TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
1997 yılında hizmeti tanıdım. İlk dinlediğim vaazlar dan bir tanesi Kabe baskını idi.. lise ikinci sınıfta okuyordum. Çok dindar bir ailede büyümedim. Hizmeti tanıyınca çok tesir altında kaldım. Namaz, sevgi, hoşgörü, gibi ve beni en çok etkileyen herkesi kendi konumunda kabul etme anlayışı çok etkilendiğim kavramlar arasında idi. Sürekli bir şeyler yapmak istiyordum herkese bu hizmeti anlatmam gerekiyor diyordum. Üniversiteye gittim sene 98 de. Evlerde kaldım. Derken vazife ve derken uzun yillar aşkla şevkle devam ettim. 15 temmuz süreci yaşandı ve eşim tutuklandı sonra ben tutuklandım. Bu süreçte hep söyle düşündüm. Uzun yıllar insanlara büyüğümüz den öğrendiğimiz sahabe ruhunu anlattık sıra yaşamaya geldi sabredecegiz diye düşündüm. Bu sırada da kafası karışan bir çok arkadaşa da manen destek olmaya çalıştım. Fakat imtihan çok zordu. Ben de peygamber ya da. Veli değildim.. çok sorguladım kendimi yolum yanlış mı diye diyeceksiniz ki neden? İnsan işte bazan kayıyor fikirleri.. Türkiye de hala da devam eden bu günlerde her gün daha kara bir güne uyaniyorsunuz, o ortamda insanın ümitli kalması gerçekten çok da zor. Şimdi Avrupa dayım 1 yılı geçti ve burada tekrar eski günlerdeki gibi bir çok programa katılıyorum ve eski günlerdeki gibi o heyecan i içimde hissediyorum. Tek duam var o da Rabbim istikametten ayırmasın. Şu an kendimi ben de sanki yetim kalmış hissi uyandırdı bu uğurlama.. gerçekten kabullenmek oldukça zor... Allah in inayeti ile birlik, beraberlik, uhuvvet duygularımızı kaybetmeden devam ederiz...