in antlaşma gereğince iade edilmesidir. Aslında bu hâdise bütün Müslümanlara ağır gelmiştir. Herkes bu meseleyi kendi içerisinde tartışırken Hz. Ömer toplumun sözcüsü niteliğinde durumu Efendimizle konuşmayı tercih etmiştir. Onun ‘Sen gerçekten Allah’ın peygamberi değil misin? sorusu ağır bir ifadedir. Ancak Allah Resulünün ona verdiği ‘Evet’ cevabı bir o kadar anlamlıdır. Çünkü Efendimiz, Hz. Ömer’in olayın etkisi altında duygu ve hislerine hâkim olamadığını düşünerek bu davranışından dolayı kendisini kınamamıştır. Olayın sıcaklığından dolayı yaptığı hatanın farkında olmayan Hz. Ömer daha sonra ‘‘Söylediğim sözden korktuğum için, Allah’ın affına mazhar olmayı ümit ederek o gün yaptığım hareketten dolayı sadaka verir, oruç tutar, namaz kılar ve köle azat ederdim.’’ Demiştir.
Hudeybiye antlaşması imzalandıktan sonra Allah Resulü: ‘‘Kalkınız, kurbanlarınızı kesiniz sonra da tıraş olunuz’’ dedi. Hatta bu uyarıyı üç defa tekrarlamasına rağmen hiç kimse bu yönde bir harekette bulunmadı. Bunun üzerine Efendimiz, hiç kimse emri yerine getirmeyince hanımı Ümmü Seleme’ye gelerek durumu anlattı. Ümmü Seleme: ‘‘Ey Allah’ın Nebisi! Bunun olmasını istiyorsan, hiç kimseyle konuşmadan kurbanını kes, tıraşını ol’’ önerisinde bulundu. Allah Resulü, hiç kimseyle konuşmadan kurbanını kesip tıraş oldu. Ashâb, Efendimizin bu hareketini görünce kurbanlarını kesip tıraş oldular. Hatta üzüntü ve kederlerinden dolayı neredeyse birbirlerini öldüreceklerdi.
Kabe’yi tavaf edeceklerine dair Efendimizinin rüyasının gerçekleşeceğine kesin gözüyle bakan, bu amaçla Medine’den hareket eden Müslümanlar, ümitlerinin boşa çıkmasından dolayı hayal kırıklığına uğramışlardır. Bu durum Müslümanların, Hz. Peygamber’in emrini geciktirmelerine sebep olmuştur. Şartları zorlamışlar belki bir ümit tavaf yaparız diye düşünmüşlerdi.
Görüldüğü üzere Allah resulü hiçbir zaman emrine yüzde yüz harfiyen uyulan biri değildi. Etrafında ister mümin olsun ister müşrik olsun olumsuz tavır takınan kişiler vardı. Ama O, bu meseleleri en güzel şekliyle karşılık vererek çözüyordu.

Buhari, Şurut 15.
İbn Hişam, es-Siretü’n-Neeviyye, III-IV, 317.
İhsan Arslan, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi C.12, Sayı 3.

Hizmetten | Mithat Tayyar

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu