<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof.Dr.Ayhan tekineş arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/prof-dr-ayhan-tekines/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/prof-dr-ayhan-tekines/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:53:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Prof.Dr.Ayhan tekineş arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/prof-dr-ayhan-tekines/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İhtilafın Marifete Dönüşmesi &#124; AYHAN TEKİNEŞ</title>
		<link>https://hizmetten.com/ihtilafin-marifete-donusmesi-ayhan-tekines/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 May 2022 10:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Ayhan tekineş]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmet]]></category>
		<category><![CDATA[Sıffın Savaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=25888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Ali, Sıffın Savaşı&#8217;ndaki hakem olayı gerekçe gösterilerek, hariciler tarafından Allah&#8217;ın hükmüne karşı çıkmakla suçlandı. &#8220;Hüküm yalnızca Allah&#8217;a aittir&#8221; diye kendisine itiraz edince Hz. Ali, &#8220;Doğru söz ancak yanlış bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ihtilafin-marifete-donusmesi-ayhan-tekines/">İhtilafın Marifete Dönüşmesi | AYHAN TEKİNEŞ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Ali, Sıffın Savaşı&#8217;ndaki hakem olayı gerekçe gösterilerek, hariciler tarafından Allah&#8217;ın hükmüne karşı çıkmakla suçlandı. &#8220;Hüküm yalnızca Allah&#8217;a aittir&#8221; diye kendisine itiraz edince Hz. Ali, &#8220;Doğru söz ancak yanlış bir mana (bâtıl) kastediliyor&#8221; diye karşılık vererek, muhataplarını zımnen doğru anlam üzerine konuşmaya davet etti. İhtilafı marifete dönüştürmeye çalıştı. Her fikrin bir teorik bir de pratik yönü vardır. Teori farklı yorumlarla olgunlaşırsa ihtilaf rahmete dönüşür. Ancak yeterince tartışılmamış ve geliştirilmemiş fikirler pratiğe taşındığında fiili çatışmaların ortaya çıkmasına ve bir kısır döngüye sebep olabilir.</p>
<p>Hz. Ali, haricilerin ibadetlerini övmüş ama okuduklarını anlamadıkları için de eleştirmiştir. &#8220;Söyledikleri sözler doğru ama o doğrular dillerinden öteye geçmiyor&#8221; diyerek, söyledikleri sözlerin manasını anlamadıklarını ifade etmiştir. Yine Hz. Ali’nin hutbelerinde hariciler, ibadeti seven, çok Kur’an okuyan ancak okudukları ve ezberledikleri ayetlerin anlamı üzerinde yeterince tefekkür etmediklerinden dolayı dine girdikleri gibi hızla çıkıp giden insanlar, olarak tasvir edilmiştir. Tartışmaya kapalı ve kendileri gibi inanmayanları tekfir etmekteki acelecilikleri, bilgilerinin marifete dönüşmesini engellemiştir.</p>
<p>Bilgiyi marifete ve fıkha (ince anlayış) dönüştürmedeki eksiklikleri yeni ortaya çıkan durumları doğru yorumlamalarını da engellemiştir. Bundan dolayı yeni olaylarla ayetler arasında ilgi kurmada yetersiz kalmışlardır. Hz. Ali, &#8220;Kuran&#8217;ı, okuyorlar ama aleyhlerine olan ayetleri kendi lehlerine (delil) zannediyorlar&#8221; sözüyle haricilerin olaylar ve ayetler arasında kurdukları ilişkiyi kritik etmişti. Nitekim harici hareketinin büyük ölçüde tarihten silinmesinin arkasında yatan temel etken de yeni olaylara çözüm bulmaktaki bu yetersizlikleri olmuştur. Her yeni olayda haricilerin birbirini tekfir eden ve birbiriyle savaşan farklı gruplara ayrıldığı görülür.</p>
<p>İslam tarihindeki farklı fırkaların başlangıcı olan hakem olayı aslında bize siyasi ve itikadi fırkaların/mezheplerin nasıl ortaya çıktığını da göstermektedir. Temelde Kur’an&#8217;a dayanan ancak anlama ve yorumda farklılık arz eden gruplar, kendi referans çerçevelerini oluşturarak zamanla bir inanç grubuna (fırka) dönüşmüşlerdir. Sağlam bir anlama metodolojisi geliştiren ve tartışmak için yeterince müsamahalı olan gruplar, varlıklarını devam ettirmişler; tartışmaya kapalı metodolojisi olmayan hareketler ise tarihten silinmişlerdir.</p>
<p>Hz. Ali, haricilerin itirazlarını ayetlerin doğru anlaşılması üzerine çekmek ister ve yanlış anlamaları önlemek ister. Savaştan kaçınır. Son ana kadar tartışma imkanlarını arar. Harici isyancıları savaştan vazgeçmeye ikna için Abdullah b. Abbas&#8217;ı gönderir.  İbn Abbas’a somut olaylar üzerinden tartışmayı tavsiye eder. Farklı şekillerde yorumlanabilecek ayetleri delil getirerek, sonuçsuz spekülasyonlardan sakınması gerektiğini söyler.</p>
<p>Hariciler, çoğunluk itibarıyla bedevi Arap&#8217;lardan oluşuyordu. Sonradan Müslüman olmuş ya da Hz. Peygamber&#8217;le beraber bulunup onun siretini ve sünnetini yakından görme imkânı bulamamış çölde yaşayan Arap kabilelerine mensup savaşçılardı. Arap diline vukufiyetleri ile temayüz etmişlerdi. Bundan dolayı da Kuran&#8217;ı kendilerinden daha iyi anlayacak birisinin bulunmadığını düşünüyorlardı. İşte Hz. Ali bu noktada onlara, kendisinin her ayetin nüzül sebebini, nerede ve ne zaman indirildiğini bildiğini hatırlatarak, yalnızca dile dayalı anlamanın yetersiz olduğuna dikkat çekmiştir. Ayrıca o, İbn Abbas&#8217;a sünnetten örnekler vererek tartışması gerektiğini hatırlatarak, Kuran&#8217;ı anlamada uygulamanın ne kadar önemli olduğuna işaret etmiştir.</p>
<p>Hz. Ali, daha sonra hariciler diye isimlendirilecek isyancıları fikri tartışmaya çekmek istemiş onlara karşı kılıç kullanmak istememişti. Haricilerin birçoğu bu tartışmalar esnasında isyandan vaz geçtiler ama yine de savaş gerçekleşti. Fikir ve düşünce açısından zayıf, çatışma ve fiili muhalefet üzerine kurulu haricilik hareketine karşı daha sonraki yıllarda uygulanan şiddet haricilerin bir mezhep hüviyeti kazanmasını hızlandırdı</p>
<p>Fikri çatışmaların bir diyaloğa dönüşmesi mümkün olsaydı, diyalog metotların gelişmesine, metotlu tartışmalar da yeni ilim dallarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilirdi. Abdullah b. Abbas&#8217;ın siyaseti bırakıp Mekke&#8217;ye yerleşerek tefsirle ilgilendiği dönemde haricilerin liderlerinden Nafi b. Ezrak&#8217;ın (ö.65/685) sorularına verdiği cevaplar garîbu&#8217;l-Kuran ilminin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. İbn Abbas bu sorulara verdiği cevaplarla Kuran tefsirinde cahiliye şiirinin önemini ve şiirle tefsirde nasıl istişhad edileceğini örnekleriyle göstermiştir.</p>
<p>Yeni fikirlere karşı diyalog kapılarının açık tutulması karşılıklı etkileşimle bilgiyi çoğaltır. Yeni bakış açıları kazandırır. Bilinen konulara yeni argümanlar üretmeye yardımcı olur. Yasaklama ve şiddet ise epistemolojik açıdan içine kapalı cemaatlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Sahip olduğu bilgiyle yetinen ve dış dünyadan ilgisini kesen kişiler ıssız bir adada yaşayan insanlar gibi zamanla ilkel bir topluluğa dönüşür. Bundan dolayı Peygamber Efendimiz (s.a) insanlardan uzakta yaşamayı tavsiye etmemiş, bedeviliğin insan tabiatını katılaştıracağına dikkat çekmiştir.</p>
<p>İhtilaflar fiili çatışmaya dönüşünce de insanlardan uzaklaşmayı tavsiye etmiştir. Bu da bize &#8220;Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizi tanımanız (marifet) için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Şunu unutmayın ki Allah’ın nazarında en değerli olanınız takvada en ileri olandır’’ (Hucurat 13) ayet-i kerimesinde anlatılan ‘’marifet’’ yani tanımanın medeni ihtilaflar ve diyalogla gerçekleşeceği hakikatini hatırlatmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ihtilafin-marifete-donusmesi-ayhan-tekines/">İhtilafın Marifete Dönüşmesi | AYHAN TEKİNEŞ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahih Hadis &#124; Prof. Dr. Ayhan Tekineş</title>
		<link>https://hizmetten.com/sahih-hadis-prof-dr-ayhan-tekines/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2020 16:00:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Ayhan tekineş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sahih Hadis ne demektir? Hadis rivayeti deyince ne anlaşılmalıdır? Hadis&#8217;te &#8216;Altın Silsile&#8217; dendiğinde ne kastedilir? Kaynak:Wiseinstute</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sahih-hadis-prof-dr-ayhan-tekines/">Sahih Hadis | Prof. Dr. Ayhan Tekineş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sahih Hadis ne demektir?</p>
<p>Hadis rivayeti deyince ne anlaşılmalıdır?</p>
<p>Hadis&#8217;te &#8216;Altın Silsile&#8217; dendiğinde ne kastedilir?</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_45790"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/rwG4ZXybjWc?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><strong>Kaynak:Wiseinstute</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sahih-hadis-prof-dr-ayhan-tekines/">Sahih Hadis | Prof. Dr. Ayhan Tekineş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tıbb-ı Nebevî’de Meyve &#124; Prof.Dr. Ayhan Tekineş</title>
		<link>https://hizmetten.com/tibb-i-nebevide-meyve-prof-dr-ayhan-tekines/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 16:00:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Ayhan tekineş]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efendimiz’in bizzat tıpla ve bilhassa “koruyucu hekimlik” denen hijyenle alâkalı olarak söylediği bir hayli söz vardır. Zaten tıbbın büyük bir bölümünü de bu koruyucu hekimlik işgal eder ve etmelidir de.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tibb-i-nebevide-meyve-prof-dr-ayhan-tekines/">Tıbb-ı Nebevî’de Meyve | Prof.Dr. Ayhan Tekineş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY">Efendimiz’in bizzat tıpla ve bilhassa “koruyucu hekimlik” denen hijyenle alâkalı olarak söylediği bir hayli söz vardır. Zaten tıbbın büyük bir bölümünü de bu koruyucu hekimlik işgal eder ve etmelidir de. Çünkü esas olan, kişiyi hasta olmaktan korumaktır ve bu, oldukça da kolaydır. Hasta olduktan sonra tedavi ise gayet zor, müşkil ve pahalıdır.</p>
<p align="JUSTIFY">İslâm âlimleri, tıbb-ı nebevî’yi, “Hastaların tedavisi hakkındaki Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) hadislerinden bahseden ilimdir.” şeklinde tanımlamışlardır.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote1anc"></a><sup>1</sup> Tıbb-ı nebevî ile ilgili eserlerde hastaların tedavisi hakkındaki hadisler yanında şifalı bitkiler, sebzeler ve meyvelerle ilgili hadisler de yer almaktadır. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz, karışık ilâçlarla (el-edviyetü’l-mürekkebe/akrabazin) tedavi edilmesi gereken ya da cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulan hastaları tedavi usûllerini ve uygulamalarını bilen, alanında uzman hekimlere göndermiştir. Peygamber Efendimiz, sebzelerin, şifalı otların ve meyvelerin besleyiciliklerinin yanında şifa vesilesi olduklarını belirterek, Cenâb-ı Hak’kın gıdalarda yarattığı şifa kaynağına dikkatlerimizi çekmiştir. İsrafa kaçılmadığı ve doğru beslenildiği takdirde besin olarak yaratılan her bitki aynı zamanda bir şifa vesilesidir. Gıdaların özellikle de meyvelerin hem beslenmede hem de sağlıklı bir hayat sürdürmede önemli yeri vardır.</p>
<p align="JUSTIFY">Dünya nimetlerinin en güzellerinden birisi meyvelerdir. Nitekim geleneksel tıpta meyveye bakmanın insana mutluluk verdiği belirtilmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote2anc"></a><sup>2</sup> Meyveler, dünya nimetlerinden olduğu kadar aynı zamanda Cennet nimetlerindendir. Kur’ân-ı Kerim’de, <i>“Size orada (Cennet’te), istediğiniz şekilde yiyeceğiniz her türlü meyve vardır.”</i> (Zuhruf sûresi, 43/73) buyrularak, Cennet’te de inananlara çeşit çeşit meyveler ikram edileceği haber verilmiştir. Bir başka âyette ise Cennet nimetleri, <i>“Orada meyve çeşitleri, salkımlarla dolu hurma ağaçları, saplı ve yapraklı hububat ve hoş kokulu bitkiler vardır.”</i> (Rahman sûresi, 55/11) şeklinde tasvir edilmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote3anc"></a><sup>3</sup></p>
<h2 class="western">1. Peygamberimiz’in Hayatında Meyve</h2>
<p align="JUSTIFY">Bilindiği kadarıyla Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde Mekke şehrinde meyve yetişmezdi.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote4anc"></a><sup>4</sup> Mekkeliler, Medine ve Taif gibi çevre kentlerden gelen meyveleri bilirlerdi. Medine’de hurma, Taif’te ise üzüm yetiştirilmekteydi. Ayrıca Mekke’ye Yemen ve Suriye gibi bölgelerden meyveler gelmekteydi. Peygamber Efendimiz, Medine’ye hicret edince bütün geçimleri hurma ürününe bağlı Medinelileri hurma yetiştirmeye teşvik etmiş; meyve ağaçlarından kuşlar bile yese ağacı diken kişinin sadaka sevabı kazanacağını haber vermiş;<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote5anc"></a><sup>5</sup> meyveli ağaçların kesilmesini yasaklamış;<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote6anc"></a><sup>6</sup>  bir işte kullanılmak üzere meyveli bir dal getirilince üzerinden meyvelerinin alınmasını emrederek,<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote7anc"></a><sup>7</sup> meyveli dalların koparılmaması gerektiğine işaret etmiştir.</p>
<p align="JUSTIFY">Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) meyve yetiştirilmesine değer vermiş; bazı meyve türlerini överek onların dikilmesini özellikle teşvik etmiştir. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde “Zeytin mübarek bir ağaçtır.”<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote8anc"></a><sup>8</sup>buyurarak, zeytin ağacı dikilmesini teşvik etmiştir.</p>
<h3 class="western">a.Dil ve Edebiyatta Meyve</h3>
<p align="JUSTIFY">Meyvelere verdiği önem Resûl-i Zişan Efendimiz’in üslûbuna da yansımış, hoşlandığı güzel şeyleri meyvelere benzeterek anlatmıştır. Meselâ müminin bereketini hurma ağacının bereketine benzetmiştir. Mümini her zaman yeşil kalan, meyvesi, yaprağı ve dalı, hâsılı her şeyinden yararlanılan hurma ağacına benzeterek, müminin başına gelen her hâlin onun hayrına olacağını meyveyi örnek vererek anlatmıştır.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote9anc"></a><sup>9</sup>  Keza Kur’ân okuyan mümini, tadı güzel, kokusu hoş ağaç kavununa (utrunç) Kur’ân okumayan mümini de tatlı fakat kokusuz kuru hurmaya benzeterek, müminleri Kur’ân okumaya teşvik etmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote10anc"></a><sup>10</sup></p>
<h3 class="western">b.Hediyeleşmede Meyve</h3>
<p align="JUSTIFY">Peygamber Efendimiz’in meyveyi sevdiğini bilen sahabe-i kiram hazretleri O’na sevdiği meyveleri hediye etmek için âdeta yarışırlardı. Meselâ Resûl-i Ekrem Efendimiz’in “barnî” türü hurmayı sevdiğini bilen Hazreti Bilâl (radıyallâhu anh), O’na hediye olarak barnî hurması takdim etmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote11anc"></a><sup>11</sup> Ashab-ı kiram, ilk olgunlaşan turfanda meyveyi de Allah Resûlü’ne hediye ederlerdi. Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisine ikram edilen turfanda meyveyi alır; “Allah’ım! Meyvelerimizi ve şehrimizi bereketlendir, ölçü ve tartımıza bereket üstüne bereket ver.”<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote12anc"></a><sup>12</sup> diye dua eder ve huzurunda bulunan en küçük çocuğa meyveyi ikram ederdi.</p>
<p align="JUSTIFY">Allah Resûlü, kendisine hediye edilen meyveleri bazen huzurunda bulunan sahabilere ikram eder, bazen de hanım sahabilere hediye olarak gönderirdi. Bir keresinde Taif’ten gönderilen üzümlerden bir salkımını genç sahabilerden Numan İbn Beşîr’e (radıyallâhu anh) vererek annesine götürmesini söylemişti. Numan, dayanamayıp salkımdaki üzümleri eve varıncaya kadar tek tek yolda yiyip bitirmişti. Birkaç gün sonra Allah Resûlü, Numan’ı gördüğünde, “Üzüm salkımını annene götürdün mü?” diye sormuş; Hazreti Numan, “Onu ben yedim.” deyince, “Seni vefasız, seni!” diyerek onunla şakalaşmıştır.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote13anc"></a><sup>13</sup></p>
<h3 class="western">c.Meyveleri Islah</h3>
<p align="JUSTIFY">Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir işin iyi ve güzel yapılmasını ister; işini iyi yapanları överdi. Faydalı ve kaliteli meyveler hakkındaki övgüleri sahabileri meyveleri ıslah etmeye teşvik etmiştir. Resûl-i Ekrem Efendimiz, Medine’ye kendisini dinlemeye gelen heyetlere, bölgelerinde yetişen meyveler hakkında bilgi verirdi. Hicrî 8. yılda kendisini ziyarete gelen Abdulkays heyetine beldelerinde yetişen hurma çeşitlerini anlatmış ve, “Sizin hurmalarınızın en iyisi ve en faydalısı barnîdir.” buyurmuştur. Heyette bulunanlar memleketlerine döndükten sonra barnî türü hurma dikmeye önem vermişler ve bir müddet sonra bütün hurma ağaçları barnî türü olmuştur.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote14anc"></a><sup>14</sup></p>
<p align="JUSTIFY">Peygamber Efendimiz, istikbalde olacakları anlattığı bir hadislerinde kıyametten önceki dönemi tasvir ederken, yeryüzü bereketlenir; narlar o kadar büyük olur ki, bir tane narın gölgesinde bir grup insan gölgelenir ve onlar bir tek narı yiyip bitiremezler, şeklinde bir haber vermiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote15anc"></a><sup>15</sup> Bu hadis-i şerifte meyvelerin genetik yapılarındaki değişiklik ve ıslah neticesinde meyvelerin ne kadar büyüyebileceği vurgulanarak bir yönüyle inanan insanların bu tür çalışmalarda öncü ve rehber olmaları teşvik edilmiştir.</p>
<p align="JUSTIFY">Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) meyveler hakkındaki övgüleri insanları faydalı ve şifalı meyveleri yetiştirmeye teşvik etmiş; yetiştirmesi zor olan bazı kaliteli meyve türlerinin kaybolması bu suretle engellenmiştir. Peygamber Efendimiz, özelikle Medine’de yetişen acve hurmasını çok severdi. “Acve, hurması cennet yemişlerindendir.” (Tirmizî, tıbb 22; Ahmed b. Hanbel, 5/346) buyurarak, acve hurmasını övmüştür. O’nun övgüsü sebebiyle acve hurması tarih boyunca en çok aranan ve talep edilen hurma olmuştur.</p>
<h2 class="western">2.Peygamberimiz’in Meyve Sevgisi</h2>
<p align="JUSTIFY">Peygamber Efendimiz’in hayatında meyvenin özel bir yeri vardı. O’nun meyve yeme sünnetinde bizim için yalnızca tıbbî açıdan değil, beslenme ve Cenâb-ı Hak’kın nimetlerine hürmet açısından da örneklikler vardır. O’nun kuşkusuz en sevdiği meyve hurmadır.</p>
<h3 class="western">a.Hurmayı Severdi</h3>
<p align="JUSTIFY">Resûl-i Ekrem Efendimiz’in hayatında hurmanın ayrı bir yeri vardır. O, orucunu taze hurma ile açardı. Taze hurma bulamadığında kuru hurma ile orucunu açar; hurma bulamazsa su ile iftar ederdi.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote16anc"></a><sup>16</sup> Peygamberimiz, kendisine dua için getirilen yeni doğmuş bebeklerin ağızlarına yumuşatılmış hurma sürerek, onlara dua etmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote17anc"></a><sup>17</sup></p>
<p align="JUSTIFY">Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), hurma mevsiminde kendisine ikram edilen taze hurmaları reddetmezdi.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote18anc"></a><sup>18</sup> Kuru hurma ise Medineli yoksulların en önemli yiyeceğiydi. Hazreti Âişe (radıyallahu anha), o günlerde yiyecek başka bir şey bulamadıklarını “Resûlüllah (sallallâhu aleyhi ve sellem) vefat ettiğinde şu iki siyaha, kuru hurma ve suya doymuştuk.” (Buhârî, et’ime 6; Müslim, zühd ve’r-rekâik 30-31) sözüyle ifade etmiştir. Peygamber Efendimiz, akşam yemeği bulamayanlara kuru hurma yemeyi tavsiye eder; “Akşam (üstü) yemeğini terk etmeyin; yiyecek bir şey bulamazsanız hiç olmazsa bir avuç kuru hurma yiyin.” (İbn Mâce, et’ime 54) buyurarak, hurmanın beslenmedeki önemini vurgulardı.</p>
<p align="JUSTIFY">Peygamberimiz, hurma bulunmayan evin yiyecek hiçbir şeyi bulunmayan boş bir ev gibi olduğunu belirtmiş; bir başka hadislerinde de, “İçinde hurma bulunmayan evdeki insanlar, aç kalmış demektir.”<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote19anc"></a><sup>19</sup> buyurarak, meyve yemenin beslenmedeki yerine ve hurmanın Medinelilerin hayatındaki önemine işaret etmiştir.</p>
<p align="JUSTIFY">Meyveleri Cenâb-ı Hak’kın kullarına ikramı olarak gören Allah Resûlü, her türlü meyveye değer verirdi. Resûl-i Ekrem Efendimiz, hurmaların iyisini severdi ancak kuruyup böceklenmiş hurmaları atmaz, içlerinden iyilerini ayırır ve yerdi.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote20anc"></a><sup>20</sup> O, yere düşmüş meyvelerin çürümeye terk edilmesini de hoş görmez, yerde bir meyve bulunduğunda onu temizleyip yemenin daha uygun olduğunu söylerdi. Bir gün ashabı ile birlikte giderken yolda kuru bir hurma görmüş, “Bunun sadaka hurmalarından olmasından endişe etmeseydim onu alır yerdim.” (Müslim, zekât 164) buyurmuşlardır.</p>
<h3 class="western">b.Meyvelerin Olgunlarını Severdi</h3>
<p align="JUSTIFY">Geleneksel tıpta meyvelerin olgunlaştığında yenilmesi tavsiye edilmiştir. Peygamberimiz zamanında yaşamış ünlü Arap hekimlerinden Hâris İbn Kelede, vefat ederken kendisinden tıpla ilgili son tavsiyeleri sorulduğunda, meyvelerin olgunlaşma mevsiminde yenilmesini tavsiye etmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote21anc"></a><sup>21</sup> Peygamber Efendimiz, kendi beldesinde yetişen meyveleri, olgunlaşma mevsiminde yemeyi severdi. Allah Teâlâ, her beldede yetişen meyveleri özellikle o bölgenin insanı için şifalı ve faydalı kılmıştır. Özellikle olgunlaşma mevsiminde kendi bölgesinde yetişen meyvelerden bolca yemek hastalıklardan korunmaya, sıhhat ve afiyete vesiledir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote22anc"></a><sup>22</sup> Nitekim bir âyet-i kerimede Cenâb-ı Hak, meyvelerin hem ilk tomurcuklandığında hem de olgunlaştığında insanlar için ibret olduğunu bildirmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote23anc"></a><sup>23</sup></p>
<p align="JUSTIFY">Resûl-i Ekrem, olgun meyvelerin yenilmesini tavsiye etmiştir. Dağlarda yetişen, daha çok çobanların yediği, erak ağacı yemişinin olgun olanlarını toplamayı tavsiye ederek olgunlarının daha tatlı olduğunu söylemiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote24anc"></a><sup>24</sup> Ensardan Ebu’l-Heysem (radıyallâhu anh), Resûlüllah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve arkadaşlarını hurma bahçesinde ağırlamış, onlara tabak içinde bir salkım hurma ikram etmiştir. Salkımda olgunlaşmamış hurmalar olduğunu gören Peygamber Efendimiz, “Keşke olgunlarından seçseydin.” buyurarak, hurma salkımlarının olgunlarının koparılması gerektiğine işaret etmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote25anc"></a><sup>25</sup></p>
<h3 class="western">c.Farklı Meyveleri Birlikte Yemeyi Severdi</h3>
<p align="JUSTIFY">Peygamber Efendimiz’in yeme içme alışkanlıkları üzerine bilgi veren İbn Kayyim, onun sürekli aynı gıdaları yemediğini, memleketinde yenilmesi mutat yiyeceklerin hepsinden az da olsa aralarında seçim yapmadan yediğini belirtir. Ona göre, çeşitli yiyeceklerden azar azar yenilmesi son derece faydalı beslenme alışkanlığıdır.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote26anc"></a><sup>26</sup> Nitekim Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), az yemek yemeyi tavsiye etmiş, “İnsanoğlunun doldurduğu en kötü kap midesidir.” buyurarak az yemek yemenin beden sağlığı için taşıdığı önemi vurgulamıştır.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote27anc"></a><sup>27</sup></p>
<p align="JUSTIFY">Geleneksel tıp anlayışına göre, besinler, insan vücudunda ortaya çıkardıkları tesirler bakımından yaş, kuru, sıcak/hararetli ve soğuk şeklinde sınıflandırılmışlardır. Hekimler, meyveleri de bu nitelikleri itibarıyla gruplandırmışlar ve aynı grup besin ve meyvelerin birlikte alınmamasının sıhhat açısından daha faydalı olduğunu belirtmişlerdir. Ünlü hekimlerden Bergamalı Galinos, az yediği ve bir biriyle uyumlu yiyecekleri yediği için hastalanmadığını öne sürmüştür.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote28anc"></a><sup>28</sup> Günümüz tıbbında meyveleri sıcak ve soğuk tabiatlı şeklinde sınıflandırma, daha farklı sınıflandırmalar yapıldığı için terk edilmiş olmakla birlikte, modern tıpta da vücut için gerekli vitamin ve mineralleri çeşitli gıdalardan almanın sağlıklı beslenme açısından önemli olduğu kabul edilmektedir.</p>
<p align="JUSTIFY">Yiyecekler arasında uyumu gözetmek, her dönemde farklı şekillerde ifade edilse de sağlıklı beslenme açısından son derece önemlidir. Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), meyveleri farklı meyvelerle birlikte veya farklı yiyeceklerle birlikte yemiştir. Misafir olarak gittiği bir evde kendisine kaymak ve kuru hurma takdim edilmiş, ikisini birlikte yemiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote29anc"></a><sup>29</sup> Yaş hurma ile birlikte salatalık yine yaş hurma ile birlikte karpuz yediği hakkında rivayetler vardır.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote30anc"></a><sup>30</sup> Yaş hurma ile karpuzu birlikte yeme sebebini bir rivayette “Bunun (yaş hurma) hararetini bunun soğukluğu (karpuz) ile bunun soğukluğunu da bunun harareti ile kırarız.” şeklinde açıklamıştır.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote31anc"></a><sup>31</sup></p>
<p align="JUSTIFY">Zayıf bünyeli kilo alamayan kişilerin sağlıklı beslenmesinde meyvenin, özellikle de hurmanın önemli bir yeri vardır. Hurma, az yenildiğinde meyve, çok yenildiğinde besleyici bir gıda kabul edilmiştir. Hadis-i şeriflerde bildirildiği üzere Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), yaş hurma ile salatalığı birlikte yemiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote32anc"></a><sup>32</sup> Hazreti Âişe (radıyallahu anha), yaş hurma ile salatalığın birlikte yenilmesinin vücudu kuvvetlendirdiğini, zayıflığa iyi geldiğini, kendi tecrübesine dayanarak ifade etmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote33anc"></a><sup>33</sup></p>
<p align="JUSTIFY">Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), çağla hurma ile kuru hurmanın birlikte yenilmesini, hatta kuru meyve ile tazesinin birlikte yenilmesini tavsiye etmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote34anc"></a><sup>34</sup> Bu meselenin izahında tıbb-ı nebevî yazarları, sıcak tabiatlı iki yiyeceğin ya da soğuk tabiatlı iki yiyeceğin birlikte yenilmesini hekimlerin uygun bulmadıklarını söylerler. Bu sebeple Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), soğuk ve kuru tabiatlı çağla hurma ile sıcak ve yaş tabiatlı kuru hurmanın birlikte yenilmesini emretmiş, birinin zararını diğeri ile dengelemeyi hedeflemiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote35anc"></a><sup>35</sup></p>
<h3 class="western">d.Meyvelerle Tedaviyi Teşvik Ederdi</h3>
<p align="JUSTIFY">Allah Resûlü, bazı hadislerinde meyvelerin tedavide kullanılmasını tavsiye etmiştir. Hurma ile yapılan ilâçları öğretmiş, kalbinden/göğsünden şikâyet eden bir sahabiyi Taif’te bulunan Haris İbn Kelede adlı hekime göndermiş, “O, tıbbı bilir, Medine’nin acve hurmalarından yedi tanesini çekirdekleriyle beraber ezsin, sonra onlarla göğsünü ovsun.” buyurarak, acve hurmasının tedavide nasıl kullanılacağını öğretmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote36anc"></a><sup>36</sup></p>
<p align="JUSTIFY">Sabah kalkıldığında acve hurması yenilmesini tavsiye etmiştir. Yenilecek hurmaların sayısını da belirterek, sabahları yedi acve hurması yenilmesini teşvik etmiştir. “Sabahleyin yedi acve hurması yiyen kişiye o gün sihir ve zehir zarar vermez.”<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote37anc"></a><sup>37</sup> buyurarak, özellikle belirli bölgelerde yetiştirilen acve hurmasının tıbbî ve mânevî faydalarına işaret etmiştir. Hadisin bazı rivayetlerinde, bu hurmanın yaylada (Medine’nin yüksek yerlerinde) yetişenlerini tavsiye etmiş;<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote38anc"></a><sup>38</sup> “Yaylada yetişen hurmalarda şifa vardır.” bir diğer rivayette ise “Onlar tiryaktır/ilaçtır.” buyurmuşlardır.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote39anc"></a><sup>39</sup></p>
<p align="JUSTIFY">Yanına gelen arkadaşlarına meyve ikram eder, ikram ettiği meyvenin tıbbî faydalarını söyleyerek onları meyve yemeye teşvik ederlerdi. Talha (radıyallâhu anh) huzuruna girince ona elindeki ayvayı uzatmış, “Talha! Al bunu. Ayva, kalbi rahatlatır, güçlendirir.”<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote40anc"></a><sup>40</sup> buyurmuştur.</p>
<p align="JUSTIFY">Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) meyveyi her hastaya tavsiye etmemiş, nekahet dönemindeki hastaların çağla hurmalardan yemesine -muhtemelen hazım zorluğu çekebilirler diye- izin vermemiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote41anc"></a><sup>41</sup></p>
<h3 class="western">e.Meyveli İçecekleri Severdi (Şıra-Hoşaf)</h3>
<p align="JUSTIFY">Her şeyde olduğu gibi içeceklerde de sade ve fıtrî olanı tercih etmiştir. Peygamber Efendimiz, süt içmeyi severlerdi. Hatta İsrâ gecesi içinde süt ve şıra olan iki kadeh kendisine sunulunca süt kadehini tercih etmiştir. Cebrâil (aleyhisselâm), sütü tercih etmesini fıtratı uygun olanı tercih ettiği şeklinde yorumlamıştır.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote42anc"></a><sup>42</sup></p>
<p align="JUSTIFY">Peygamber Efendimiz, bal şerbeti, şıra/nebiz, su ve süt gibi bütün alkolsüz içeceklerden içmiştir. Sahabe-i kiramdan Peygamberimiz’in hizmetinde bulunma şerefine nâil olan Enes (radıyallâhu anh) “Şu kabımla Resulullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) bütün içeçekleri; bal şerbeti, şıra, su ve süt sundum” demiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote43anc"></a><sup>43</sup></p>
<p align="JUSTIFY">Peygamber Efendimiz, nebiz (bir tür şıra) içmeyi severlerdi. Kırba ya da taştan yapılmış bir su kabının içine hurma atılır ve bekletilirdi. Meyve taneleri suyun içinde bir gece bekletildikten sonra içilir, meyve taneleri çıkarılıp üç gün içinde içilerek tüketilirdi. Daha fazla bekletilmesi ve ekşimeyi hızlandıran ağaç, kabak ve benzeri maddelerden yapılan su kaplarında nebiz yapılması uygun görülmemiştir. Hazreti Âişe Validemiz, “Biz Allah Resûlü’ne bir su kabının içine akşam meyve taneleri atarak nebiz yapardık, onu sabah içerlerdi; sabah yaptığımızı da akşam içerlerdi.” buyurarak, Peygamber Efendimiz’in nebiz içtiğini ancak meyveleri kabın içinde fazla bekletmediğini ifade etmiştir.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote44anc"></a><sup>44</sup> Peygamber Efendimiz, farklı meyvelerin karıştırılarak ya da taze meyve ile kuru meyvenin karıştırılarak şıra (nebiz) yapılmasını, muhtemelen her meyvenin ekşime (farmantasyon/alkolleşme) süresi farklı olduğu için uygun bulmamıştır.<a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote45anc"></a><sup>45</sup></p>
<h2 class="western">Sonuç</h2>
<p align="JUSTIFY">Meyve, günümüzde sağlıklı beslenmede önemli ve vazgeçilmez bir yiyecek kabul edilmektedir. Hadis kitapları müellifleri ve tıbb-ı nebevî yazarları meyveyi müstakil bir bölümde ele almamışlar, meyveleri diğer yiyeceklerle birlikte değerlendirmeyi tercih etmişlerdir.</p>
<p align="JUSTIFY">Yeme-içme kültürünün sade bir şekilde uygulandığı Saâdet Asrı’nda meyvenin, özellikle de hurmanın önemli bir besin olduğu müşahede edilmektedir. Hurma dışındaki üzüm ve ayva gibi meyveler farklı şehirlerden geldiği için hediyelik bir yiyecek kabul edilmiş, karşılıklı hediyeleşmelerde bu tür meyveler ikram edilmiştir.</p>
<p align="JUSTIFY">Hurmadan yalnızca besin olarak değil aynı zamanda ilâç olarak da yararlanılmıştır. Hurmaların ilâç olarak kullanılması durumunda yüksek yerlerde yetişen belirli cins hurmalar, tercih edilmiş; şifa için sayılı ve zamana bağlı olarak belirli bir disiplin içinde yenilmesi tavsiye edilmiştir. Hurmanın belirli türleri tercih edilerek, meyveleri ıslahın ve iyi tür meyve yetiştirmenin ehemmiyetine işaret edilmiştir. Nitekim barnî türü hurmanın daha kaliteli olduğunu duyanlar, memleketlerine dönünce bütün hurmalarını bu tür hurmaya çevirmişlerdir. Müslümanlar, tarih boyunca meyve ağaçlarını ıslahına önem vermişler, ağaçların ıslahı ve tarımın iyileştirilmesi için önemli çalışmalar yapmışlardır.</p>
<p align="JUSTIFY">Peygamberimiz’in sevdiği meyvelerin başında hurma gelir. Hurma onun şehri Medine’nin meyvesidir. Her beldenin meyve ve sebzelerinin o beldede yaşayanlar için son derece şifalı olduğu geleneksel tıbbın ısrarla üzerinde durduğu hususlardan birisidir. Ayrıca meyveleri tam olgunlaşma mevsiminde yemenin sağlık açısından daha yararlı olacağı belirtilmiştir. Peygamberimiz, hurmanın olgunlaşmadan toplanmasına izin vermemiş, taze hurmayı salatalık ve karpuz gibi sebze ve meyvelerle yemeyi tercih etmiştir.</p>
<div id="sdfootnote1">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote1sym"></a>1<sup></sup> Taşköprüzâde, Ahmed b. Mustafa, Miftâhu’s-Se’âde ve Misbâhu’s-Siyâde, Beyrut 1985, 2/344.</p>
</div>
<div id="sdfootnote2">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote2sym"></a>2<sup></sup> İbn Kayyim, et-Tıbbu’n-Nebevî, Beyrut 1982, s. 323.</p>
</div>
<div id="sdfootnote3">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote3sym"></a>3<sup></sup> Kur’ân-ı Kerim’de geçen meyveler hakkında bilgi için bkz.: Davut Aydüz, Kur’ân-ı Kerim’de Besinler ve Şifa, İzmir 2006, s.92-113.</p>
</div>
<div id="sdfootnote4">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote4sym"></a>4<sup></sup> Buhârî, megâzi 28.</p>
</div>
<div id="sdfootnote5">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote5sym"></a>5<sup></sup> Ahmed b. Hanbel, 4/61.</p>
</div>
<div id="sdfootnote6">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote6sym"></a>6<sup></sup> Muvattâ, cihâd 10.</p>
</div>
<div id="sdfootnote7">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote7sym"></a>7<sup></sup> Muvattâ, hudûd 12.</p>
</div>
<div id="sdfootnote8">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote8sym"></a>8<sup></sup> Tirmizî, et’ime 43; İbn Mâce, et’ime 43.</p>
</div>
<div id="sdfootnote9">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote9sym"></a>9<sup></sup> Buhârî, et’ime 42, 46.</p>
</div>
<div id="sdfootnote10">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote10sym"></a>10<sup></sup> Buhârî, fedâilü’l-Kur’ân 17.</p>
</div>
<div id="sdfootnote11">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote11sym"></a>11<sup></sup> Buhârî, vekâle 11; Müslim, müsâkât 96.</p>
</div>
<div id="sdfootnote12">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote12sym"></a>12<sup></sup> İbn Mâce, et’ime 39; Tirmizî, daâvât 53.</p>
</div>
<div id="sdfootnote13">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote13sym"></a>13<sup></sup> İbn Mâce, et’ime 61.</p>
</div>
<div id="sdfootnote14">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote14sym"></a>14<sup></sup> Ahmed b. Hanbel, 3/432.</p>
</div>
<div id="sdfootnote15">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote15sym"></a>15<sup></sup> Müslim, fiten 110. Hazreti Ali Efendimiz, nar yemeyi teşvik etmiş, narın içindeki zarlarla birlikte yenilmesini tavsiye etmiştir. “Narı zarıyla birlikte yiyin; o, mideyi temizler.” buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel, 5/382)</p>
</div>
<div id="sdfootnote16">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote16sym"></a>16<sup></sup> Ebû Dâvûd, sıyâm 21.</p>
</div>
<div id="sdfootnote17">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote17sym"></a>17<sup></sup> Müslim, edeb 23-28.</p>
</div>
<div id="sdfootnote18">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote18sym"></a>18<sup></sup> Buhârî, et’ime 41.</p>
</div>
<div id="sdfootnote19">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote19sym"></a>19<sup></sup> Hadisler için bkz.: İbn Mâce, et’ime 38.</p>
</div>
<div id="sdfootnote20">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote20sym"></a>20<sup></sup> Ebû Dâvûd, et’ime 43; İbn Mâce, et’ime 42.</p>
</div>
<div id="sdfootnote21">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote21sym"></a>21<sup></sup> İbn Kayyim, a.g.e., s.319.</p>
</div>
<div id="sdfootnote22">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote22sym"></a>22<sup></sup> İbn Kayyim, a.g.e., s.171-172.</p>
</div>
<div id="sdfootnote23">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote23sym"></a>23<sup></sup> Bk. En’am sûresi, 6/99.</p>
</div>
<div id="sdfootnote24">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote24sym"></a>24<sup></sup> Buhârî, et’ime 50.</p>
</div>
<div id="sdfootnote25">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote25sym"></a>25<sup></sup> Tirmizî, zühd 39.</p>
</div>
<div id="sdfootnote26">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote26sym"></a>26<sup></sup> İbn Kayyim, a.g.e., s.169.</p>
</div>
<div id="sdfootnote27">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote27sym"></a>27<sup></sup> Tirmizî, zühd 47; İbn Mâce, et’ime 50.</p>
</div>
<div id="sdfootnote28">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote28sym"></a>28<sup></sup> İbn Kayyim, a.g.e., s.321.</p>
</div>
<div id="sdfootnote29">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote29sym"></a>29<sup></sup> İbn Mâce, et’ime 43.</p>
</div>
<div id="sdfootnote30">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote30sym"></a>30<sup></sup> İbn Mâce, Et’ıme 37.</p>
</div>
<div id="sdfootnote31">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote31sym"></a>31<sup></sup> Ebû Dâvud, Et’ıme 45.</p>
</div>
<div id="sdfootnote32">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote32sym"></a>32<sup></sup> Buhârî, Et’ıme 45.</p>
</div>
<div id="sdfootnote33">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote33sym"></a>33<sup></sup> İbn Mâce, et’ime 37.</p>
</div>
<div id="sdfootnote34">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote34sym"></a>34<sup></sup> Hadisin isnadı hakkındaki değerlendirmeler için bkz.: İbn Mâce, et’ime 40. (dipnot).</p>
</div>
<div id="sdfootnote35">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote35sym"></a>35<sup></sup> İbn Kayyim, a.g.e., s.222. Şemsüddîn ez-Zehebî, et-Tıbbu’n-Nebevî, Kahire 1961, s.34-35.</p>
</div>
<div id="sdfootnote36">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote36sym"></a>36<sup></sup> Ebû Dâvûd, tıb 12</p>
</div>
<div id="sdfootnote37">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote37sym"></a>37<sup></sup> Buhârî, et’ime 43; tıb 52.</p>
</div>
<div id="sdfootnote38">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote38sym"></a>38<sup></sup> Müslim, eşribe 156.</p>
</div>
<div id="sdfootnote39">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote39sym"></a>39<sup></sup> Ahmed b. Hanbel, 6/77.</p>
</div>
<div id="sdfootnote40">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote40sym"></a>40<sup></sup> Hadisin isnadı hakkındaki görüşler için bkz.: İbn Mâce, et’ime 61. (dipnot).</p>
</div>
<div id="sdfootnote41">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote41sym"></a>41<sup></sup> Ebû Dâvûd, tıb 2.</p>
</div>
<div id="sdfootnote42">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote42sym"></a>42<sup></sup> Müslim, eşribe 91, 92.</p>
</div>
<div id="sdfootnote43">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote43sym"></a>43<sup></sup> Müslim, eşribe 89.</p>
</div>
<div id="sdfootnote44">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote44sym"></a>44<sup></sup> Tirmizî, eşribe 7.</p>
</div>
<div id="sdfootnote45">
<p align="JUSTIFY"><a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote45sym"></a>45<sup></sup> Müslim, eşribe, 16, 86.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Kaynak:Wiseinstute</strong></p>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/tibb-i-nebevide-meyve-prof-dr-ayhan-tekines/">Tıbb-ı Nebevî’de Meyve | Prof.Dr. Ayhan Tekineş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sünnet-i Seniyye’de Bulaşıcı Hastalıklar &#124; Prof.Dr. Ayhan Tekineş</title>
		<link>https://hizmetten.com/sunnet-i-seniyyede-bulasici-hastaliklar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2020 12:00:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Ayhan tekineş]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13287</guid>

					<description><![CDATA[<p>Salgın Hastalıklara karşı nasıl tavır alınmalı? Efendimiz (SAV)&#8217;in hastalıklara karşı yaptığı uyarılar Koruyucu hekimliğe ait tavsiyeler&#8230; Kaynak:Wiseinstute</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sunnet-i-seniyyede-bulasici-hastaliklar/">Sünnet-i Seniyye’de Bulaşıcı Hastalıklar | Prof.Dr. Ayhan Tekineş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salgın Hastalıklara karşı nasıl tavır alınmalı?</p>
<p>Efendimiz (SAV)&#8217;in hastalıklara karşı yaptığı uyarılar Koruyucu hekimliğe ait tavsiyeler&#8230;</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_40224"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/b1m14hnuUJY?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><strong>Kaynak:Wiseinstute</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sunnet-i-seniyyede-bulasici-hastaliklar/">Sünnet-i Seniyye’de Bulaşıcı Hastalıklar | Prof.Dr. Ayhan Tekineş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salgın Hastalıklara Karşı Nasıl Tavır Alınmalı? &#124; Prof. Dr. Ayhan Tekineş</title>
		<link>https://hizmetten.com/salgin-hastaliklara-karsi-nasil-tavir-alinmali-prof-dr-ayhan-tekines/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2020 15:00:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Ayhan tekineş]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaynak:Wiseinstute</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/salgin-hastaliklara-karsi-nasil-tavir-alinmali-prof-dr-ayhan-tekines/">Salgın Hastalıklara Karşı Nasıl Tavır Alınmalı? | Prof. Dr. Ayhan Tekineş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_25141"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/fWDRE05grkg?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><strong>Kaynak:Wiseinstute</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/salgin-hastaliklara-karsi-nasil-tavir-alinmali-prof-dr-ayhan-tekines/">Salgın Hastalıklara Karşı Nasıl Tavır Alınmalı? | Prof. Dr. Ayhan Tekineş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
