Yazarlar

Mescide bevleden adam | Mithat Tayyar

İzmir’de üniversitede öğrenciyken, bir hafta sonu Ankara’da oturan teyzemi ziyaret etmek için evden İzmir otogarına doğru yola çıktım. Otogara geldikten sonra akşam 21:00 gibi hareket edecek olan otobüsün yanına geldim ve bana ayrılan koltuğa oturdum. Biraz sonra yan tarafımda duran koltuğa oturmak üzere altmış yaşlarında, beyaz sakallı ve güleç yüzlü bir adam geldi. Yan koltuğa geçmek istediğini söyledi ve izin istedi. Adama yer verdim ve koltuklarımıza oturduk. 

Güleç yüzlü adamın bana ‘İyi yolculuklar!’ dilemesiyle birlikte, içmiş olduğu alkolün kokusunun yüzüme çarpması bir oldu. Neye uğradığımı şaşırdım. Adam kör kütük sarhoş değildi, ama çok kötü kokuyordu ve ben bundan çok rahatsız olmuştum. İlk önce muavini çağırıp durumu anlatmak ve adamı şikayet etmek istedim. Ama şöyle bir baktım. Otobüs tıklım tıklım doluydu. Ayrıca benim yanımdan kalksa bir başkasının yanına oturacak ve onu rahatsız edecekti. Sustum ve yanımda getirdiğim kitabı okuyarak dikkatimi dağıtmaya çalıştım. Elimdeki kitap, Hocamıza ait olan ‘Sonsuz Nur’du. Daha önceden okumaya başladığım kitabımda, kaldığım yeri açtım. Birde ne göreyim? Allah Resulü’nün başından geçen şöyle bir olay yazıyordu: 

Bir gün Allah Resulü, arkadaşlarıyla birlikte Mescidi Nebevi’de sohbet ediyorlardı. Onun sohbetinde şehirliler de, şehir dışından gelmiş köylüler yani çölde yaşayan bedeviler de bulunuyordu. Bu sohbette bulunan bedevilerden birinin idrar ihtiyacı gelmişti. Adam kalktı ve mescidin gözüne kestirdiği bir köşesine küçük abdestini yapmaya başladı. Orada bulunanlar neye uğradıklarına şaştılar. Adam Peygamber mescidine küçük abdestini yapıyordu. Adama engel olamaya çalıştılar. Kimi dur yapma diye sesleniyor, kimi adamı dışarı çıkarmak istiyor, kimi dövmek istiyordu. Peygamber Efendimiz olaya müdahale ederek: ‘‘Adamı bırakın, hacetini gidersin.’’ buyurdu. Adam ihtiyacını giderdikten sonra Allah Resulü ashabına: ‘‘Gidip bir kova su getirip idrarın üzerine dökün. Su, o pisliği alıp götürür. Orası da temizlenir.’’ buyurdu. 

Meseleye bedevi açısından bakılsa aslında bir problem yoktu. Adam çölde yaşıyordu. Çölde yaşayan birisi hacetini yapmak isteyince müsait bir yer bulursa hemen orada ihtiyacını giderirdi. İşte Allah Resulü olağan üstü feraset ve hoşgörüsüyle olayı bir çırpıda çözmüş, bırakın adama mani olmayı, tam aksine işini tamamlamasını söylemişti. 

Daha sonra sahabelerden birine o bedeviyi çağırmasını istedi. Bedevi yanına gelince onu dizlerinin dibine oturttu ve gayet yumuşak bir ifadeyle. ‘‘İdrar ve pislik cinsinden şeyler bu mescitlere yakışmaz. Bu mekanlar ancak Allah’ı anmak, namaz kılmak ve Kur’an okumak için yapılmıştır.’’ Kendisine mescidin fonksiyonunu anlattı.1 

Allah Resulü, hoşgörülü davranışıyla hem ortamı yumuşatmış hem de sahabeler arasında gerçekleşen olayları saygı ve hoşgörü çerçevesinde çözülmesi gerektiğini onlara göstermişti. Ve onlara: ‘‘Sizler, kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz, zorlaştırıcı olarak gönderilmediniz.’’ buyurmuşlardı. 

Mescide bevleden adam | Mithat Tayyar 2

Kitaptaki bu bölümü okuyup başımı kaldırdığımda yüzümde hafif bir tebessüm vardı. Allah’tan, Efendimizin güzel ahlakıyla beni donatmasını diledim. Sonra sırtımı koltuğa dayadım, gözümü kapadım ve yüzümde hala devam eden tebessümle yolculuğa devam ettim. 

1 Buhari, Vudu 57, 58; Müslim, Kitabüt-Tahare 100.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu