Vicdansız Medya Bilinçsiz Halk | İSMET MACİT

Yazar İsmet Macit

Hitler’in diktatörlüğe yürümesinde, Nazizm’in ülkenin kaderine bir kâbus gibi çökmesinde önemli bir rol oynayanların başında propaganda bakanı Goebels gelir.

Goebels zihniyeti her devirde farklı beldelerde farklı kimliklerle ortaya çıkıyor. Bu şeytani tuzaklardan, toplumu manipüle etmek isteyen ve bunun üzerinden diktatoryal bir sistem inşa etmeye çalışan muktedirler her daim istifade etmeye devam ediyorlar.

Kimdi Goebels’i önce kısaca tanıyalım:

Paul Joseph Goebbels 29 Ekim 1897’de Almanya Rheinland’da bulunan bir sanayi kenti olan Rheydt’de doğdu.

Tarihler 1928’i gösterdiğinde Goebbels, Alman Parlamentosu Reichstag’a Nasyonal Sosyalist milletvekili olarak seçildi. Daha sonra Hitler onu Nazi Partisi propaganda direktörü olarak tavzif etti.

Goebbels işine çok hızlı başladı. Aldığı felsefe eğitimi ve keskin zekasıyla Hitler’i “olağanüstü ve kararlı bir lider” olarak lanse ederek toplum nezdinde “kurtarıcı” olarak kabul ettirdi.

Goebels’in esas başarısı Hitler gibi bir “deli teke”den “kurtarıcı lider” çıkarmasıdır! Şöyle der: “Prestij ve karizma sahibi lider, propaganda işini çok kolaylaştırır.”

Propaganda sistemini Alman halkının rencide edilmiş milli duygularının istismarı üzerine kuran Goebels seçmenlerine Almanya’nın dünyanın en güçlü devleti, liderinin ise dünyayı yönettiğine inandırdı.

Hitler bu algı ile ülkenin kaderi ile bağdaştırıldı. Hitlerin varlığı Almanya’nın varlığı demekti. Hitleri hedef alan her hamle ülke bütünlüğünü ve bağımsızlığını tehlikeye düşürecek saldırıdır artık.

Goebels bir devlet adamıydı ve propaganda bakanı (Propagandaministeriums) olarak Nazizm’i ayakta ve canlı tutacak şeytani stratejiler geliştirecekti. Bunların başında bir Almanya’ya bir düşman seçilmesi geliyordu. Yahudiler ve çingeneler sistemin kurbanı oldular.

Alman kültürünü ve devletinin düşmanıdır Yahudiler. Yok edilmezlerse Almanya yok olacaktır. Yani merhamet edilirse merhamete muhtaç hale gelecektir Almanya.

Bir iki sözünü şuraya koyalım:

“Dünyanın en tehlikeli düşmanıyla karşı karşıyayız. Savaşını gizli sürdüren bir düşmanla. (Meşhur dış güçler söyleminin ikizi) Ancak onlar, yenilmez değillerdir. Biz, bütün toplumu ve imparatorluğumuzu ele geçirmek isteyen Yahudilerin terörist fikirleriyle mücadele ettik. 14 yıl boyunca, en zor koşullar altında. Onları nasıl Almanya’dan sürdüysek, bizi dünya çapında tehdit eden gücünü de yok edeceğiz!”

“Eğer Yahudi gazeteleri, nasyonal sosyalistleri susturmayı düşünüyorsa gizli tehditleriyle, dikkat etmeleri onlar için iyi olacaktır. Sabrımızın da bir sınırı vardır. (Malum çevrelerden en çok duyulan söz) Bir gün, onların yalancı ve kirli ağızlarını kapatacağız! Değerli parti üyeleri ve SA [Sturmabteilung], endişelenmeyin! Kızıl terörün sonu düşündüğünüzden daha yakındır! Komünistler, şimdiye dek yiyeceğiniz en büyük sopayı yemek için bizi bekleyin.”

(Yahudiler ve komünistler hakkında konuşurken, Berlin, Sportpalast, 10 Şubat 1933.)

“Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin”(eğitim seviyesi arttıkça oy oranımız düşüyor diyen partiliyi hatırlayın)

“Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar”(Camide içki içildi yalanını unutmayın)

“Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa, yalana devam edin” (Odatv ve çamur medyasının en çok başvurduğu metot)

“Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır” (tanıdık geliyordur herhalde)

“Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın” (işlemediği suç kalmamış olanları f.tö söylemi)

“Yargı devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır”(Birisinin bu günlerde dediği gibi yargı sistemi iktidarın köpeğidir)

Buraya daha onlarca sözünü alabiliriz. Goebels sıkı bir Nazi idi ve devlet bakanıydı. Geliştirdiği tüm propaganda teknik ve taktikleri Nazizm’i ayakta tutup iktidarda kalmasına yönelik ilkelerdi.

Muhalefeti ise (medya dahil) ya korku sindirmişler ya da satın almışlardı. Önce medyayı kendilerine bağlamışlar muhalif gibi görünen yayın organlarının meşhur isimlerini satın alarak “kontrollü muhalefet” yaptırarak ülkede demokrasiyi yok etmişlerdi.

Bu devrin muhalif gibi görünen medyası da Goebels’ten ders almışçasına, gazeteciliğin hakkını veren, doğruları korkusuzca haykıranları hedefe koyarak muhalefet ediyor gibi göründükleri ama çatır çatır ekmeğini yedikleri ve beslendikleri sisteme selam çakmaktadır.

Goebels’in adeta yeniden yazdığı propaganda kitabındaki tüm taktikleri uygulayan iktidarın kullanışlı aparatı haline gelen bu yayın organları; Goebels’i bile hayrette bırakacak şekilde onun bir ifadesini alıp sürgünde gazetecilik yapmaya çalışanlara yaptıkları itibar suikastı, tam tavşana bak taktiğidir!

Bu muhalif görünümlü satılmış medyanın ne olduğunu referans aldıkları ve belli ki çok şey öğrendikleri Goebels söylesin:

“Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım”

“Basını, hükûmetin kullanabildiği dev bir klavye olarak düşünün…”

O klavyenin kim ya da kimler olduğu şu tarihte gün gibi ortadadır. Tüm olumsuzluklara rağmen kalemini satmayan, hakikatten ödün vermeyen gazeteciliğin onuru diye tarihe adını yazdıran gazeteciler ise şımarık muktedirlerin korkulu rüyası olmaya devam edecek!

Evet Goebels’in “satın alınmış medya” dediği örneği kim görmek istiyorsa gerçeklerin ortaya çıkmasından korkanlara ve iktidarın kendilerine tuttuğu ve onların da yalayarak parlattığı aynaya bakmaları yeterli olacaktır.

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...