TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
Ailemden ötürü, gözümü hizmetle açtım. Hayatımın hiç bir anında hizmetsiz bir ortamda bulunmadım. Hayatımın farklı anlarında, gerek sohbetlerde gerek de kamplarda hoca efendi’yi ve hizmeti anlattı abilerim ve öğretmenlerim. Zamanı gelince ben de anlatmaya çalıştım benden küçüklere.
“Abi, hoca efendi kim, neden hep ondan bahsediyoruz?” Sorusuna, cevap vermeye çalıştığım da oldu. Verebildiğimi zannetmiştim.
Pazartesi sabahı telefonumu elime alınca ilk gördüğüm şey, hocamızın vefat haberi oldu. Şaşırmıştım ama şok olmamıştım. Aradan biraz zaman geçince, düşünmeye başladım. Hoca efendi’yi daha önce görmek hiç nasip olmamıştı, tanışmamıştım bile. Hizmet olmasa ben yine iyi bir eğitim alıcaktım zaten, hizmetin ve Hoca efendinin bana katkısı neydi peki? Hoca efendi kimdi ve benim için neden önemliydi, ben neden üzülmüştüm bu habere?
Vefatı sonrasındaki 1-2 günlük süreçte fark ettim ki, bana ufuk olmasaydı eğer, amaçsız, gayesiz, hiç bir işe yaramadan bu dünyadan rahat içinde gidecektim. Namaz kılan bir ehli dünya olacaktım
Bir siyasetçiye ümit bağlayıp, her seferinde beni yüzüstü bırakmasına rağmen, onu desteklemeye devam edicektim. Zaaflarından ötürü, günahlarından ötürü her tehdide boyun eğecekti ve beni sürekli kandıracaktı, desteğimi, sevgimi ve güvenimi suistimal edecekti.
Ancak bizim hocamıza bunları kimse yapamadı, çünkü o hayatının her anını bizi utandırmayacak şekilde, hep bizleri düşünerek yaşadı. Bunu ancak vefatıyla birlikte fark ettim.
Çok şanslıyız ki Allah, hocamızla yolumuzu kesiştirmiş. Diğer insanlar gibi, bir zalimin peşinden günaha sürüklenip, rahat ve tasasız dünya hayatı içinde bu hatamızı fark etmeden ahirete gidebilirdik.
Diğer liderler bir villa’ya, para’ya, makama davalarını ve sevenlerini satarken, bizim hocamız bize olan sözüne sadık kaldı ve dünyada ulaşabileceği her şeyi elinin tersiyle itti, 25 senedir yaşadığı yerde mütevazi bir şekilde bu dünyadan göçtü.
Elif gibi dimdik durdu. Durmasaydı eğer, biz nasıl elif gibi dimdik durabilirdik ki?
Çizgi korundu…
Çizgi, gerçekten korundu…
O bizi hiç bir zaman utandırmadı…
Allah da bizlere onu utandırmamayı nasip etsin…