Mizan

Vaaz | Miraç Yolunun Işığı-M. Fethullah Gülen

M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin  22 Eylül 1978’de  İzmir’in Bornova ilçesinde Miraç bahsini anlatıyor.

– Namazın miraç oluş keyfiyeti…

– Tahiyyatta miracın destanlaştırılması…

– Allah’a kavuşma iştiyakı…

– Miraç’ta Peygamberimizle Allah-ü Teâlâ’nın selamlaşması…

– Meleklerin selamlaşmaya iştirak etmesi…

Vaaz | Miraç Yolunun Işığı-M. Fethullah Gülen 2

– Namazın armağan edilmesi…

 

MUHTEREM MÜSLÜMANLAR!

Mümin namaz kıla kıla, Rasulü Ekrem’in arkasında ihraz etmesi gereken yeri ihraz ederek, tıpkı onun
kulluğu sayesinde yükseldiği miraçta, Rabbiyle vicahî görüştüğü gibi bir görüşmenin, böyle bir
mülakatın ifadesidir.
Mümin devamlı namazını kılarken, işte bu mualla mevkii ihraz etmek için, kurb-u huzura müşerref

olmak için, likayı ilahi iştiyakıyla kılmaktadır. Allah’ın huzuruna çıkma ve Cenab-ı Hakkın Cemal-ü bâ-
Kemâlini müşahede etme iştiyakı içinde kılmaktadır. Rabbi’sinin kendisine yaptığı emir ve teklifi,

böylesine Rabbi ’sinin va’di içinde kendisine vadettiği şeyi elde etmek için yapan mümin, namazın
bütün erkânında tatlı bir zevk ve namütenahi bir lezzet duyacaktır ve duyar…
Zira verasında likayı ilahi vardır. Verasında Cemal-i ilahiyi müşahede vardır ve bu büyük vazifeyi
Rabbine karşı eda ederken, önünde Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam vardır.

Kim Allah’a kavuşma arzu ve iştiyakı içinde ise, kim Allah’ın huzuruna çıkmayı şiddetle arzu ediyorsa,

Cenab-ı hak onun likasını sever, onu huzuruna almayı sever, teşrif ve tekrimde bulunmayı sever,
muhatap ittihaz etmekle serfiraz kılmayı sever. Adımın kadar belki bir kaç katı Cenab-ı Hakkın lütfunun
sana doğru geldiğini görürsün, rahmetin sana doğru geldiğini görürsün namazda…
Namaz, tahiyyata kadar kulluğun inip kalkması, terakki için çabalaması ve gayret sarf etmesi, kendi
gücüyle kulun bitmesinin ifadesidir.

Vücudunda ne kadar enerjin var? Dimağında ne kadar duyarlılığın var? Ruhunda ne kadar heyecan ve
helecanın var. Hislerin ne kadar hüşyar? Bütününü Rabbine terakki etmek için kullanacak, tahiyyata
oturacaksın…
Zira tahiyyatta Miraç destanlaştırılmakta.
Rasulü Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın inişli çıkışlı kulluk yolunun semeresi destanlaştırılmakta,
halkın i’râz etmesine yüz çevirmesine mukabil, göklerin Rasulü Ekrem’e tebessüm ettiği, miraç
kapılarının açıldığı, Allah’ın “Buyur gel!” diye iltifatta bulunduğu bir şey destanlaştırılmaktadır.
Tahiyyatta Resulü Ekrem Sallallahu Aleyhi Vesellem, Allah’a Allah’ın azametine uygun selam vermişti.
Her mümin kendi çapına göre, kalbinin vüsatına göre, duygularının duyarlılığına göre, hislerinin hüşyar
olmasına göre, namazını inişi ve çıkışıyla, zikzaklarıyla eda ettikten sonra, ister hesabın ağırlığı altında
ayağa kalkamayacak şekilde kendisini tasavvur etsin ve otursun, isterse artık her şeyden azade,
nimetleri elde etmenin havası içinde ferih ve fahur olarak:

ِ ِ

Hükm-ü sübhanisi, ferman-ı sübhanisi ile anlatıldığı şekilde otursun, yani cennetin koltukları üzerine
oturursun… isterse,

İsra Süre-i Celile’siyle anlatılan, Rabbin huzuruna çıkma, vücub ve imkân arası bir yeri ihraz etme, vicahî
olarak Rabbiyle konuşma muallâ makamında otursun. Kalbinin vüs’atına göre, duygularının
hüşyarlığına göre, namazın iniş ve çıkışıyla, zikzaklarıyla, maddi ağırlık ve külfetiyle, belki iç inşirahı
içinde eda ettikten sonra miracın destanını okuyacak…
Tahiyyat miracı anlatır…

Biz, anlaşılıyor ki, kendi kendimize Rabbin huzuruna çıkmak için kapılar sürmeli ve kapalı. Öyle

anlaşılıyor ki; çok kulluk yapsak bile, bizden evvel gelip geçen, iz bırakan ve bir şehrah açan Hz.
Muhammed Aleyhissalatü Vesselam’a uğramadan, O’na selam çakmadan, O’nun tavassutunu temin
etmeden, Cenab-ı Hakkın huzuruna böyle bir miraç ile çıkmamız imkânsız.
Onun için Rabbimize karşı tahiyyatımızı, bedeni ve mali ibadetlerimizi, yaptığımız her şeyi, O’na tahsis
ettiğimizi ifadeden sonra, Resulü Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’a selam veriyoruz.

Tasavvurda bunun manası şudur: Cenab-ı Hakkın huzuruna giderken, günah ve seyyiatımızla, hata ve
noksanlarımızla, Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselamın arkasında saf bağlama, kulak kesilme, dilini
tutma ve bu tatlı mülakatta tatlı konuşma, konuşulan şeylere kulak kesilme, ne dediğini anlamaya
çalışma…
Rasulü Ekrem Sallallahu Aleyhi Vesellem miraç yapıyor…
Namaz miracın semeresidir.
Namaz miraçta Allah (Celle Celâluhû)’ın ümmet-i Muhammed’e Aleyhissalatü Vesselam armağanıdır.
Namazın alınması ahz-ü îtâsı muamelesi yapılır.
Rasulü Ekrem, Allah’a selam verir.
Allah, Rasulü Ekrem’in selamını alır.
Aklın alamayacağı, mekân var mı yok mu idrak edilemeyeceği bir yerde, bir makamda bu hadiseler
cereyan eder.
Ve biz bu hadiseler cereyan ederken, Rasulü Ekrem’e dehalet ederek “Dehîlek Yâ Rasûlallâh!” diyerek,
onun arkasından bu sese ve söze kulak kesilmeye çalışırız.
Rasulü Ekrem, Allah’a selam veriyor; Allah, Rasulü Ekrem’in selamına mukabele ediyor.

Zerrat-ı vücudumuzla yaptığımız ibadetler sanadır Allah’ım!
Kazanıp topladığımız maldan sarf ettiğimiz şeyler sanadır Allah’ım! Senin içindir, senin rızan içindir.
Malî ve bedenî bütün ibadet-ü taat senin içindir Allah’ım!
Verdiğin her şeyle senin yolunda yaptığımız her şey senin içindir Allah’ım!
Ben böylesine ahd-ü peymana sadakati dile getirmek için senin huzurunda bununla seni
selamlıyorum…
Allah mukabele ediyor:

“Ey şanı yüce Nebi! Sana da selam olsun!….Selamına mukabil sana da selam olsun…
Bir arkadaşına sen “Selamün aleyküm” diye selam verdiğin zaman “Ve aleyküm selam!” dediği gibi,
Zât-ı Ulûhiyet kemal-i hikmetle Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam’a:

َ”Allah’ın rahmeti bereketi, selamı, emn-ü emniyeti, dünya ve ahiret mihnet ve meşakkatinden emin
kılması, huzur ve sürura erdirmesi senin üzerine olsun…
Melekler ve biz bu mükâlemeyi müşahede ediyor ve bunu duymaya çalışıyoruz. Bu melekler bu
senfonizmaya tatlı bir ahenk katıyorlar. Hepsi arş-u ferşi çınlatacak şekilde:أَ

Şehadet ederiz ki Mabud-ı Mutlak Mabud-ı bil-istihkak sensin Allah’ım!..
Gökte ve yerde Ma’bûd sensin Allah’ım!
Yaratan, tasvir eden sensin Allah’ım!
Sem’i, Basar’ı açan sensin Allah’ım!
Ahsenü’l-Hâlikîn sensin Allah’ım!
Seni böyle Ma’bûd-u Mutlak bilerek buna şehadet ederiz.
Ve yine şehadet ederiz ki, Hz. Muhammed Aleyhissalatü Vesselam, Allah’ın şanı yüce bir elçisidir.
Nübüvvet vazifesini bihakkın yapmış, beşere imamlık yapma durumunu bihakkın iktisap etmiş ve namaz
miracıyla onları Allah’ın huzuruna getirme liyakatini kesbetmiştir…
Allahü Teâlâ ve Tekaddes hazretleri namazımızı eda ederken, tahiyyatta bu serencameyi tasavvur
etmeye bizleri muvaffak kılsın…
Tahiyyat, Miraç’ta bu serencamenin tasavvurundan, tahayyülünden, kulun kulluğu sayesinde Allah’a
karşı yükselmesinin destanlaştırılmasından ibarettir.
Gönül bu duygu içinde, hisler böylesine hüşyar, insan her tarafıyla adeta ruh kesilmiş…
Cismaniyetini bırakmış, bedeninden sıyrılmış, ruh ve kalp kesilmiş, büyük Rabbine karşı azametine
uygun kulluğunu eda ederken;

Cenab-ı Hak, bu hava ve eda içinde bunu demeye bizi muvaffak kılsın…

Çınar Medya

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu