Yazarlar

Huzur | Büşra Nilüfer

Simdi U-Bahn(metro) istasyonunda U-Bahn bekliyorum. Eve dönüş yolundayım. Bir kilisedeydim.  Hikayeyi baştan anlatayım isterseniz….Maalesef son zamanlarda İslam adı altında terör saldırıları oldu. Bu beni ve bir çok Müslümanı yürekten yaraladı. Çünkü biz insanı insan olarak sevdik. Biz insanı Allah’ın emaneti olarak gördük. Biz yüzüne tükürülse de, taşlansa da, işkence de görse bunu yapan insanlara beddua etmeyen; “Bilmiyorlar Allah’ım , bilselerdi yapmazlardı.” Diyerek onların hidayetine dua eden bir şefkat peygamberinin ümmetiyiz…

O ki alemlere rahmet olarak gönderilmişken biz O’nun ümmeti olarak sabırlı, olgun, hoşgörülü insanlar olmalıyız. Sonra masum insanları öldürmek ne demek.. Bu nasıl büyük bir günah! Bu ya provokasyon ya da düşünce kayması, şeytanın oltasına takılmak… Bu nasıl büyük bir vebal.. Bu düşünceler beni yürekten yaraladı. Bu arada U-bahn a bindim. Simdi aktarma yapacağım, yazının geri kalanını ve kilisede neler yaptığımı öteki U-Bahn da yazmış olacağım..

Yazı yazmaya dalıp yanlış yerde inmişim… Tekrar U-Bahn’a binip üç durak sonra inip aktarma yapmam gerekecek. Ama olsun enteresan bir yazı oluyor benim için. Niyetim eve gidene kadar bu yazıyı bitirmek. İkinci trene aktarma yaptığımda yaklaşık yarım saat rahat rahat yazabilirim. Evet nerde kalmıştık üzüntümü ifade ediyordum. Bu duygularla ben de bir kiliseye gidip taziyelerimi iletmek istedim. Bu aralar kiliselere taziyeye giden Müslümanlar duyuyordum ve çok hoşuma gitti bu davranış. Benim de kiliseye gönülden bağlı Alman bir arkadaşım var. Bu isteğimi ona açtım.” Sehr sehr gerne!” dedi ve bu Pazar günü saat 10.30’daki ibadet törenlerinden önce buluşmak için sözleştik. Çok heyecanlıydım, çok huzurlu hissediyordum. Bu arada gene U-Bahna bindim. Gene durağı kaçırmamak için burada bir mola veriyorum. Aktarma yapınca tekrar yazmaya başlayacağım inşallah.

Nerde kalmıştık… Çok heyecanlı idim. İnsanlık için, barış için, huzur için küçücük bir adım bile olsa atmaya çalışmak beni çok heyecanlandırdı ve zannediyorum Rabbimizin rızası bazen küçücük adımlarda gizli olabiliyor. O kadar heyecanlı idim ki cumartesi günü akşama doğru ne hediye götürsem acaba diye düşünebildim. Misafirimiz de vardı cumartesi. Sonra Alman başka bir arkadaşıma Alman taziye kültürünü sordum. Ne götürsem dedim. En sonunda beyaz renkli çiçeklerin en uygunu olduğuna karar verdik. Evimize gelen arkadaşımla gittik beyaz renkli kasımpatıları ve beyaza yakın açık pembe güller aldık.

Ertesi günü sabah erkenden paketledim çiçekleri içine de bir taziye yazısı yazdım. İnsan olarak hepimizin kardeş olduğumuzu, bunun haricinde aynı Allah’ a inandığımızı, hepimizin de Hz. İsa’yı, Hz. Meryem’ i , Cebrail (a.s)’i sevdiğimizi ifade eden bir yazı idi. En sonuna da taziyelerimi sundum ve çiçek demetime iliştirdim notumu. Vakit gelmişti. Yola çıktım. Yolda çok güzel bir ortam oluşması için dualar ettim. En sonunda kiliseye vardım. Arkadaşım karşıladı beni, annesi ve arkadaşları ile tanıştırdı. Sonra kilisede sorumlu bir bayan geldi yanıma hoş geldiniz demek için. Tanıştık ve ben hislerimi ifade ettim. Türkiye’ den geldiğimi, yaklaşık iki senedir Almaya’ da olduğumu, bir Müslüman olduğumu, Hristiyan insanlarla bir çok ortak noktamız olduğunu , bu olaylardan dolayı çok üzgün olduğumu ifade ettim. Bayan ağlamaya başladı, ben de ağlamaya başladım. Biz biliyoruz sizler kötü değilsiniz hepiniz aynı düşünmüyorsunuz dedi. Geçmişte tarihte bizler de sizlere  kötülükler yapmışız ben de çok özür dilerim dedi. Hayır dedim kötülüğü yapan siz veya biz değiliz. İslam ya da Hristiyanlık kötü değil, kötülük yapmaz. Kötü insanlar dinlerin adını kullanarak bunu yapıyor dedim. Geçen senelerde yeni Zelanda’ da cami saldırısı olmuştu Hristiyanlar hep Müslümanların yanında oldu, destek oldu ben de bugün sizin yanınızda olmak istedim dedim. Gene ağladık. İlk defa böyle güzel bir olaya şahitlik ediyorum dedi bayan. Sonra beni dini törenlerine davet ettiler, ben de katıldım. Çiçeklerimi sahnedeki kürsüye koydular bir vazonun içinde. Genç bir beyefendi bu çiçeklerin hikayesini anlatabilir miyim diye izin istedi. Tabii ki dedim. Beni tanıştırdı oradakilerle ve çiçeklerin sebebini anlattı. Herkes alkışladı ve gülümseyerek baktılar bana. Herkesin yüzü gülüyordu.

İneceğim durağa geldim ama yazım bitmedi. Sanırım biraz burada oturup yazımı bitirebilirim. Sonra insanlığın selameti için toplu dua ettik. Din görevlileri getirdiğim çiçekler için de Allah’a teşekkür etti. Herkes amin dedi ben de kendi usulümüzce amin dedim. Gülümsediler bana gene. Sonra ilahiler söylendi. Din görevlileri güzel bir konuşma yaptı. Hz. İsa ve kör bir gencin hikayesini anlattı, toplumdaki acıların sebeplerini anlattı. Aslında konular bizim öğretilerimizle çok benziyordu. Arada oranın görevlisi bayan gene yanıma geldi. Sohbet ettik. Kuran okuyup okumadığımı sordu. Arapça da Türkçe de düzenli Kuran okuduğumu,  namaz kıldığımı anlattım. Kur’an’da Hz.Meryem le ilgili sure olduğunu, Hz.İsa nın adının çok geçtiğini ve Hz İsa’ ya inanmazsak imanımızın bir şartını yerine getirmemiş olduğumuzu anlattım. Sadece din olarak değil, iyi olan bütün insanların kötülüklere karşı birleşmesi gerektiğini konuştuk. Bazen bir adımla başlar ama çok güzel şeylere vesile olabilir dedi bayan. Sonra gene ilahiler, şarkılar söylendi, dua edildi ve tören bitti. Tören bittiğinde arkadaşım ağlıyordu. Buradasın dedi. Buradayım dedim. Din görevlisinin anlattığı hikayeyi İslami kaynaklardan da okuduğumu söyledim. Çok şaşırdı. Kapımız sana her zaman açık dedi. Ben de düzenli olmasa da bazen gelebileceğimi ifade ettim. Vedalaştık ve ayrıldık. Bu arada ben de trenden indim. Yorum yapmayacağım daha fazla. Yorum kısmını sizlere bırakıyorum. Şu anda hissettiğim duygunun adı “ Huzur”….

Huzur | Büşra Nilüfer 2

Hizmetten | Büşra Nilüfer

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu