TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
Doğduğum topraklardan uzakta, Amerika’nın bir kıyı şehrinde, küçük bir odada yazıyorum bu satırları. Gidişine tekrar tekrar bakıyorum. Arkada bıraktıklarına… ve bugün beni bu küçük odada, karşıma oturan her insana kalbimde bir sandalye bulma telaşına sevk eden o mirasa. Her hikâyeye derin bir saygı ve muhabbet duyma gayretiyle beni sarıp sarmalayan o mirasa bakıyorum. Kutlu değerler üstüne bir yaşam inşa etme hususunda çizdiğin ufka gözlerimi dikiyorum. Ne güzel bir ufuk o, ne şanlı, ne müstesna. Şimdi, çehrelerimizde bambaşka bir mahzunluk var. Uyandığımız sabahlarda ötelerden esen, bizi üşüten o yabancı rüzgâr… Gidişin, eksik kalmış yanlarımızı, boşluklarımızı açığa çıkarıyor sanki. Meğer ne büyükmüş doldurduğun yerler; o manevi gerilimle nice kusurların üstüne bir perde düşmüş. Şimdi o boşluklara bakmanın hicabı içinde, ayrı bir gayret ve şevk hissediyorum içimde. “İşte,” diyorum, “ne büyük bir miras, ne kutlu bir gidiş!” Veda’nın ardında bıraktığı hüzünle, bize bir kere daha o gaye-i hayali hatırlatıyorsun. Boşluklara doldurulması gereken vazifeyi işaret ediyorsun. O son bakışın, o son seslenişinle, bizi bir kere daha ebediyette, en güzel sancak altında buluşmaya davet ediyorsun. Yolumu yoluna düşüren Rabbime sonsuz şükürler olsun. On sekiz yaşımda adıma eklediğin duayla, ben de bu yabancı topraklarda şekbal açtırmaya, hayırların ve güzelliklerin başlangıcı olmaya bir kere daha niyet ediyorum.
Dilerim ebediyette de buluşsun yolumuz, o vakte dek hoşça bak zatına, bir zübdei âlâsın sen.