TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
Hocam,
Senin bizlere anlattığın, olmamız gerektiği gibi Rabbimize kul olmayı başaramadım; Efendimize layık bir ümmet, sana layık bir talebe olamadım. Hep niyet ettim, gayret ettim ama çoğu zaman başaramadım. Sürekli bir mücadele içindeyim ve ömrüm boyunca bu mücadelenin devam edeceğini biliyorum. Neyle mücadele edeceğim zamanla değişse de, mücadele etmem gerektiği gerçeği değişmeyecek… Umarım hep aynı şeylerle mücadele etmem; mücadele ettikçe bazı şeyleri daha sağlam bir şekilde oturtabilirim, daha derin bir istikrar kazanırım.
Eğer Kur’an ve Sünnet’ten süzülüp gelen eserlerinle yetişen ablalarım ve abilerimle tanışmasaydım, belki bu mücadeleye hiç başlamayacaktım. Bana namaz kılmam, Kur’an okumam, derslerimde başarılı olmam ve iyi bir insan olmam gerektiğini bu kadar tatlı bir dille, uzaklaştırmadan kimse hatırlatmayacaktı. Belki daha “rahat” bir hayat yaşayacaktım; aklıma geleni yapıp sorgulamadan… Ancak şimdi, bu mücadelenin bile ne kadar kıymetli olduğunu fark ettiren Rabbime şükürler olsun. Çok şükür, ablalarımla, abilerimle, hizmetimle ve seninle tanışmayı nasip etti.
Okulda çok başarılı bir öğrenci değildim. Ancak Rabbime şükürler olsun ki önce onuncu sınıfı bitirip liseye devam etmek, sonra da Abitur diplomasını almak nasip oldu. Bu süreçte, senin rehberliğinle açılan eğitim merkezlerinde yanımda olan büyüklerimin emekleri çok büyük… Hep elimden tuttular, her daim destek oldular. Ben pes ettim, onlar etmediler.. Hep motive ettiler.. Rabbim de onların her daim yardımcıları olsun. Şu an öğretmenlik okuyorum, çok şükür Bachelor diplomamı aldım ve Master programına başladım. Öğretmen olup, tıpkı senin gibi, büyüklerim gibi birilerinin elinden tutmak, sönmüş ümitlerini yeniden canlandırmaya vesile olmak ve çocuklara özellikle matematik dersini sevdirmek ve bunca kötülüğe rağmen herkesle dialog içinde olarak yaşamanın önemini fark ettirmek istiyorum ve bunun için çabalayacağım inşallah.
Türkçe Olimpiyatları, Naat geceleri, kermesler, yaz-kış kampları, cep kampları, yatılılarım, Gonca dergisi, hafta sonu kültür merkezi, öğrenci evleri ve sohbetler ve şuan aklıma gelmeyen nice güzellikler… Hepsi, hayatımda öyle kıymetli ki…
Hocam, biliyor musunuz, çocukken ilk ezberlerimi yaptıran, ilk kampa çağıran ablalarım artık bizimle irtibatı kestiler, sırf hala kampa gidiyorum ve aynı yolda yürümeye devam ediyorum diye. Bu beni çok üzse de, dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimden.
2018 yılında, hiç beklemediğim bir anda bir abim, “Okyanus ötesine gitmek ister misin?” diye sordu. İçim şaşkınlıkla doldu; hayali bile güzelken, kısa bir süre sonra kendimi Saylorsburg’da, kampta buldum. Rabbim nasip etti, planlanan üç günün dışında Arefe ve Kurban Bayramı’nı da orada geçirmek nasip oldu. Ailemden uzak geçirdiğim ilk bayramdı fakat bu sefer de yine ailem olan Hizmet ailemle beraberdim. O kampta çok güzel anılar biriktirdim.
Kampta her gün sizin için, “Acaba namaza gelir mi?” derken, orada bulunduğumuz her gün seni görmek nasip oldu. Bir keresinde bizi misafir odasında kabul ettin. Bir grup arkadaşımla oradaydık, hepimiz Almanya’dan gelmiştik. Tek tek hepimize hangi şehirden geldiğimizi sordun; bu ince düşüncen beni çok etkilemişti…
Bir daha nasip olmaz diye düşündüm ama geçen sene yeniden, günübirlik de olsa ziyarete gelip dualarını almak nasip oldu. Orada bize yönelip, “Rabbim istikametten ayırmasın,” diye dua ettin. Basit gibi görünen bu dua, son günlerde daha da derin bir anlam kazandı ve o istikametten sapma korkusunu içimde daha fazla hissediyorum. Ama ümitvar olmayı da senden öğrendim. Sen kavli dua ettin bize, ben de o duaya fiili duamla mukabele etmeye hazırım, hocam. Küheylan gibi koşmaya çalışacağım.
“İyi ki vardın” demeyeceğim hocam, çünkü sen hala varsın. Evdeki kütüphanemde, abla ve abilerimin sohbetlerinde, simalarında, 7/24 erişebileceğimiz vaaz ve sohbetlerinde ve kalbimde… İyi ki varsın. Rabbim sana layık talebe eylesin inşallah. Umarım şu an Kevser başında, en sevdiğin Efendimiz’in sancağı altında bizleri bekliyorsundur.
Şu an bu yolda belki çok uzağım ama Rabbim nasip etsin inşallah. Bunun için şimdi kalkıp kendi muhasebemi yapacağım ve yine seninle tanıştığım çetelemin üzerinden geçeceğim.