Ziyaretçi Defteri

Yazar Hizmetten

TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.

(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)

TAZİYE DEFTERİ / CONDOLENCE BOOK

 
 
 
 
 
* ile işaretli alanların doldurulması zorunludur. (Fields marked with * are required.)
Girişinizin ancak biz inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görünmesi mümkündür. (Your entry may only appear in the guestbook after we have reviewed it.)
Girişleri düzenleme, silme veya yayınlamama hakkını saklı tutarız. (We reserve the right to edit, delete or not publish entries.)
Sümeyra M. Sümeyra M. | Brüksel üzerinden yazdı. 23/10/2024
Muhterem efendim, Hocam; Hayata gözlerimi açtığımda annemden babamdan sonra senin sesini duydum, seni tanıdım. Senin lalü güher sesin çınladı kulaklarımda. Şu hayatta iyiyi, güzeli, en çok da sevmeyi, görmeden sevmeyi senden öğrendim. Allah nasıl sevilir, Rasulullah nasıl sevilir, Hz Ömer kimdir, Hz Ebubekir kimdir, Halid kimdir, Musab kimdir senden öğrendim. Asrı saadetten günümüze düşmüş bir damla gibiydin. Çorak denilen topraklara damla damla düştün ve Efendimizin rahlesinde yetişen güllere benzer güller yetişsin istedin. O gül dönemini bu ifritten dönemde öyle bir yaşadın öyle bir anlattın ki, o dönemin güzelliklerini içimize damla damla akıttın. Efendimizin, ashabının eteklerinde dolaştırdın. Bedir’i öyle anlattın, Uhud’u öyle bir yaşattın ki, o anda efendimizin yanında olsaydık da onu korumak için parça parça olan Musab’ın yerini alsaydık diye yandık, Nesibe’nin yerinde olamayışımıza ağladık. Onlar olamazsınız , bir Ömer olamazsınız, bir Halid olamazsınız, ama Ömer gibi olabilirsiniz, Ali gibi, Halid gibi, Ebubekir gibi olabilirsiniz dedin ve bize ufku gösterdin. Allah’ı öyle bir anlattın ki, onun rızası uğruna hicreti öyle bir işledin ki yüreğimize, 20’li yaşlarda annesinin babasının dizinin dibinden ayrılamayan bizler dünyanın dört bir tarafına saçıldık. “Güneşin doğup battığı her yere Nam-ı Celil’i Muhammedi ulaşacaktır. Bu bir hedeftir sahibinden. Nasıl ulaşacaksınız, sevgiyle , hoşgörüyle, muhabbetle, fedakarlıkla, ihlasla, temsille, samimiyetle…”dedin. Şu hayatta nasıl insan olunur, nasıl mümin olunur, nasıl tebliğ insanı olunur, nasıl hizmet insanı olunur, yol nedir, düstur nedir öyle bir yaşadın, öyle bir anlattın ki, bu dağdalı dünya hayatında bize rehberlikte hiçbir boşluk bırakmadın. Allah’ı seviyorum diyorsanız bedel ödemeye hazır olun dedin. Bir gün gelir Allah düşmanları O’nu sevmenin bedelini size ödetir dedin. Bu yol çileli , bu yol ızdıraplı, bu yokuş sarp, bu kandan irinden derya derin, iradelerinizi bileyin ve kontrol edin, ona göre girin bu yola dedin. Bize rahatı ve rehaveti, dünya saadetini, mutluluğu hiç vadetmedin Hocam. Bize sahte cennetler sunmadın. Bu yol uzundur, menzili çoktur, geçidi yoktur, derin sular var dedin. Cehenneme giden yolda güller vardır, ama o güllerin arkasında dikenler vardır. Cennete giden yolda dikenler vardır, sağınız solunuz kanar, acır ama dikenlerin ardında güller vardır dedin. Biz senin peşinde rıza istikametinde her dikene razı olduk Hocam. Hocamm, herşeyi öğrettin de sensiz bir dünyada nasıl yaşayacağız, senin yokluğuna nasıl dayanacağız, onu öğretmedin. Kendimi bildim bileli senin taleben olmaktan ki haddim değildi, onur duydum, bir şeref nişanesi gibi taşıdım. Şu aciz, biçare varlığım seninle aynı davanın yolcusu olmakla kıymet buldu. Sen başımızda olunca aşılmaz denen dağlar aşıldı, geçilmez denen sular geçildi. Sen Allah’a olan inancınla, itimadınla, sarsılmaz kulluğunla öyle bir dik durdun ki zulmün karşısında biz sana bakıp ayakta kaldık, hizaya geldik. Şimdi ansızın bizi bırakıp gittin, henüz bu gidişi idrakten çok uzağım, algılayamıyorum. Bir kişinin gitmesiyle dünya bomboş kalır mıymış, kaldı Hocam. Dünya bomboş kaldı. Yetim, kimsesiz, sensiz kaldım Hocam. Şu saatten sonra hayat nasıl olur bilemiyorum. Kendi manevi hayatımız bile senin manevi tasarrufunla, bize duanla ayakta duruyordu sanki. Büyük bir emanetin ağırlığı çöktü hocam. Hiçbir zaman sana layık olamadık, buna rağmen biz kendimizden vazgeçtik ama sen bizden hiç vazgeçmedin hocam. Bizi çok sevdin, bizim üzüntülerimiz sende ızdırap çağlayanı gibi oldu. Hepimizin derdini yüreğinde taşıdın. O yüce hassas kalbin bu kadar ağırlığı daha fazla taşıyamadı. Sana ahdü peymanımız olsun Hocam, liyakatimiz, kabiliyetimiz, bunu kaldıracak irademiz olmadığı halde, bizimle çıktığın bu yolda senin izinden dönemeyeceğimize, bize emanet ettiğin davayı canımız pahasına ortada bırakmayıp zamanı geldiğinde ehline teslim edeceğimize , 86 senelik kendin için birgün bile yaşamadığın ömrünün boşa geçmediğini bütün dünyaya ispat edeceğimize Allah’ın huzurunda söz veriyoruz. Ben seni de görmeden sevdim, hem öyle bir sevdim ki, adın geçtiğinde burnumun direği sızlayacak kadar sevdim. Şimdi tek duam senin çizdiğin Muhammedi yolda Allah rızası istikametinde ömrümü tamamlayıp seninle haşrolmak hocam. Ahirette bu çok yaramazdı, kire çamura çok bulaşırdı, hiç de beceremedi bu işleri ama Allah’ı, Rasulunü ve beni çok severdi deyip beni de yanına alacağın ümidiyle yaşayacağım. İnşallah seni delisi olduğun Efendimiz, o çok sevdiğin Ebubekir’in, Ömer’in, Halid’in, Musab’ın karşılamıştır. Mübarek annen ve baban seni sarıp sarmalamıştır. Senin için hasret gurbet bitti Hocam, bize de kala kala gurbetin en büyüğü, hasretin en derini kaldı…
Lütfen bekleyin...
Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy