TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
Kıymetli büyüğüm, Hocam, Hocaefendi'm, efendi insan, beyefendi insan dünya sürgününüz bitti. Biliyorum ki siz terhis oldunuz. Ama beni yalnız bıraktınız. Annem babam vefat edeli 11 yıl oldu. Zaten öksüzdüm. Şimdi bir kez daha öksüz kaldım. Sizi tanıyalı 35 yıl kadar oldu. O zamandan beri ben sizden insanlığı, şefkati, merhameti, diğergamlığı, Elif gibi dimdik olmayı, küçük şeylere dilbeste olmamayı, başkaları için yaşamayı, vermeyi, beklentiye girmemeyi, düşmeyecek bir yerde durmayı, ana-baba sevgisini, uhuvveti, Kalbin Zümrüt Tepeleri'ni, irşad eksenini, himmeti ali tutmayı, herkesi kendi konumunda kabul etmeyi, kazanma kuşağında kaybetmemeyi ve bunlar gibi yüzlerce düsturu öğrendim, öğrenmeye çalıştım.. Belki beceremedim, tökezledim. Ama şunu bilin ki Hocaefendi'm ben sizi çok sevdim, davanızı çok sevdim. Gulyabanilerin zulmünden kaçtım, memleketi terk ettim. Evlatlarımdan ayrıldım, ailem parçalandı. Cebri Hicret yurduna uçtum. Ama bir an olsun sizden şikayetim olmadı, davamdan şikayetim olmadı, Rabbimden şikayetim olmadı. Yine doğsam, yine gelsem bu dünyaya, yine sizi tanısam (Rabbimin lütfu olmasa nerde o talih) yine arkanızda yer almak isterdim. Bir kere yanınıza gelmiştim. Elinizi öpmek istedim, öptürmediniz. Ama ben şimdi manen o mübarek ellerinizden öpüyorum. Dünya süruru adına hiç bir şey görmeden 86 yıl boyunca başladığı çizgide ipi göğüsleyen güzel insan, Hocaefendi'm hakkınızı bana helal edin. Rabbimin size şefaat hakkı tanıyacağına inanıyorum, o zaman beni de unutmayun olur mu.