TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
İnsan annesi babası hayattayken de öksüz olabiliyormuş. Hayatımın hiç bir evresinde bu kadar kimsesiz hissetmemiştim. Aklıma bir şey takıldığında hep en güzel cevabı sen verdin hocam. İçim daraldığında beni hep sen teselli ettin hocam. Sevmeyi öğrettin. Dövene elsiz olmayı öğrettin. Ondan ya belki de bu kadar üstüne geldiler. Sövene dilsiz olmayı öğrettin. Ondan ya bu kadar iftira attılar. Annenin, babanın mezarını bir kere görmene razı olmadılar. Türkiye’deki talebelerin, senin için gözyaşlarını gizli gizli dökmek zorunda kaldılar. Tarihte kimseye yapılmadı sana yapılan. Kimse bu kadar aşağılanmadı. Nasıl katlandın acaba hocam. Gelemesekte, göremesekte olduğun yeri bilmek, sağlıklı olduğunu bilmek yetiyordu. Arkamda bir dağ var diyordum, düşsem kaldırır biliyordum, şüphem varsa beni inandırır biliyordum derken sen göçtün gittin. Bizi bize bırakıp gittin. Bilmiyorum ki kime güveneyim artık. Bilmiyorum ki kime yaslanayım. İlk defa bu dünyaya ait olmadığımı anladım. Hayatımdan mana çıktı gitti. Artık bize de sana kavuşacağımız günü saymak kaldı. Sayılı gün tez geçer diye teselli olalım. Sen bizim hey gidi günlerimiz oldun. Tatlı günlerimiz, hiç durmadan gecelerimde koşulacak günlerimiz… sen bizi hiç utandırmadın, inşallah biz de seni utandırmayız.