TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
---
Ben senin o hani benim çok yeğenim var ve ben çoğunu tanımıyorum dediğin yeğenlerinden biriyim. Ancak benim için akrabalıktan önce talebelik gelir. Cezaevine attılar beni, "Gülen'in yeğeni" dediler. O an, içimde büyük bir gurur hissettim. Şimdiye kadar bu duygumu hiç kimseye anlatmadım. İlk kez burada yazıyorum. Belki bu kadar yazı arasında kaybolur gider, zaten kaybolsun. Ama biliyorum ki Allah katında kaybolmayacak.
Ben genellikle hücrede kaldım. Çoğu zaman revire bile çıkmazdım. Çünkü çıktığımda, sana hakaret ediyorlardı ve buna dayanamıyordum. Ancak zor durumda kalınca çıkmak zorunda kalıyordum. Yine böyle bir gün, beni ilk defa bizim arkadaşların arasına koydular. O an içimde bir korku vardı; bu kadar insan işini kaybetmiş, ailesinden ayrılmış, hapse düşmüş. Acılarını benden çıkarırlar diye endişelendim. Tanışma anında ismimi söyledim, ama soyadımı sakladım. Allah şahit, dayaktan değil, sana laf gelmesinden korktum.
Sonra asker ismimi yüksek sesle okudu. Belki 100 kişinin olduğu revire o an bir sessizlik çöktü. "Gülen" soyadımı duyunca herkes durdu, dönüp bakmaya başladılar. Mecburen hareket ettim, anladılar. Hocam, o insanların gözleri öyle bir sevinçle parladı ki... Öyle bir sarıldılar ki, o an hissettim akrabalık bağının ne olduğunu. O kadar acı çekmişlerdi ama hiçbiri onlara koymamış gibiydi. Seninle olan o bağ, kalplerinde öylesine taze ve güçlüydü ki... Beni bağırlarına bastılar, o cezaevi bir anda bayram yerine döndü. Sanki seni görmüşler gibi, o kadar içten, o kadar samimiydiler.
İşte böyle, hocam... Kalplerde sana olan sevgi öyle taptaze, öyle canlı ki... Seni çok seviyoruz. Himmetinin üzerimizde devam edeceğinden eminim.