Haber

Yolsuzluk, hırsızlık mı?

Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran 17/25 Aralık yolsuzluk operasyonunda 8. yılı geride bıraktık. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve aile çevresi başta olmak üzere bakanların adı yolsuzluk operasyonlarında geçti. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı ve büyük yolsuzluk operasyonu Türkiye için bir yol ayrımı oldu. Operasyonları yapan polis ve savcılar önce görevden alındı, ardından tutuklanıp hapse atıldı. Halkın ‘çalıyor ama çalışıyor’ cümlelerine, iktidar destekçisi ilahiyatçıların ‘Yolsuzluk, hırsızlık değildir’ fetvaları eklendi. İlahiyatçı Prof Dr Ayhan Tekineş, hırsızlık ve yolsuzluk kavramlarını inceledi.

Hırsızlık mı yolsuzluk mu? başlıklı yayında Prof Dr Ayhan Tekineş şu konuları ele aldı;

Hırsızlıkla yolsuzluk arasında fark var mıdır?

Hırsızlık yolsuzluktan hangi açılardan ayrılır?

Dini açıdan kamu malını çalmanın hükmü nedir?

Yolsuzluk dini açıdan hırsızlıktan daha hafif bir suç mudur?

İmam Pezdevi ve İmam Maturidi’nin yolsuzluk konusundaki görüşleri nedir?

‘’Emanete hıyanet etmek, bir peygamberin yapacağı iş değildir. Her kim hıyanet edip de ganimetten veya kamuya ait hasılattan bir şey aşırır, bunu da gizlerse, kıyamet gününe o vebâlini aldığı şeyler, boynuna asılı olarak gelir. Sonra her kişiye kazandığı şeylerin mükâfat veya cezası eksiksiz ödenir Ve onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.’’ (Al-i İmran suresi 161)

‘’Kamu malından çalanı gizleyen de onun suçuna ortaktır’’ Hadis-i Şerif

İmam Maturidi ‘’Kamu malından çalanlar hakkında çok fazla tehdidin bulunması fakir ve muhtaçların haklarını korumak içindir’’ der.

Allah hakkı – kul hakkı şeklindeki adlandırma Pezdevî ve Serahsî’den itibaren İslam hukukunda haklar konusundaki temel ayrımdır.

Hanefî usulcülerinden Abdülazîz el-Buhârî, Allah haklarının belirli bir şahsın değil bütün âlemin genel yararıyla ilgili bulunduğunu, bu hakların Allah’a nisbet edilmesinin sırf Allah’ı tâzim için olduğunu; bir şahsın herhangi bir şekilde bu hakları kendine ait görmesini ve keyfî tasarruflara yönelmesini önlemek için böyle adlandırıldığını belirtir (Keşfü’l-esrâr, IV, 1255).

 

Allah hakkı grubunda yer alan hakların sulha ve malî mübadeleye konu olması da kural olarak câiz görülmez (Kâsânî, VI, 48).

Allah haklarının, modern hukuktaki kamu haklarının iki temel özelliği vardır:

– İlk olarak bu hakların af, sulh gibi bir yolla ıskatı câiz olmadığı gibi bunları kaldırmak ve değiştirmek de kural olarak câiz görülmez. Taabbüdîlik, mukadderât-ı şer‘iyye gibi kavramlar da bu değişmezliği ifadeye yöneliktir.

– İkinci olarak bu hakları toplumda bütün fertlerin ve onları temsilen kamu otoritesine sahip kişilerin koruma, kollama ve kovuşturma hak ve sorumluluğu vardır. Bu husus, İslâm’ın fert ve toplumlara bir ödev olarak yüklediği iyiliği emredip kötülükten vazgeçirme (emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker) ilkesinin tabii bir sonucudur.

 

 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu