Ziyaretçi Defteri

Yazar Hizmetten

TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.

(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)

TAZİYE DEFTERİ / CONDOLENCE BOOK

 
 
 
 
 
* ile işaretli alanların doldurulması zorunludur. (Fields marked with * are required.)
Girişinizin ancak biz inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görünmesi mümkündür. (Your entry may only appear in the guestbook after we have reviewed it.)
Girişleri düzenleme, silme veya yayınlamama hakkını saklı tutarız. (We reserve the right to edit, delete or not publish entries.)
Yetimler Cemaatinden bir yetim Yetimler Cemaatinden bir yetim | Bonn üzerinden yazdı. 25/10/2024
Siyasal İslamın hakim olduğu bir ailede neşet ettim. Vefatında yanında bulunamadığım hisli ve gözleri yaşlı merhum babamın sükûnet edalı „Allah‘in ahkamini yeryüzünde hakim kılmak“ (bu yönde bir beyandı) sözleri kulağımda çınlıyor. O zamanların Timurtaş hocalarınin, Abdullah Büyük hocalarınin vaazları evimizin odasında yankılanırdı . Annem ve babam 1960‘li yıllarda Almanya‘ya çalışmak için gelmişlerdi. Uzun yıllar sonra Türkiye‘ye kesin dönüş yaptıktan sonra hayata dair köklü değişikliklere gitmişler, namaza başlamışlardı. Hakiki bir müslüman olma yolunda ciddi bir gayret içerisinde idiler. -Rabbim hayırlı ömürler versin- annem Almanya’da evde tek başına otururken hafif bir uyku esnasinda "Inna fetahna leke fethan mubina" ayetinin gaybi tilaveti ile irkilmiş, sonrasındaki hayatında onun için kulluğa dair hassas bir dönem başlamıştı. Küçüklüğüm Mevlana'ların, Mehmet Akif'lerin kasetlerini dinleyerek ve ezberleyerek geçti. Sonra ortaokul yılları başladı. Babam beni imam hatip lisesine yazdırdı. Annemin hayali vaiz olmam yönündeydi. Orta okulda sınıfın en başarılı öğrencileri arasındaydım. Sınıfın orta ve en ön sırasında bulunan sırayı bir arkadaşımla paylaşıyordum. Sonra bir gün biri geldi tanımadığım. Belli ki bizden yaşça büyük belki iki ya da üç sınıf üstümüzde olan biriydi. Siyah çerçeveli büyük gözlükleri vakur duruşu ve sıra dışı gökçek çehresi ile dikkat çekiyordu. Belki on bir yaşlarındaydım. Bu kutsi yolculuk bu hizmet elçisi ile başladı. Sonra kendisi beni bir yurda davet etti. O zamanlar imam hatip lisesinin yatılı pansiyonunda kalıyordum. Hafta sonu Cuma günleri evin yolunu iple çekerdik. Zaman zaman o çocuk ve çocukça aklımızla sohbetten kaçar otobüse binerek evin yolunu tutardık annemize babamıza kavuşacak olmanın heyecanı ile. Yıllar geçti, yurda gidip geldim. Kırmızı kitaplar tanıdım henüz anlayamadığım. Izdırap ile inleyen bir sesin sahibine, hıçkırıklarına, inleyişlerine şahit oldum. Özverili abilerin vesilesi ile üniversiteyi kazandım. Samimiyetin, kulluğun, hassas yaşamanın, durmadan yürümenin abidesi insanlar tanıdım. Sonra mezun oldum. Omuz omuza olduğum bir çok arkadaşım yurt dışına görevlere atanmış, kimisi de hocaefendiye talebe olma şerefine nail olmuştu. Sonra sevk-i ilahi ile memur oldum. Orada da pek kıymetli insanlar tanıdım görevini hassasiyetle ifa etme gayreti içerisinde olan güzel insanlar. Sonra ülkeyi kara bulutlar sarmaya başladı. Çalıştığım yerde abus çehreli şahısların sesi yükselmeye başladı. Sonra kanun bozması kararnameler, gözaltılar, tutuklamalar, hapsetmeler, darpetmeler, sövmeler, tahkirler, işkenceler, katliamlar, soykırımlar sardı ülkeyi yangın gibi. Artık ülke dar geliyordu. Ayrıldık vatanımızdan bilinmezliğe doğru dualarla. Tarih 21 Ekim 2024 Pazartesi sabahı. Bir Whatsapp grubundan okuduğum „Başımız sağolsun“ cümlesiyle ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Eşim odaya girdi ve gözyaşları içerisinde Hocaefendi vefat etti. deyiverdi. Bunca hayatımda hiç bu kadar derin bir yalnızlığa gömülmemiştim. Bir an “Hocaefendi vefat etti ise bundan sonraki yıllarda ahir ömrümde ne yapacağım ben şimdi” paniği sardı bütün benliğimi. Salt, ürperten ve iliklere kadar işlemiş bir yalnızlıktı bu. Babam da vefat etmişti altı yıl önce. Ama ben bu kadar yetim hissetmemiş, bu kadar boynum bükülmemişti. Dünya’nın en yetimi idim artık. Zaten akrabalarımız tarafından terkedilmiş, bir ya da iki kişi kalmıştı geriye. Ama Büyüğümün bu dünyadan göçmesi başka bir his tufanı oldu bana dinmeyen. Şimdi onun vefatının beşinci günü. Dün gıyabi cenaze namazını kıldık gözyaşları ile. Şimdilerde geçmişe dalmış düşünüyorum. Beni orta okul sıralarında sınıfıma gelerek bulmuş Hocaefendi’nin o dertli talebesine selam olsun! O hasbi ruh münhasıran bana değil babama da vesile oldu. Öyle ki bir gün kendimi tutamamış dibinde hüngür hüngür ağlamaya başlamıştım himmet etmemiz gerek diye. Bir kere değil çok kere desteğini izhar etti. Makamı Firdevs olsun! Rabbim hocamızın mirasından ömrümüzün sonuna kadar istifadeyi, durmadan yürümeyi, ona layık olmayı hepimize lutfetsin, ötelerde de bizi beraber haşreylesin, bizi bizden ayırmasın!
Lütfen bekleyin...
Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy