TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
Cenaze namazını izleyince fark ettim gerçekten onu kaybettiğimizi. İlk duyduğum anda üzüldüm, çok üzüldüm ama Hoca Efendi’nin ruhunun ufkuna yürümesine değil, bencillik edip kendimize, insanlığa üzüldüm. Hoca Efendi kurtulmuştu bir bakıma; çektiği acılara son verdi, arkasından söylenen laflara üzülmeyi bırakıverdi. Acılarından kurtulmuş oldu, şayet bizim acılarımızdan. Biz bir yaşadık çoğu zaman; o ise kaç milyonları yaşadı acaba? Kaç milyon insanın kalbinde yer edinmiş bir insanın cenaze töreni nasıl olurdu diye soruyordum kendi kendime. Oysa düğünmüş ona bizim cenaze. En sevdiğine kavuştu. En sevdiği ile birlikte şu an. Yine bencillik ediyorum burada, kendimi düşünüyorum. Biz kimiz gerçekten diye soruyorum. Ölünce arkamızdan kimler dua edecek diye düşünüyorum. Hoca Efendi’yi bir kez daha kıskandım. Arkasında bıraktığı topluluğa baktım. Arkasında bıraktığı insanlığa baktım, gurur duydum, mutlu oldum. Hep diyoruz, nerede bu hizmet diye; işte ben o gün gerçekten hizmeti gördüm. Ne acılar çekildi. Ne yaralar sarıldı. Şimdi hepsi geçip bitti mi? Sonra sordum kendime: Ömür dediğin bu değil mi zaten? Arkamızdan dua edecek kaç kişi var acaba? Ben bize üzüldüm tekrar.