TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
Muhterem çok kıymetli Hocam,
Ruhumdaki etkinizin tarifi yok. Sizi lise yıllarımda televizyona verilen muazzam sohbetlerinizle tanıdım. O zaman Hizmet ile henüz tanışmamıştım. Ama sizi ilk dinlediğim andan itibaren adeta olduğum yere çakılmış, anlattıklarınızın ve ifade gücünüzün karşısında büyülenmiştim. Annemizden babamızdan Peygamber Efendimiz’i şöyle ya da böyle öğrenmiştik. Ama sizin anlatımınız… Sizin adeta kaynar sudan çıkan buhar misali tüten sözleriniz… Kalbime işledi. Ben Peygamber’imi, Ehl-i Beyti, Yaradan’ı sizinle sevdim, gerçek manada sizinle tanıdım canım Hocam. Allah sizden ebeden razı olsun. Allah sizi en sevdiğiniz, adını her andığınızda ayağa kalktığınız Peygamber’imiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)’e komşu eylesin inşallah. O’nunla kucaklaşmayı Allah size nasip etsin muhterem Hocam. Siz bu dünyanın insanı değildiniz. Gözünüz hep ufukta, ötelerdeydi. “Gel!” çağrısını beklediniz durdunuz. Ama bu nasıl bir bekleyişti! Her halinizle bize ulaşılması çok zor emsal bir hayat bıraktınız. Ben dünya gözüyle sizi hiç göremedim. O talihe eremedim ama sizin sohbetlerinizle size ve anlattığınız değerlere yakın olmaya çalıştım hep. Siz beni tanımıyorsunuz ve ben buraya duygularımı yazarken “Hocam!” diyorum haddim olmayarak.. Keşke keşke gerçekten sizin talebeniz olabilseydim, olabilsem… Ruhunuzun ufkuna yürüdüğünüzden bu güne içimde tarifi olmayan büyük bir boşluk var. Ben ki size her anlamda çok uzak, basit birisiyim. Peki yıllardır sizin dizinizin dibinde ders görmüş, ruhen, ilmen büyümüş abilerimiz… Onların halet-i ruhiyeleri… Rabbim onlara sabr-ı Cemil versin inşallah. Gidişinizin , artık bedenen bizimle aynı dünyayı paylaşmıyor olmanızın hala tarifini yapamıyorum. Büyük bir boşluk diyebiliyorum sadece. Tarif edemiyorum hislerimi. Tek duam artık biraz gülün canım Hocam. Çok ağladınız bizim için, nolur artık dostlarınızla kucaklaşıp huzura erin. Allah sizi güldürsün canım Hocam. Ama eminim bulunduğunuz yerde bile bizim için dua etmeye, her ne yolla olacaksa o yollarla bizim yanımızda olmaya devam edeceksiniz. Ve ben Allah’ın izni ve inayetiyle ömrüm yettikçe , elimden geldikçe sizin talebeniz olma yolunda mücadele edeceğim. Benim gibi birisine nasip olur mu bilemeyeceğim ama Allah isterse karıncalarla bile bu işi götürebilir. Ben sizin açtığınız yolun talibiyim Hocam. İnşallah Rabbim kabul eder. Ve sizin hep dediğiniz gibi ahirette “Hadi sen de geç, yaramaz madem bu topluluğun içindesin geç bakalım!” bana da derler ve belki de ötelerde sizinle tanışma şerefine ererim…