TAZİYE DEFTERİ… / CONDOLENCE BOOK…

Siz değerli okuyucularımızdan “Hocaefendi” ile ilgili düşüncelerinizi veya hatıralarınızı taziye defterinde paylaşmanızı bekliyoruz.
(We expect you, our valued readers, to share your thoughts or memories about “Hocaefendi” in the condolence book.)
YOLCULUK RİSALESİ
Yalnız yolcusuyum,
bozkırlarla kaplı mahzun Anadolu’nun!
Çünkü doğdum, güneşin doğageldiği dağlarda,
-yazık ki- kara bulutların kapladığı amansız kış ortasında.
Koştum hiç durmadan peşinde,
hatıralarda kaybolmuş huzurun.
Ama virane hanlar buldum,
vardığım her bir firarda.
Bayburtlu Zihni’ye yoldaş oldum ağlamalarımda.
Düşmanın değil,
kendi öz evladının işgal ettiği mahzun vatanımda.
Yalnız yolcusuyum,
bozkırlarla kaplı mahzun Anadolu’nun!
Dolaştım her bir yanı,
Topladım her çiçeğinden en güzel balı.
Ama neylersin,
Bu yeşil umranda sular kuruyalı,
Bozkırda her yer diken çalı.
Çiçeklerden kaldı sadece birer anı,
Yalnız yolcusuyum,
Bozkırlarla kaplı mahzun Anadolu’nun.
Huzur saklandı,
geçmişin sessiz kollarında,
Mezarlarda yatan kahramanların,
kırık hayallerle son bulan hatıralarında.
Bir soygun zamanı,
mezar taşlarına bile dadandığında,
ölülerin bir zamanlar nice umutlarla okuttuğu,
devrim kokan
mankurt evlatlarından kaçtığında.
İşte o günden beri ararım huzuru gece gündüz ben,
sorarım yıllardır kendime: “Neden, neden?
Yüzyıllar boyu bizi mesken edinen,
Düşmanları bile ‘Binbir Gece’lerle imrendiren,
Ah bizi de alsa içine dedirten,
Cennet var işte!
Olmasaydı Cennet,
olur muydu fani dünyada huzuru soluklayan böyle bir millet!
Destanları söyleten huzur,
neden terk etti bizi?”
Ararım yıllar yılı ben,
Sorarım “nerde?” diyerek her gelenden,
Dertlere gark olup kurtarıcı nefes bekleyenden,
Medet ey yolcu! deyip fakirden yardım dileyenden,
Gelsin artık giden dost gurbet elinden diye inleyenden!
Onlar bilmez, ben bilmem!
Onlar gitmez, ben beklemem!
Beklenir mi hiç kaybolan yolcu, son istasyonda?
Beklenir mi rahat soluklu huzursuz yatakta?
Çıkılır yola her solukta,
durulmaz bir an bile,
Yolcusu kalmamış yoldaki çeşmesi kurumuş susuz durakta?
Ama neylersin!
Yollar yıkılmış,
Çeşmeler suya hasretle yanmış,
Yolcularda yolda kalmak yağmalanmış,
Neylersin ki!
Yalnız yolcusuyum,
bozkırlarla kaplı mahzun Anadolu’nun.”