<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yıldız arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/yildiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/yildiz/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:26:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Yıldız arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/yildiz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yıldızların Konumlarına Yemin &#124; Safvet Senih</title>
		<link>https://hizmetten.com/yildizlarin-konumlarina-yemin-safvet-senih/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2020 12:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[safvet Senih]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir önceki yazıda M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, Kur’an’ın Yıldızların mevkileri hakkında yeminin hikmetleri üzerinde durulmuştu. Bugünde aynı konuya yine Büyüğümüzün tespitleri üzerinden devam ediyoruz: “Üçüncüsü: Hayır!  Hayır! Yıldızların mevkilerine yemin&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yildizlarin-konumlarina-yemin-safvet-senih/">Yıldızların Konumlarına Yemin | Safvet Senih</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Bir önceki yazıda M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, Kur’an’ın Yıldızların mevkileri hakkında yeminin hikmetleri üzerinde durulmuştu. Bugünde aynı konuya yine Büyüğümüzün tespitleri üzerinden devam ediyoruz:</div>
<div>“Üçüncüsü: Hayır!  Hayır! Yıldızların mevkilerine yemin ederim’ âyetinden şöyle bir hususu da intikal edilebilir; YILDIZLAR öylesine yerli yerindedir ki, siz bir tek sistem üzerinde yapacağınız araştırmalarla, diğer sistemler hakkında da sağlam bir fikir olabilirsiniz. Hatta sistemlerle diyaloğa geçebilir ve oralarda kentler kurabilirsiniz. Evet, birini anladığınız zaman, diğerleri hakkında edineceğiniz malumat da kendi kendine anlaşılmış olur. Çünkü bunlar o kadar esaslı, o kadar yerli yerindedir ki, hiçbirinde başı bozukluk ve gelişi güzellik yoktur.  Aksine hemen hepsinde gayet ciddi bir nizam ve intizam mevcuttur. Dikkat edersek, ‘Rahman Suresinde’ Allah, Rahmaniyetini bu muhteşem denge ve düzenle göstermiştir. Allah isminden sonra, Esma-i Hüsna arasında Cenab-ı Hakkın özel isim durumunda kullandığı ikinci ismi, REZZAK  manasına RAHMAN’dır.  ‘Bismillahirrahman’  da Rahman Allah lâfza-i celâlesinden sonra sonra gelir. Kur’an’da, Rahman sadece Besmelenin için 114 yerde Allah ismi celili ile beraber bir ism-i sıfat olarak zikredilir. Lafz-ı Celâle ile omuz omuza vererek beraber zikredilen Rahman, er-Rahman Suresinde en başta gelmekte ve nimetlerin sıralanmasında en önde arz-ı endam etmektedir.</div>
<div></div>
<div>“Evet, başta ‘er-Rahman’ diye buyuruluyor. Sonra da merhamet-i İlahînin tecelli ve tezahürü olarak ‘Alleme’l-Kur’an’ ifadesiyle deniliyor ki, ‘Allah Kur’an’ı talim etti.’ Bundan daha büyük bir merhamet tezahürü mü olur? Evet eğer Kur’an’ın aydınlatıcı tayfları gözlerimize ziya çalmasaydı ve ondan gelen mesajlar dünyalarımızı aydınlatmasaydı kainat bizim için bir matemhane-i umumî olarak kalıp giderdi ki, bütün varlıklar, o cansız cenaze gürültüleriyle bizlere sadece vahşet ve dehşet verirdi. Bu yüzden de hiçbir şeyin gerçek yüzünü göremez ve hiçbir şeyi tam anlayamazdık. Biz Kur’an’ın aydınlatıcı ışıkları altında herşeyin mâna ve hikmetini anladık ve varlığın en önemli en müzeci olduğumuz şuuruna vardık. Başkalarının bilim adına anlayamadığı şeyleri biz, Kur’an nuru ile anladık, hayret ve dehşetten kurtulduk. Kur’an’ın ruhuna nüfuz sayesinde varlığı incelediğimizde öyle şeyler farkettik ki, başkaları henüz onların isimlerini bile bilmiyor.. evet biz, karadeliklerin bağrında dahi, öbür alemlere açılan aydınlık tünellerin var olduğunu sezdik ve O’nun nuru ile nereye bakarsak bakalım her yeri aydınlık görmeye başladık. “İnsanı yarattı. Ona beyanı öğretti.” (55/3-4)  fehvasınca O  Rahman, aynı Rahmaniyetini bize şununla da gösteriyor: ‘O Sizi yarattı ve sonra beyanla serfiraz kıldı.” (…)</div>
<div></div>
<div>Yedincisi: YILDIZ   tabiri umumiyet itibariyle Enbiya-i izam (Büyük Peygamberler)  kasededilmiştir. Meselâ, Târık Suresindeki ‘en-Necmü’s-Sakıp’  katı kalbleri delen, kapalı kapıları açıp içine nüfuz eden yıldız. İşte bu YILDIZ  Hz. MUHAMMED’ dir (S.A.S.)</div>
<div></div>
<div>Sekizincisi: Kur’an-ı Kerimin ayetlerine de NECM yani YILDIZ denir.</div>
<div></div>
<div>Dokuzuncusu: Cebrail Aleyhisselama eminlik payesini kazandıran Kur’an’ın bir diğer mevkii (konumu) de Hz. Cibril’in emin sinesidir. ‘Mevakıı’n-Nücum’ a kasem, O ve O’nun gibilerin sinesine kasem olsun ki, mânâsına da hamledebilir.</div>
<div></div>
<div>“Onuncusu: Diğer bir yönüyle de Efendimizin (S.A.S.) ve ümmetinin pâk sineleri olduğu da düşünülebilir.</div>
<div></div>
<div>“Onbirincisi: O’na inanmış, Kur’an’ı herşey kabul eden, her okunduğunda, Rabbinin, kendisini hitap ettiğini ruhunda duyan temiz vicdanlar da, Allah’a kasem ettiği yerlerden olabilirler. Rabbim evvelkiler gibi bizim sinelerimizi de öyle pâk eylesin. Kasem edilen sineler haline getirsin.</div>
<div></div>
<div>“Bütün bunlar ve bizim bilmediğimiz nice mânalar içindir ki, Cenab-ı Hak ‘Yıldızların konum ve mevkilerine’ yemin etmiştir. Ve bu yeminin hakikaten BÜYÜK BİR  KASEM  ve YEMİN olduğunu da yine Kendisi bildirmiştir. Biz, bilemediğimiz sırlara da en az bildiklerimiz kadar inanıyor ve ‘Bilseniz bu çok büyük bir yemindir’ ifadesini bütün vicdanımızla tasdik ediyoruz.”  (Kur’an’dan İdrake Yansıyanlar)</div>
<div></div>
<div>Görüldüğü gibi Muhterem Hocaefendi, kendi kesbî gayretleriyle, mütalaa ettiği tefsirlerden ve bu hususta yazılmış kitaplardan derledikleriyle geniş bir ufuk açtığı gibi ve bu kesbî güzelliklere; Cenab-ı Hakkın ihsan ettiği vehbî ilim ve feyizlerle donatılmış olmasıyla da hiçbir kitapta görüp okuyamayacağımız bilgileri de bizlere takdim etti.</div>
<div>Bize düşen bu hazinelerden gereği gibi istifade edebilmek…</div>
<div><b> </b></div>
<div>
<div><b>Kaynak: Safvet Senih | Samanyoluhaber</b></div>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/yildizlarin-konumlarina-yemin-safvet-senih/">Yıldızların Konumlarına Yemin | Safvet Senih</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıldızlara dokunmak</title>
		<link>https://hizmetten.com/yildizlara-dokunmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Aug 2019 10:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Gözüböyük]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Onun sesini ilk duyduğumda  90'lı yılların başıydı.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yildizlara-dokunmak/">Yıldızlara dokunmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Onun sesini ilk duyduğumda&nbsp; 90&#8217;lı yılların başıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Henüz on bir yaşındaydım. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Her sohbet-i cananda ona atıfta bulunuluyor
veya ondan bir şeyler aktarılıyordu. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Merakım her geçen gün katlanıyordu.
Kitaplarını okumaya başlamıştım. </p>



<p class="wp-block-paragraph">İlkokulda okuduğum hikaye kitaplarından ne
kadar farklıydı bu kitaptaki yazılar. Nedense hiç biri onlara benzemiyordu…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kitaplar mı değişmiş yoksa ben mi büyümüştüm?
Bu yazılar beni&nbsp; çocukluktan çıkarmış ve
birden büyüdüğümü hissetmiştim. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Altı yıl boyunca devlet yurdunun soğuk
duvarları arasından her fırsatta küçük ama beni farklı bir aleme götüren
Hizmet&#8217;in yurduna gidiyordum. Yere serilen gazete, çay ve bisküvi üçlemesi&#8230;
Yanında birde sohbet-i canan olunca. İşte bu sahne&nbsp; olmadan hayattan artık lezzet alamaz
olmuştum. Yakalandığımızda yiyeceğimiz dayağı hatta yurttan atılmayı göze
alarak izin saatleri dışında devlet yurdundan kaçamaklar yapar, küçük ama
ötelere merdiveni olan bir kapı hüviyetindeki Hizmetin yurdunda soluklanırdım. </p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sömestr
ve yaz tatilinde yapılan kitap okuma programları ile bir kapsülün içine girmiş
astronotlar gibi uzayın derinliklerinde yolculuk eder dünyadan uzaklaşır,
zorunlu inişten sonra dünyaya adapte olmakta hayli zorlanırdım.&nbsp; </p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte yine böyle bir uçuş programının son
akşamında, bulunduğumuz salonda farklı bir hazırlık vardı. VHS video oynatıcı
ve televizyon kurulmuştu. Aslında bu hazırlıklar sair günlerde yapılır ve
kiralanan Van Damme veya Buruce Lee&#8217;nin filimlerini izlerdik. Fakat bu kadar
dünyadan uzaklaşmışken böyle bir film izlemek uzay boşluğunda yönünü ve
yörüngesini kaybeden astronotun bir meteor taşı ile yüz yüze tanışması gibi
birşeydi. Yüzümüzdeki şaşkın ifadeler olaya çözüm ararken yardımcı pilot
merakımızı dindirmiş, özür dilerim, merakımızı zirve yaptırmıştı. Neden mi?
Çünkü uçuşumuza Hocaefendi&#8217;nin kaptanlığında devam edecektik. O güne kadar her
sohbette ismi ile merak uyandıran, kitaplarında kendime bir dünya oluşturduğum
o gizemli kişinin sesini ilk defa duyacak hatta kendisini ilk defa görecektim.
O anki heyecanımı anlatmam mümkün değildi. </p>



<p class="wp-block-paragraph">       Artık tanışmak için uygun bir zaman dilimiydi sanırım. Çünkü Hocaefendi&#8217;nin kitaplarını okurken farklı alemlere seyahat ediyordum ki o an zaten dünyadan oldukça uzaklaşmıştım. Benim için gizemli bir kaptan olan Hocaefendi ile yine farklı bir atmosferde farklı bir mekanda tanışacaktım. Benim için andernalini yüksek bir tecrübe olacaktı. Heyecanla videonun başlamasını bekledik. Hangi vaazdı tam hatırlamıyorum fakat “Peygamber Sevgisi Serisi” vaazlarından birisiydi. Sonra başı öne eğik bir şekilde vaaz için duaya başlayan o sesin sahibini, Hocaefendiyi ilk defa görüyordum. İşte o an bütün benliğimden sıyrılıp sadece seyahatin tadını çıkartıyordum. O an anlamıştım kitaplara yazılamayan o davudi ses, o gözyaşı, o hıçkırıklar ve o heyecan bir tılsım gibi insanı etkisi altına alıyordu. Çünkü Hocaefendi vaaz vermiyordu, o an başka bir yerlerde bir şeyler yaşıyordu.. </p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O
çok usta bir kaptandı. Çünkü vaazın ilk dakikalarından itibaren cami cemaatini
bu dünyadan almış atmosferin üzerine çıkartmıştı. Vaaz ilerledikçe bast-ı zaman
yaşıyor ve yıldızlararası seyahat ediyorduk. Bu yıldızları kitaplarından
okumuştum. Fakat şimdi sanki o yıldıza dokunacak kadar yaklaşmış, yörüngesine
girmiş, ışığından gözlerim kamaşıyordu. Sonra başka bir yıldız, sonra başka bir
yıldız&#8230; Meğer ne kadar da büyüklermiş, ne kadar da parlaklarmış. Her yıldızı
ziyaret ettiğimizde farklı bir alem açılıyor, farklı bir duygu yoğunluğu
yaşıyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Erkam yıldızına uğruyorduk. İçinde küçük bir
evin bir odası vardı. Fakat yıldız bütün ışık kaynağını bu odadan alıyordu.
İşte o küçük odada ilahi mesajın sıcaklığını hissediyor yeni inen ayetin
kalbimdeki ritmini nasıl değiştirdiğine şahit oluyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Hamza(r.a) yıldızında duraklıyorduk ki
Hocaefendi ayrı bir duygusallığa bürünüyordu. Aslanları ayağının altına paspas
yapan Hz. Hamza’nın yayını Ebu Cehil’in suratına patlattığı anı anlattığında
bütün korkularıma meydan okuyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Mus&#8217;ab(r.a) yıldızına uğruyor ve dünyayı
elinin tersiyle itip bir eğitim neferi olmayı arzuluyordum sonra da şehit
düştüğünde üzerini örtmek için yapraklar kullanıldığını görünce hicabımdan
yüzüm kızarıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilal(r.a) yıldızına uğrayınca bazen kızgın
kumlar vücudumu yakıyor, üzerime konan taşlar göğüs kafesimin kaburga
kemiklerini çatırdatıyor bazen de Hz. Bilal&#8217;in sesinden ezanın
büyüleyiciliğiyle ruhumu dinlendiriyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Ömer(r.a) yıldızına uğruyor ve etrafına
heybetiyle korku salan Hz Ömer’in karşısına dikilen bacısı gibi “Allah’a olan
inancım sana olan korkumdan fazla istersen boynumu vur” diyecek kadar kendimi
cesur hissediyordum fakat biraz sonra ise “Kim peygamber öldü derse vallahi
boynunu vururum” diyecek kadar kendini kaybeden Hz. Ömer&#8217;in Efendimiz&#8217;in
yokluğuna tahammülsüzlüğü karşısında meydanlarda mecnun gibi dolaşıyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Hz. Hatice annemizin evine misafir
oluyor, ikramlarından yiyor, başımı okşamasını bekliyordum. Bütün varlığını
Efendimiz’in ayakları altına seren, kimseler inanmazken Efendimiz’i bir melek
gibi sarıp sarmalayıp “kimse inanmasa da ben Sana inanıyorum” diyen benim
annemdi ne de olsa. Anneler evlatlarının başını okşar, dizinde uyutur, şefkatli
kollarına sarardı. Daha evden çıkmadan o küçük yaştaki dev kamet Hz. Ali
kapıdan içeri giriyor beni alıp Efendimiz&#8217;in yatağına yatıyoruz. Biraz sonra
örtü kaldırılıyor ve elinde mızraklarla caniler başımıza tebelleş oluyorlar.
Bende müthiş bir korku ve telaş fakat Hz. Ali uyumak için yorganı tekrar üstüne
çekecek kadar rahat. Odadan çıkıyorum ve bir deve üzerinde yola revan olup
Habeşistan&#8217;a varıyorum. Beni askerler yakalıyor ve kralın huzuruna
çıkarıyorlar. Avukatlığımı ise Cafer bin Ebi Talip yapıyor. Necaşi hak diyor,
adalet diyor kendi milletinden olmayanlara da insan olmanın gereğini yapıyordu.
</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Sıddık yıldızında konaklıyoruz. Yıldızın
girişine “O (sas) dediyse doğrudur” levhası karşılıyor bizi. Sonra bir mağaraya
giriyoruz, ayağımda bir acı hissediyorum Hz. Ebu Bekir gibi. Sonra Efendimiz&#8217;in
gözyaşımı silmesini bekliyorum Hz. Ebu Bekir&#8217;in gözyaşını sildiği gibi. Ve daha
nice yıldızlar&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bütün yıldızların etrafında pervane olduğu,
uzaydaki en parlak ve en büyük yıldıza doğru seyrederken, Hocaefendi&#8217;nin nefesi
kesilecek gibi oluyor, göğüs kafesi engel olmasa kalbi yerinden fırlayacak gibi
bazen baygınlıklar geçiriyordu.&nbsp; Aman
Allah&#8217;ım bu nasıl bir sevgiydi böyle. O an bu güne kadar Efendimiz&#8217;i (sas)
hakkıyla tanıyamadığım hakkıyla sevemediğimi hissettim. </p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;“Efendimiz’i (SAS) nasıl sevmeliyim?”
Sorusunun cevabı tam karşımda duruyordu. Kendini kaybedercesine sevmek&#8230;
Hocaefendi, O&#8217;nun (sas) her adını zikrettiğinde yerinden doğruluyor, adını
söylerken dudaklarına bal sürülmüş gibi dudaklarını yalıyordu. Bazen de ciğeri
sökülürcesine ağlıyordu. ”Erkekler Ağlamaz” efsanesi yerle bir olmuştu
zihnimde. Ağlıyorsa bir insan ya derdinden ya da sevdiğindendir. Hocaefendi’yi
izlerken sevmeyi dert edindiğini görüyor hatta hissediyordum. Sevgi anlatılmaz
yaşanır derler ya işte Peygamber sevgisinin nasıl olması gerektiğini canlı
canlı izliyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben hayatımda hiç böyle bir yolculuk yaşamamıştım. Duygu yoğunluğu içerisine girip kalbimin aritmik atışına hiç şahit olmamıştım. Hiç bitmesin dediğim bir yolculuktu.  Fakat bir gerçek vardı ki tekar yeryüzüne dönmek zorundaydık. Vaazın sonuna doğru Hocaefendi dualarla bizi dünyaya bıraktı. Sanki bundan sonra hayatınıza böyle devam edin der gibi. Ağlamaktan kan çanağına dönen gözlerimi açtığımda hemen yanımda daha önce görmediğim Yusuf yüzlü birisi yolculuktan aldığı hazla bana baktı ve tebessüm ederek “hoşgeldin” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak:İbrahim Gözüböyük</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yildizlara-dokunmak/">Yıldızlara dokunmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
