Ziyaretçi Defteri

Yazar Hizmetten

TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.

(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)

TAZİYE DEFTERİ / CONDOLENCE BOOK

 
 
 
 
 
* ile işaretli alanların doldurulması zorunludur. (Fields marked with * are required.)
Girişinizin ancak biz inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görünmesi mümkündür. (Your entry may only appear in the guestbook after we have reviewed it.)
Girişleri düzenleme, silme veya yayınlamama hakkını saklı tutarız. (We reserve the right to edit, delete or not publish entries.)
Kimya Öğretmeni Muzaffer Kimya Öğretmeni Muzaffer | Berlin üzerinden yazdı. 26/10/2024
Sizi nerden tanıyorum? “Sizi nerden tanıyorum?” diye sormuştunuz hocam, çok bunaldığımız bir eğitim yılının yazında bir nebze olsun ferahlamak ve teselli aramak için sizin o maneviyat kokan ikliminizi ziyaretimizde. Ne kadar sevinmiştim dünyalar benim olmuştu, belki her bir arkadaşımıza nezaketiniz ve inceliğiniz ile soruyor olabilirdiniz, ama çok sevinmiştim; inşallah ahirette de hatırlanırım diye içimden geçirdim mutluluğum daha da artmıştı. Hiç beklemediğim böyle bir soruyla karşılaşınca şaşkınca, “Geçen yıl müdür arkadaşlarımla birlikte gelmiştik; oradan olabilir, Hocam,” deyivermiştim. Ancak bu cevabın basitliğini, içime sindiremedim. Süre kısaydı, daha fazlasını anlatamadan müsaadenizi isteyip ayrıldık. Aslında bu güzel suale uzun uzun cevap vermek isterdim; geriye dönüp baktığımda hayatımın o en güzel anlarını anlatarak. Evet Hocam sizinle tekrar vaazlara başladığınız dönemlerde, Mimar Sinan’ın İstanbul’u taçlandıran o muhteşem eseri Süleymaniye camiinin kürsüsünden tanışıyoruz. Yahya Kemal’in “Süleymaniye de Bayram sabahı” diye şiirleştirdiği bu güzel mabed bayram namazlarında bile cemaatsiz kim bilir kaç seneler geçirmiş, örümceğin ağ bağladığı o sedef işlemeli kürsü de hasretle vaizini beklemiştir. Sineleri imana aç, kafaları darmadağın biz gençler pazar günleri buraya akın akın gelir camiyi dış avlusu dahil tıklım tıklım doldururduk. Sessizce gelir, yüreği bir güvercin yüreği gibi kıpır kıpır heyecanla, sessizce beklerdik. Ve sizin camiye girişinizle hareket başlar hasret biterdi. Cami cemaate, kürsü sahibine ve bizler de size kavuşurduk. Sonra siz bizim dırahşan çehrelerimize, biz de sizin kürsüdeki nur gibi parlayan manevi atmosferinize bakmaya doyamazdık. Gürül gürül dertli ve hüzünlü sesiniz ve gözlerinizden akan yaşlarınızla, hem kalblerimizin açlığını giderir hem de kafalarımıza inşirah verirdiniz. Üniversiteyi bitirmiş bizlere sevdirdiğiniz, onlar gibi olmayı hayal ettirdiğiniz unutulmaya yüz tutmuş yeryüzü yıldızları Sahabe Efendilerimiz gibi dünyanın neresine olursa olsun gitmeye hazır; kuralarımızın çıkmasını beklediğimiz FKM den tanışıyoruz. Peygamber mesleği öğretmenliği, bizlere sevdirdiniz. Bir zamanlar en az tercih edilen bir meslekken mühendis, doktor olabilecekken; öğretmenliği, yıllardır ilk ve tek tercih ettiğimiz bir meslek haline getirdiniz. 1996 yılında Marmara ingilizce kimya öğretmenliğini bitirmiş; Musab bin Umeyr’in yolundan gitmek üzere, öğretmenlik yapacağımız yeri belirlemeniz için FKM’yi doldurmuş yüzlerce arkaşla heyecanla bekliyorduk. Zannedersem üçüncü veya dördüncü dönem fakat ikinci bilgisayar eşleştirmeli kura çekimi yapacaktınız. Nasıl olacağı, detaylı anlatılmak istendiğinde nükteli bir şekilde bildiğinizi söyleyerek kısa kestirmiştiniz. Salonda kutsal derdinizden, sinelerine dert ektiğiniz önden giden kınalı küheylanlar vardı. “Kader sizin yolunuza su serpmiş, Allah sizi insan olarak yaratmış, müslümanlıkla şereflendirmiş ve öğretmen olmuşsunuz. Dünyanın bir taraflarına gideceksiniz. Şimdi sıra sizde, sizler de kaderin yoluna su serpin. Allah ile kulları arasındaki engelleri kaldırın” demiş ve son öğütlerinizi vermiştiniz. Klavyenin tuşuna başmış ve eşleştirme başlamıştı. İsmim Türkmenistan Merv şehrine çıkmıştı. Merv’i vaazlarınızdan ve hatta sohbetlerinizden atalarınızın oradan geldiğini hatırlamıştım ama Türkmenistan’ın nerede olduğunu bilmiyordum. İlk işim eve gidince haritadan nerede olduğuna bakmak oldu. Unutamayacağım öğretmenliğimin ilk yılları burada geçti ve birçok dost ve öğrencimiz oldu. Yurtdışında okulların ilk yılları, imkanların dar olduğu ve zor yıllardı. Bizleri sizin vaaz ve eserleriniz motive ediyor ve çok daraldığımızda rüyalarımıza teşrif ediyor ve bizleri yalnız bırakmıyordunuz. İşte bu rüyalardan tanışıyoruz hocam. Bu satırları haziran 2022 de yazmıştım ve size mektup olarak göndermek niyetindeydim. Kaderin cilvesi, sizin ruhunuzun ufkuna yürümenizin ardından paylaşmak nasip oldu. Çile, ızdırap ve hizmet dolu örnek alınacak destansı bir ömrü arkada bıraktınız. Dünyanın her kıtasında ektiğiniz tohumlar çiçek oldu. Ve bu çiçekler cenaze merasiminizi renklendirdi. Sizin dünya çileniz bitti ama bizler yetim ve öksüz kaldık. Bizleri teselli eden dünya meşakkat ve dertlerinden kurtularak, başta efendiler Efendimiz olmak üzere sahabe efendilerimize ve sizden önce ahirete göçen dava arkadaşlarınıza kavuşmuş olmanızdır. Umarım emanetinize, hizmetinize en güzel şekilde sahip çıkar, sizleri oralarda sevindiririz. Allah rahmet eylesin, kabriniz pür nur dolsun, mekanınız Cennet’ül Firdevs olsun sevgili hocam.
Lütfen bekleyin...
Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy