TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
Muhterem Hocam,
Duygularımı nasıl ifade ederim bilmiyorum. Size anlatmak istediğim çok şey vardı. Kitap yazacaktım anlatacaktım bütün bu süreçte yaşadıklarımızı. Babamın sizi ne kadar çok sevdiğini.
Ortalığın karmakarışık olduğu ilk günlerde gözaltına alındığında sorguda darbelere karşı olduğunu ve sizi çok sevdiğini söylemişti. İftiralarına inanmadığını, eğer iftiralarını ispatlarlarsa o zaman fikrinin değişebileceğini ama ispatlayamazlarsa sevgi ve saygısının aynen devam edeceğini belirtmişti. Tutanaklara kendi istedikleri şekilde yazdılar ve bir şekilde olay oldu bittiye getirildi. Sonra gözaltında ilk hakim karşısına çıktığında yapmayın, insanlara yazık etmeyin dedi. Hakim utancından kafasını eğdi. Orada bulunan sol görüşlü bir avukat yanındaki kişinin babamın avukatı olduğunu bilmeden ona dönüp gördüğüm en delikanlı adam bu dedi.
Liseden önemli konumda bir arkadaşı seni il parti başkanı yapalım sonra da milletvekili olursun deyince, bunların milletvekili olacağıma hizmetin bir neferi olmayı tercih ederim demişti. Size bu durum anlatıldığında ‘Hemşerim beni hiç yanıltmadı’ demiştiniz Babam bunu duyduğunda çok sevinmişti.
Yalan haberler, iftiralar attılar. Söylemediklerini söylemiş gibi gösterdiler. Ölümünden sonra bile etmedikleri hakaret kalmadı. Ama bugün yapılan hakaretleri duydukça keşke diyorum bütün hınçlarını bizden çıkarsalardı.
Hapishanede hep sizi anlattı. Yan koğuşlardaki PKK’lı tutuklular bile Sabri amcalarının ağabeyisini dinlediler. İçerideyken hep dua ederdi. Ben hocamdan önce öleyim o bana dua etsin diye.
İkinci kez görüşe gittiğimizde kendisini savcıyla görüşmeye götürdüklerini anlattı. Savcı sorgusunda bu işin arkasında sizin olduğunuza inanmadığını söylediğinde o da peki kim yaptı demişti. Babam da ‘ben nereden bileyim siz devletsiniz siz bulacaksınız’ demişti. Bu olayı anlattıktan sonra anneniz size emanet beni buradan hiç çıkarmayacaklar demişti.
Çevresindekiler ona zarar verecekleri endişesiyle onun her ifadesine müdahale etmeye çalıştılar, hasta olduğu için ifadeleri daha kontrollu olursa tahliye olabileceğini düşündüler. Kendini istediği gibi ifade edemediği için canı çok sıkıldı, ’beni bana bırakmadınız’ dedi. Hatta avukat ‘Hocaefendi’ dememesini isminizle hitap etmesini istedi. Babam bu duruma çok sinirlendi ve ‘ben hocama ismiyle hitap etmem’ dedi.
Kalbi bu sıkıntıları daha fazla kaldırmadı. Hastalandı. Ameliyat olması gerekti ama edebinden ameliyat olmayı bir türlü istemedi çünkü ameliyat sonrası bir süre yatakta kalıp fiziksel ihtiyaçları için başkalarına muhtaç olmaktan çekindi. En son mahkeme kararı kesinleşip durumu ağırlaşınca ameliyat olmayı kabul etti. Fakat hastalığı iyice ilerlemişti ve yoğun bakıma kaldırıldı. Ameliyat için çok zor koşullarda tutuklu olarak başka bir hastaneye sevkedildi. Son zamanlarının yaklaştığını hissetmiş olacak ki onu görmeye gittiğimde bana ‘kızım üzülme eğer benim ölümümle bu vatan kurtulacaksa ben ölürüm’ dedi. Bayram tatili sonrası ameliyat planlanmıştı ama ameliyat olamadan Kurban bayramının üçüncü günü başında 4 asker ve bir infaz memuru varken vefat etti. Hapishanede kalanlardan biri rüyasında Efendimizin (sav) gelip babamı götürdüğünü görmüş ve daha vefat haberi ulaşmamışken babamın vefat ettiğini anlayıp gıyabi cenaze namazı kılmışlar.
Eşim iki yıl gaybubet yapmıştı. Sonra sizin son sohbetlerinizde hicret edin dediğinizi duyunca ‘benim hicret etmem gerekiyor’ demişti. Babamın ölümünden yaklaşık 9 ay sonra yurtdışına çıktı. Tam çok şükür kurtuldu diye düşünürken son evre kanser olduğunu öğrendik.
Babamı kaybettiğimde de üç buçuk yıl önce eşimi kaybettiğimde de hep dik durmaya çalıştım. Tam ağlayacakken sizin videonuz çıktı karşıma ‘gamı izhar eyleme’ dediniz tuttum kendimi ama şimdi çok zor durduramıyorum akan gözyaşlarımı.
Babam öldüğünde değil ama galiba ben şimdi yetim kaldım.
Sabri Çolak adına vekaleten kızı A. Gürkan