TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
Hangi göklere ait bu kederli kızıllık,
Öyle hüzünle ağlıyor Ekim,
Dünden farklı gökleri indirircesine.
Ah! Yalnızlık sarayının sultanı terk etti tahtını.
Gitti bu diyardan rüzgarın sırtında güzel sözler sultanı.
Atının yeleleri alevden, gece yanıyor.
Artık sana esmek yaraşır rüzgar gibi yerde serin serin, gökte serin serin.
Dolaştığın yerlerin ıssızlığı doluyor. Ufalanıp,ezilip toz oluyor kalbim.
Sen artık ne zamana esir, ne mekana esir!
Gez ruhumuzda, ruhumuzun bozkırlarında, sahralarında, zümrütten tepelerinde ve kör kuyularda, zindanlarda…
Süvari! küheylanın başını hangi yöne çevirsen dik bir yokuş oluyor önümüzde.
Zaten uzun seferlere de gözüpek bir yürekle çıkılır.
Artık hangi sefere gitsek,
Atlarımız bizi, ruhumuzun yamaçlarında gezerken bıraktığın ayak izlerine götürüyor.
Yolların pek gökçesine çıkarıyor.
Bazen Kurtuba, bazen Buhara, bazen Semerkant…
Çoğu kez Medine’ye götürüp getiriyor.
Hilalin iki ucu, biz, yerdekiler ve gökdekiler.
Dönemedin yurduna, dönmedik yurda.
Ne bu öykü bitti ne bu türkü!
Göğün yamacından aldık baharı.
Hepimiz kara sevdalı,
Hepimiz deli divane.
Bir tane akıllı yok aramızda.
Hasbahçenin gülleriyiz bugün,
Her birimiz adamak için kendimizi,
O’nun Nuruna!
Sürüyoruz atları gülün bağrına!
Hüznüne yakışır bir iz bıraktın geride.
Ardında kaldı bin kaç deli.
Bizler bir Anka’nın kanat izleri,
Peşinden savrulan külleri.
Yolun büyüsüne kaptırmışız kendimizi.
Zaman sarmayacak yaralarımızı,
Cennetin cuma yamaçlarında seninle buluşuncaya dek.