<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hac arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/hac/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/hac/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:16:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>hac arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/hac/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Haccın Üçüncü Durağı: Kutsal Vadi Mina&#8230;</title>
		<link>https://hizmetten.com/haccin-ucuncu-duragi-kutsal-vadi-mina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jun 2023 22:21:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Arife Hac]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Mina Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzdelife]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=32568</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hacılar bu geceyi Müzdelife’de geçirip sabah namazındaki vakfeden sonra Mina’ya doğru yola çıktılar&#8230; Şeytan taşlamanın ilk günkü kısmını yapacaklar.. Ve kurbanları kesilecek, tıraş olup ihramdan çıkacaklar&#8230; Mina vadisi Efendimizin (sav)&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/haccin-ucuncu-duragi-kutsal-vadi-mina/">Haccın Üçüncü Durağı: Kutsal Vadi Mina&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hacılar bu geceyi Müzdelife’de geçirip sabah namazındaki vakfeden sonra Mina’ya doğru yola çıktılar&#8230; Şeytan taşlamanın ilk günkü kısmını yapacaklar.. Ve kurbanları kesilecek, tıraş olup ihramdan çıkacaklar&#8230;</p>
<p>Mina vadisi Efendimizin (sav) hatıraları ve birçok meşhur yerle doludur.</p>
<p>Birinci ve ikinci Akabe biatları burada olmuştu. Hz İbrahim (as), Hz İsmail’i (as) kurban etmek için buraya getirmişti. 70 peygamberin namaz kıldığı rivayet edilen Hayf mescidi buradadır.</p>
<p>Müzdelife, Meş‘ar-i Harâm’ında içinde bulunduğu haccın vaciplerinden olan bayram sabahı ikinci vakfenin yapıldığı yerdir. Şu ayet bu bölgeyi anlatır: “Arafat’tan kalabalıklar halinde dalga dalga indiğinizde Meş‘ar-i Haram’da Allah’ı anın.”</p>
<p>Hacılar burada geceler. Taşlama ibadetini yapacakları taşları toplayarak sabah namazından sonra kısa vakfe yapıp Mina vadisine doğru hareket ederler.</p>
<p>Hac ibadetinde tüm ritüeller birer semboldür. Mümin, bilgisi ve derinliğine göre yaptığı ibadet ve manasık-ı hactan çok manalar çıkarır.</p>
<p>Mesela hacılar Bayram günü başlayıp 4 gün devam edecek “şeytan taşlama” ibadeti için taşları Müzdelife’de gece toplarlar. Bir gün önce Allah va’dini yerine getirmiş ve Arafat’ta günahlarını affedip onları temizlemiştir. Bayramın ilk günü günahsız olarak Mina’ya akacak milyonlarca hacının karşısına ilk çıkacak olan şeytandır&#8230; Ve hacılar gece topladıkları taşları istimal ederek şeytan taşlarlar&#8230;</p>
<p>Adeta gece topladıkları cephaneyi ebedi düşmanları şeytanla karşılaşacakları Mina meydanında kullanırlar. Ali Şeriati &#8216;Hacc&#8217; kitabında der ki: “<em>Müminin gece ibadeti gündüz karşılaşacağı ebedi düşmanı şeytana karşı mühimmat topladığı cephanelik gibidir.”</em></p>
<p>Müzdelife’de taş toplama onu gündüz şeytan taşlamada kullanmadan çıkarılacak manalardan biri de şudur ki; ‘Gece ibadeti olmayan mümin gündüz karşısına dikilen tüm şeytanlara mağlup olur’</p>
<p>Efendimiz (sav) Mina’da Akabe cemresine 7 taş atıp kurban keserek haccın tıraşını bu vadide olmuştur.<br />
O (sav) burada yüz deve kurban etmiş, 63 tanesini bizzat kendi eliyle kesmiştir.</p>
<p>Vefa abidesi Efendiler Efendisi (sav) kurbanlardan bazılarını “<em>ümmetimden kurban kesemeyenlere</em>…” diyerek kesmiştir.</p>
<p>Bugün belki “kurban kesemeyenlere kurban kesme sünnetini” yeniden ihya edip, Anadolu’da bu ibadeti yerine getiremeyen binlerce mazlum adına kurbanlar verilmeli, kesilmeli..</p>
<p>Rabbim hacıların haccını mebrur eylesin.</p>
<p>Attıkları her bir taş ile insi ve cinni şeytanların belini kırsın. Kesilen kurbanlar hürmetine Rabbim bıçak altındaki İsmailleri kurtarsın!</p>
<p>Mina vadisine yakın bir yerde Ebabillerin attığı taşlar gibi devrin Ebrehelerinin ordularını tarumar, tiranlıklarını yerle bir etsin!</p>
<p>Amin..</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/haccin-ucuncu-duragi-kutsal-vadi-mina/">Haccın Üçüncü Durağı: Kutsal Vadi Mina&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hocaefendi&#8217;nin &#8216;İlahi Davete İcabet: Hac&#8217; kitabı yayınlandı</title>
		<link>https://hizmetten.com/hocaefendinin-ilahi-davete-icabet-hac-kitabi-yayinlandi/</link>
					<comments>https://hizmetten.com/hocaefendinin-ilahi-davete-icabet-hac-kitabi-yayinlandi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jun 2022 11:52:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Bornova]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hocaefendi’nin, İzmir Bornova Merkez Camii’nde 20, 27 Ekim ve 3, 10 Kasım 1978 tarihlerinde dört defada olmak üzere verdiği hac konulu vaaz ve hutbelerden derlenen &#8216;İlahi Davete İcabet: Hac&#8217; kitabı&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hocaefendinin-ilahi-davete-icabet-hac-kitabi-yayinlandi/">Hocaefendi&#8217;nin &#8216;İlahi Davete İcabet: Hac&#8217; kitabı yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hocaefendi’nin, İzmir Bornova Merkez Camii’nde 20, 27 Ekim ve 3, 10 Kasım 1978 tarihlerinde dört defada olmak üzere verdiği hac konulu vaaz ve hutbelerden derlenen &#8216;İlahi Davete İcabet: Hac&#8217; kitabı Süreyya Kitap tarafından yayınlandı. Kitabın temelini bu vaaz ve hutbeler oluşturmakla beraber muhterem müellifin başka zaman ve zeminlerde konuyla ilgili yaptığı konuşmalar, yazdığı yazılar da belli bir mantık örgüsü̈ içerisinde kitaba alınmıştır.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-26156 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Hocaefendi-Hac-kitabi-700x377.jpg" alt="" width="700" height="377" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Hocaefendi-Hac-kitabi-700x377.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Hocaefendi-Hac-kitabi-1200x646.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Hocaefendi-Hac-kitabi-768x413.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Hocaefendi-Hac-kitabi-1536x827.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Hocaefendi-Hac-kitabi.jpg 1600w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Kitap, bir giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Bunları da üç kısımdan oluşan bir ek bölüm takip etmektedir. Giriş Bölümü’nde; haccın tarihi, farziyeti, önem ve fazileti ele alınmaktadır. “Haccın Hikmetlerine Yolculuk” adını taşıyan Birinci Bölüm’de; önce, İslâm’da aklın yeri, değeri ve önemine değinilmiş, böylelikle haccın hikmet boyutunun oturduğu zemin gösterilmiş.. daha sonraki kısımda ise haccın hikmetleri üzerinde durulmuştur.</p>
<p>İkinci Bölüm; “Haccın Hakkını Verme” başlığını taşımakta ve dört kısımdan oluşmaktadır. Sırasıyla; hacca gitmeden önce, hac esnasında ve hac vazifesini bitirdikten sonra yapılması gerekenler anlatıldıktan sonra, son kısımda, Kâinatın İftihar Tablosu ve başımızın tacı Nebiler Serveri Hazreti Muhammed Mustafa’nın (sallallâhu aleyhi ve sellem) mübarek merkadlerini, gül kokulu köyü Medine-i Münevvere’yi ziyaretin önemi üzerinde durulmuştur.</p>
<p>Üçüncü Bölüm’de; farklı zamanlarda muhterem müellifin bizzat kaleminden dökülen dört makale ve bir şiir yer almakta ve müellifin söz ve yazılarından derlenen bölüm böylece sona ermektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hocaefendinin-ilahi-davete-icabet-hac-kitabi-yayinlandi/">Hocaefendi&#8217;nin &#8216;İlahi Davete İcabet: Hac&#8217; kitabı yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hizmetten.com/hocaefendinin-ilahi-davete-icabet-hac-kitabi-yayinlandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hiç gitmese bile hac bilgisi her Müslümana farz&#8221;</title>
		<link>https://hizmetten.com/hic-gitmese-bile-hac-bilgisi-her-muslumana-farz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 May 2022 08:59:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Necati Mert]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=25708</guid>

					<description><![CDATA[<p>NECATİ MERT  Yıllar içinde pek çok hac ve umre organizasyonun bir parçası olduk. Artı ve eksileri ile pek çok olaya şahit olduk, zorluklarla karşılaştık. Meşakkatin mazeret olarak kullanıldığını ve kolaylığa&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hic-gitmese-bile-hac-bilgisi-her-muslumana-farz/">&#8220;Hiç gitmese bile hac bilgisi her Müslümana farz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NECATİ MERT </strong></p>
<p>Yıllar içinde pek çok hac ve umre organizasyonun bir parçası olduk. Artı ve eksileri ile pek çok olaya şahit olduk, zorluklarla karşılaştık. Meşakkatin mazeret olarak kullanıldığını ve kolaylığa kaçıldığını, hac ibadetinin hakkı ile ifa edilemediğini defalarca gördük. Halbuki rabbimiz “<strong>Haccı da umreyi de Allah için hakkıyla ifa edin</strong>. Bakara, 2/196” buyuruyor.</p>
<p>Her ne kadar hacca gitmenin mali ve bedeni yükümlülükleri olsa da hac bilgisi kadın erkek bütün Müslümanlara farzdır. “<strong>Bana hayatımda hac hiç farz olmaz” diye düşünseniz bile hac bilgisi farzdır.</strong> Ayet ve hadislerde bildirilen, Allah Teala’nın murad ettiği, Efendimiz’in bizzat uyguladığı haccı günümüz şartlarında icra edebilecek bilinçli bir topluluk oluşturmak istiyoruz. Haccın ihyası ile hem Müslüman topluluklara örneklik oluşturma hem de toplumun bu konudaki bilgi seviyesini yükseltme en büyük gayemizdir.</p>
<p>Respect Graduate School’da başlayacak sertifika programımız; zihinlerde birçok soru işareti olmasına rağmen <strong>bilgi problemini</strong> ortadan kaldırmaya, <strong>bilginin nasıl pratiğe dönüştürüleceğini</strong> öğretmeye ve <strong>maneviyatı yükseltmeye</strong>/<strong>moralleri düzeltmeye</strong> yöneliktir.</p>
<p>Öncelikle, bilgi çağı denen bu devirde hac ile ilgili en büyük meşakkatin <strong>bilgi problemi</strong> olması dikkate değerdir. Bu yolculuğa çıkacaklar üç kaynağa başvuruyorlar. Hacca gidip gelenlerin tecrübeleri, ilmihal kitapları ve organizasyon eğitimleri en çok başvurulan kaynaklardı. Şimdilerde buna sosyal medyayı da ekleyebiliriz. Önceden gidip gelenlerin bilgisine başvurmak, hurma, zemzem ve seccadenin nereden alınacağından öte bilgiye ulaştırmıyor. Kitaplara müracaat etseniz bile konuyu anlamak kolay olmuyor. Hac ve umre ibadeti kitaplarda yazdığından farklı olarak uygulaması farklılık gösteren ibadetlerdir. Bir de şirketlerin ve organizasyonların verdiği eğitimler var. Bunlarda süre sınırlı ve yetersiz oluyor. Yolculuğa çıkmadan kısmen de olsa eğitim verdiğimiz gruplarda bile zaman zaman problemler yaşadık. Son zamanlarda sosyal medyadan uzmanların bilgilendirmelerine rağmen birçok bilgi kirliliği mevcuttur.</p>
<p>Bilgi problemine ek olarak, bir de <strong>uygulama problemi</strong> vardır. Ülkemizde fıkıh alanında dev bir eser olan 8 ciltlik ‘Istılahatı Fıkhiyye Kamusu’ ve halen en önemli müracaat kaynağı olan ‘Büyük İslam İlmihali’nin yazarı Ömer Nasuhi Bilmen hocaya ithaf edilen bir anekdot vardır. Bu eserlerindeki hac bahislerini hac yapmadan naklen yazmıştır. “Keşke kitaplarımdaki hac bahislerini hac yaptıktan sonra yazsaydım.” dediği anlatılmaktadır. Hatta başından geçen iki olayı anlatmaktadır. Mescid-i Haram’a girip tahiyyetül mescid namazı kılmak isteyince kendisini Mekkeli bir genç rehberin uyarmış ve “Üstad Kabe’de tahiyyetül mescid kılınmaz! Buranın tahiyyetül mescidi tavaftır, tavafa gir!” demiş. Bir diğer olayda tavafta yorulmuş Hicr-i İsmail’in aralığından hızlıca tavafı bitirmek istemiş yine görevliler kendisini uyarmış: “Buradan geçerek tavaf olmaz, hatmin etrafından dolaş!”</p>
<p>Hepsinden önemlisi hac ibadeti <strong>maneviyatı yükseltmeye ve moralleri düzeltmeye</strong> yöneliktir. Asr-ı Saadet’te Efendimiz sonrası gelişmeleri düşünecek olursanız bunların Veda Haccı sonrası olduğunu görebiliriz. Hac bir kongredir. Dünyanın dört bir yanından gelenlerin; milletlerini, bölgelerini temsil ettiği, birbirinden haberdar olduğu bir kongredir. Haccın kendi içindeki hikmetleri ve sembolleri müminin zihninde ümmet olma şuurunu geliştirir. Mümin hem kendi durumunu kardeşlerine gösterir hem de diğer Müslüman kardeşlerinin durumlarından haberdar olur. Semboller üzerinden hikmetleri ve hikmetlerin bize verdiği mesajları öğrenmeye, yaşamaya hepimizin ihtiyacı var. Velev ki hacca gidemeyecek olsanız bile…</p>
<p>Özetleyecek olursak; hac ibadeti herkese farz olmasa bile, bilgi problemini ortadan kaldırmak, pratiğe nasıl döküleceğini bilmek ve moralini yüksek tutmak her Müslümanın üzerine farzdır.</p>
<p>Çok iyi bir hazırlık döneminin ardından 22 ana üniteyi, alt başlıkları ile, 50’den fazla konuyu uzmanlarıyla takdim etmeye çalıştık. Bunun için bazı kriterler de ortaya koyduk. Hac-umre uygulamalarında bulunmuş, eser vermiş ve daha önce eğitim vermiş kişilerden; uzmanlık alanlarını da dikkate alarak istifade etmeye gayret ettik. Bayan hocalarımızın olmasına, kadınların dünyasından da haccı ele almayı prensiplerimiz arasına koyduk. Bir yaz kampı ve bilgi şenliği mahiyetindeki  programımıza herkesi davet ediyorum.</p>
<p>NOT: Respect Graduate School, Hac ve Umre Sertifikası Programı Koordinatörü. Hac ve Umre Sertifikası Programına kayıtlar 20 Mayıs günü sona erecek olup, buradan kayıt yapılabilmektedir: <a href="https://turkce.respectgs.us/hac-ve-umre-sertifika-programi/">https://turkce.respectgs.us/hac-ve-umre-sertifika-programi/</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hic-gitmese-bile-hac-bilgisi-her-muslumana-farz/">&#8220;Hiç gitmese bile hac bilgisi her Müslümana farz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Respect Graduate School, Üstad&#8217;ın rüyası, Hocaefendi&#8217;nin hayalini gerçekleştiriyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/respect-graduate-school-ustadin-ruyasi-hocaefendinin-hayalini-gerceklestiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 May 2022 09:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[Respect Graduate School]]></category>
		<category><![CDATA[umre]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Bediüzzaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=25558</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslamî ilimler alanında eğitim ve araştırma faaliyetleri yürüten ve “Bilginin hikmete dönüştüğü yer” sloganıyla hizmet veren ABD merkezli Respect Graduate School, yaz dönemine sürpriz programlarla giriyor. Okulun yarı akademik kurumlarından&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/respect-graduate-school-ustadin-ruyasi-hocaefendinin-hayalini-gerceklestiriyor/">Respect Graduate School, Üstad&#8217;ın rüyası, Hocaefendi&#8217;nin hayalini gerçekleştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslamî ilimler alanında eğitim ve araştırma faaliyetleri yürüten ve “Bilginin hikmete dönüştüğü yer” sloganıyla hizmet veren ABD merkezli Respect Graduate School, yaz dönemine sürpriz programlarla giriyor. Okulun yarı akademik kurumlarından Risale ve Hizmet Araştırmaları Merkezi, ‘bayram hediyesi’ diye tanımladığı birbirinden cazip seminerler hazırladı. 16 Mayıs-20 Ağustos’ta tarihleri arasında gerçekleşecek seminerlerde 3 dalda 5 ayrı ders verilecek. Derslerden üçü Türkçe ikisi İngilizce anlatılacak.</p>
<p>Yaz döneminin sürprizi, Bediüzzaman Said Nursi’nin rüyasına ve Fethullah Gülen Hocaefendi’nin hayaline dayanan Hac ve Umre Sertifikası Semineri. Tecrübeli hac-umre rehberi Necati Mert’in koordinatörlüğünde hazırlanan seminerde Dr. Ahmet Kurucan, Halide Çelebi, Dr. Reşit Haylamaz, Emine Eroğlu, Dr. Figen Es, Harun Tokak ve Faruk Sünbül gibi 20’den fazla uzman hoca ders verecek. “Mekke-i Mükerreme ve Kabe-i Muazzama’nın tarihi; Hac-umrenin rükünleri ve fazileti; İbadetin sosyolojik, psikolojik ve semboller açısından incelenmesi; Kutsal mekanlarda kadın olmak; Osmanlı’da surre alayları; Hac ve sağlık; Veda haccı” gibi pek çok başlığın ele alınacağı seminerde, müfredatı yazılmış 28 farklı ders işlenecek.</p>
<p>Modern eğitim metotlarının uygulanacağı derslerde ekip çalışması, müzakere, panel ve makale yazım teknikleri kullanılacak. Cumartesi-pazar günleri ise film ve belgesel izlemeleri yapılarak hac ve umre programlarının güncel sorunları ele alınacak.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-25560 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School1-700x394.jpg" alt="" width="700" height="394" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School1-700x394.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School1-1200x675.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School1-768x432.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School1-390x220.jpg 390w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<h4><strong>‘Hiç gitmeyecek bile olsa hac bilgisi her Müslümana farz’</strong></h4>
<p>Program koordinatörü Necati Mert, hac ibadetinin İslam’ın beş emrinden biri olduğunu hatırlatarak, “Her ne kadar hacca gitmenin mali ve bedeni yükümlülükleri olsa da hac bilgisi kadın erkek bütün Müslümanlara farzdır. <strong>‘</strong>Bana hayatımda hac hiç farz olmaz’ diye düşünseniz bile hac bilgisi farzdır<strong>.</strong>” diyor. Toplumun hac ve umreye bakış açısını değiştirmeyi, ‘Zemzem, hurma getiririm, alışveriş yaparım’ gibi dünyevi yaklaşımlardan kurtarmayı arzuladıklarını vurgulayan Mert, “Ayet ve hadislerde bildirilen, Allah Teala’nın (cc) murad ettiği, Peygamber Efendimiz’in (sas) bizzat uyguladığı haccı günümüz şartlarında icra edebilecek bilinçli bir topluluk oluşturmak istiyoruz.” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Seminerin kadın hocalarından Halide Çelebi şu değerlendirmeyi yapıyor: “Safa-Merve’de Hacer annemizin tevekkül, gayret ve himmetinin izini süreceğiz. Hicr-i İsmail’de eteğine oturup, çaresizliğinde şefkat artezyeni ile Rabbimin ikram ettiği Zemzem’i beraber yudumlayacağız.”</p>
<p>Uzun yıllar hac-umre adayları ile rehberlerine eğitim veren Cihangir Sağlam da, “Bu konudaki eksikliğin ne olduğunun farkındaydım ve ıstırabı içindeydim. Hac ve umre, pratiği olan bir ibadettir, kulaktan dolma bilgilerle yapılamaz.” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-25559 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School3-700x394.jpg" alt="" width="700" height="394" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School3-700x394.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School3-1200x675.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School3-768x432.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School3-1536x864.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School3-390x220.jpg 390w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School3.jpg 1600w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<h4><strong>Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları Semineri </strong></h4>
<p>16 Mayıs’ta başlayacak diğer bir program bu yıl ikincisi ve daha geliştirilmiş şekilde düzenlenecek olan Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları Semineri. Bu derslerde Thomas More’dan Necip Fazıl’a,  Campanella’dan Mehmet Akif’e kadar birçok düşünürün hayalini kurduğu, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ‘Altın Nesil, Ruh ve Mana Hekimleri, Işık Süvarileri’ gibi mesaj yüklü terkiplerle adlandırdığı ve dünyaya huzur getireceğine inanılan insan topluluğunun özellikleri müzakere edilecek.</p>
<p>Araştırmacı yazar Kerim Balcı’nın koordinatörlüğünde hazırlanan seminerde Prof. Ayhan Tekineş, Dr. Salih Yücel, Dr. Ömer Atilla Ergi, Beyza Uğur, Dr. Albert Frolov, Dr. Safiye Yiğit ve Dr. Mahmut Akpınar gibi 20’ye yakın uzman öğretim görevlisi ders verecek. Burada işlenecek bazı konu başlıkları şöyle: “Salahat-i diniye ve dünyeviye; Kamil iman ve muvahhid ilim anlayışı; Aşk ve evrensel metafizik; Mantık, beyan ve belagat; Tahkik ve eleştirel düşünce; Fikrin özgürleştirilmesi; Müslüman aklının prangalarından sıyrılması; Şura ve kolektif düşünce; Heyet içtihatları, Riyazi düşünce ve tecrit; Fütüvvet ve fetanet; Milli ruh düşüncesi..”</p>
<h4><strong>İmkânı olmayanlar için burs fırsatı</strong></h4>
<p>Tamamı online düzenlenen derslere dünyanın her yerinden katılmak mümkün. Farklı kıtalardan katılım olacağı için bazı ana dersler ABD ve Avrupa saat dilimlerine göre ikişer defa yapılacak. Kayıt için yaş, cinsiyet ve meslek sınırlaması bulunmazken özellikle üniversite öğrencilerinin seminerlere ilgi göstermesi bekleniyor. Yeterli katılım ve başarı sağlayan katılımcılara kurs bitiminde sertifika takdim edilecek.</p>
<p>Respect Graduate School yönetimi, ‘hediye paketlerinin’ daha çok insana ulaşması için ders ücretlerini normal saat ücretlerinin yarısına kadar çekmiş durumda. Yine de ödeme imkânı olmayan veya ücretin ancak bir kısmını verebilecek katılımcılar için bir başka ‘hediye’ olarak burs hizmeti başlatıldı. Bu hizmetten yararlanmak isteyen veya burs verebilecek kişilerin <a href="http://www.turkce.respectgs.us">www.turkce.respectgs.us</a> adresinden ilgili formu doldurması gerekiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-25564 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School2-700x394.jpg" alt="" width="700" height="394" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School2-700x394.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School2-1200x675.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School2-768x432.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School2-1536x864.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School2-390x220.jpg 390w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/05/Respect-Graduate-School2.jpg 1600w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>8 Mayıs’ta ASM TV’de tanıtım programı</strong></h4>
<p>Risale ve Hizmet Araştırmaları Merkezi’nin çalışmaları ve hedefleri ile yeni dönemin tanıtımı, 8 Mayıs Pazar günü Avrupa Saati ile 18.00’de (New York 12.00) YouTube platformundaki Asım Yıldırım’a ait ASM TV’nin canlı yayınında gerçekleşecek. Asım Yıldırım’ın sunacağı ‘Konuşma Zamanı’ isimli programa seminerlerde ders verecek bazı öğretim görevlileri konuk olarak katılacak.</p>
<p><strong>Risale-i Nur Okulu: </strong></p>
<p><strong>Dr. Züleyha Mary Fikret &#8211; </strong>Risale-i Nur Yaz İhtisas Programı: Tevhid, Dua, Namaz, Nübüvvet, Melek ve Ruh, Ene, Miraç, Cennet hakikatleri</p>
<p><strong>Seyid Nurfethi Erkal &#8211; </strong>Risale-i Nur Yaz İhtisas Programı: İnsan, Kainat, Elçi, Kitap, Ölüm-Hayat, Ahiret, Melekler-Ruhlar, Tevhid ve Hakikatler Hakikati</p>
<p><strong>Risale Academy: </strong></p>
<p><strong>Dr. Mahsheed Ensari</strong> &#8211; Peygamberlik ve Peygamberlik Müessesesi Üzerine Modern Tartışmalar ve Said Nursi <em>(İngilizce)</em></p>
<p><strong>Dr. Adnan Aslan</strong> – Kainatın Küllî bir Tefsiri: Risale-i Nur Perspektifi <em>(İngilizce)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hızlı Kayıt Linkleri: </strong></p>
<p>Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları: <a href="https://turkce.respectgs.us/yeryuzu-mirascilarinin-vasiflari/">https://turkce.respectgs.us/yeryuzu-mirascilarinin-vasiflari/</a></p>
<p>Hac ve Umre Sertifikası Programı: <a href="https://turkce.respectgs.us/hac-ve-umre-sertifika-programi/">https://turkce.respectgs.us/hac-ve-umre-sertifika-programi/</a></p>
<p>Risale-i Nur Okulu: <a href="https://turkce.respectgs.us/risale-i-nur-okulu/">https://turkce.respectgs.us/risale-i-nur-okulu/</a></p>
<p>Risale Academy: <a href="https://www.respectgs.us/risale-academy/">https://www.respectgs.us/risale-academy/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sosyal Medya Hesapları: </strong></p>
<p><a href="https://twitter.com/RisaleHizmet"><strong>https://twitter.com/RisaleHizmet</strong></a></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/RisaleHizmet"><strong>https://www.facebook.com/RisaleHizmet</strong></a></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/RisaleHizmet"><strong>https://www.instagram.com/RisaleHizmet</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/respect-graduate-school-ustadin-ruyasi-hocaefendinin-hayalini-gerceklestiriyor/">Respect Graduate School, Üstad&#8217;ın rüyası, Hocaefendi&#8217;nin hayalini gerçekleştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hac</title>
		<link>https://hizmetten.com/hac/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Sep 2021 06:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=22149</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hac; kastetme ve yönelme mânâlarına gelir. Ancak onu, mutlak kasd ve mücerret yöneliş mânâlarına hamletmek de doğru değildir. Hac, hususî bir zaman diliminde, hususî bir kısım yerleri, yine bir kısım&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hac/">Hac</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hac; kastetme ve yönelme mânâlarına gelir. Ancak onu, mutlak kasd ve mücerret yöneliş mânâlarına hamletmek de doğru değildir. Hac, hususî bir zaman diliminde, hususî bir kısım yerleri, yine bir kısım hususî usullerle ziyaret etmeğe denir ki; senenin belli günlerinde, hac niyetiyle ihrama girip, Arafat&#8217;ta vakfede bulunmak ve Kâbe&#8217;yi tavaf etmekten ibaret sayılmıştır. İhram haccın şartı, vakfe ve tavaf ise onun rükünleridir.</p>
<p>Her sene, dünyanın dört bir yanından yüzbinlerce insan, &#8220;Beytullah&#8221;a teveccüh edip, mübârek bir zaman dilimi içinde, Sahib-i Şeriat tarafından belirlenmiş bazı mekânları.. hususî bir kısım usullerle ziyaret eder.. vazifelerini yerine getirir ve günahlarından arınırlar -ki böyle bir vazife &#8220;Ona varmaya gücü yeten kimsenin Kâbe&#8217;yi tavaf etmesi Allah&#8217;ın insanlar üzerindeki hakkıdır&#8221;- fermânıyla, İslâm&#8217;ın beş esasından biri olarak gücü yeten herkese farz kılınmıştır.</p>
<p>Hac, Müslümanlar arasında içtimâî birliği tesis ve tecelli ettiren öyle büyük ve öyle şümullü bir İslâm şiârıdır ki, onun enginlik ve vüsatini, küre-i arz üzerinde bir başka mekân ve bir başka cemaatte bulup göstermek mümkün değildir. Kâbe, o derin mânâ ve kutsiyetiyle, tâ Hz. Âdem ve onun yaratılışından önceki zamanlara gidip dayanan.. ve daha sonra Hz. İbrâhim&#8217;le bilmem kaçıncı kez ortaya çıkarılıp îmar edilen, millet-i İbrâhimiye ile irtibatlı, Hakikat-ı Ahmediye&#8217;nin amânın bağrında eşi, Nûr-u Muhammedî aleyhisselâmın dölyatağı ve bütün semâvî dinlerin kıblegâhı, eşşiz öyle bir tevhid ocağıdır ki, bu hususiyetleriyle ona denk, Allah evi denebilecek ikinci bir bina yoktur.</p>
<p>Her yıl, yüz binlerce insan, Allah&#8217;a karşı kulluk sorumluluklarını yerine getirmek için, Hakk&#8217;a en yakın olacakları bir zaman diliminde, bir zirve mekânda, edâ edecekleri ibadetlerin menfezleriyle duygularını, düşüncelerini soluklar.. ahd u peymanlarını yeniler.. günahlarından arınır.. birbirlerine karşı sorumluluklarını hatırlar ve hatırlatır.. içtimâî, iktisâdî, idârî ve siyâsî işlerini, her yanıyla Hakk&#8217;a kulluğu çağrıştıran bir ibadet zemininde, kalplerin rikkati, duyguların enginliği ve İslâm şuurunun med vaktinde, bir kere daha gözden geçirip pekiştirir; sonra da yepyeni bir güç, yepyeni bir azim, yepyeni bir şevkle ülkelerine dönerler.</p>
<p>Hepimiz hacca, biraz da, ruh ve duygularımızın kirlenmiş olması mülâhazasıyla gider ve o güne kadar tanımadığımız farklı bir kapıdan, ayrı bir mânâ âlemine açılıyor gibi yola revân olur ve geçeceğimiz yollara sıralanmış şeâiri bir bir görür, duyar, enginliklerine iner.. ve ulu dağların mehâbeti içinde gözümüzü, gönlümüzü dolduran bunca İslâm alâmeti karşısında, daha yolda iken Kâbe ve haccetme ruhunun perde perde sıcak ve derin esintilerini duymaya başlarız. Sonra da, gidip tâ en son noktaya ulaşıncaya kadar, otobüs kanepelerinde, tren kompartımanlarında, gemi kamaralarında, uçak koltuklarında, otel odalarında, misafir salonlarında, hatta çarşı ve pazarda hep o sımsıcak meltemlerin tesirini hissederiz. Bu vasıtalara, bu yollara ne kadar alışmış ve ne kadar kanıksamış olursak olalım; vasıtasına göre, saatler, günler ve haftalar süren bu mavi, bu rûhânî, bu âhenkli, bu vâridatlı yolculuktan bir kurbet, bir vuslat, bir güzellik, bir şiir hatta bir romantizm banyosu ala ala, ruhlarımıza, asıl kaynağından gelen gücü kazandırmış, gönüllerimizi itmi&#8217;nân arzusuyla şahlandırmış ve husûsî bir âlemin namzedi olmuş gibi kendimizi, bütün bu büyülü güzelliklere ulaştıracak sırlı bir kapının önünde sanırız. Bu kudsî yolculuk ve yol mülâhazası, her zaman his dünyamıza öyle esbabüstü bir duyuş ve bir seziş kabiliyeti bahşeder ki; bazen neşeyle tüten, bazen murâkabe ve muhâsebe duygusuyla buruklaşan bir ruh hâletiyle, âdeta kendimizi âhiretin koridorlarında yürüyormuşçasına hep tedbirli ve temkinli hissederiz.</p>
<p>Kâbe; bakış zâviyesini iyi belirlemiş olanlara göre, boynu ötelere uzanmış, bir bize, bir de sonsuzluğa bakan; yer yer sevinen, zaman zaman da kederlenen için için bir hâli olduğu hissini uyarır. Binlerce ve binlerce senenin tecrübe, vakar ve ciddiyetini taşıyan ve daha çok da bir insan yüzüne benzeteceğimiz onun dış cephesini görünce, edâsı ve endâmıyla bize bir şeyler anlatmak istediğini, harîmini açıp bize:</p>
<blockquote><p>&#8220;Gel ey aşık ki, mahremsin<br />
Bura mahrem makamıdır<br />
Seni ehl-i vefâ gördüm&#8221;</p></blockquote>
<p>dediğini duyar gibi oluruz.</p>
<p>Kâbe; konumu itibâriyle, evimizin en mûtenâ köşesinde, en hâkim bir sedir üzerinde oturup evlatlarının, torunlarının neşelerini paylaşan, elemlerini rûhunda yaşayan bir anne görünümündedir. Bulunduğu yerden çevresini temâşâ eder; yer yer acılarla burkulur, zaman zaman da inşirahla çevresine tebessümler yağdırır. İnsan, beldelerin anasına yaslanmış bu binaların anası çevresinde dönmeye başlayınca şefkatle kucaklandığını, sevgiyle koklandığını duyar gibi olur. Tavafta hemen herkes kendini, annesinin elinden sımsıkı tutmuş koşan bir çocuk gibi hafif, güvenli ve şevkli hisseder. Evet insan, o binler ve yüzbinler içinde, uhrevî düşüncelerle coşmuş onun etrafında pervaz ederken, âdeta Allah&#8217;a doğru yürüyormuşçasına şevk u tarâbla coşar ve kendinden geçer. Vücutlarının yarısından çoğu açık, urbaları omuzlarında &#8220;remel&#8221; yapıp zıplayarak yürürken her zaman telaşlı, endişeli; fakat bir o kadar da ümitli ve çelik-çavak bir yol alışın heyecanını yaşarlar. Dünya hesabına bu salınmışlık, bu rahatlık ve romantizm, mübarek evin çevresindekilere tarifi imkânsız büyülü bir derinlik, bir hayal ve bir melâl aşılar. İnsan, o uhrevî kalabalığın ukbâ buudlu görüntüsü karşısında, daha tavafa girmeden o ilâhî harîmin münzevî sükût ve şiirini duyar gibi olur. Her zaman kendini Kâbe&#8217;nin çevresinde bu dönme büyüsüne kaptıran derin ruhlar, dönerken kim bilir, ne mahrem kapıların önünden geçer.. ne bilinmez tokmaklara dokunur ve ne sihirli panjurlar aralarlar ötelere.! Öyle ki, bu eski fakat eskimemiş binanın çevresinde, her an yepyeni duygularla coşup dönerken, tahayyüllerimizde açılan menfezlerden gönüllerimize akan vâridâta, sînelerimizde çakan ışıklara ve ruhlarımızı uçuran sırra şaşarız. Her adım atışımızda, sırlı bir kapı açılacakmış da, bizi içeriye çağıracaklarmış gibi bir hisle hareket eder, keyfiyetini bilemediğimiz bir zevke doğru kaydığımızı sanır ve kalbimizin heyecanla attığını hissederiz. O esnâda bulunduğumuz yerden, Kâbe&#8217;nin gönüllerimize sinmiş olanca büyüklüğünün, derinliğinin, büyüsünün canlanıp, köpürdüğünü tepeden tırnağa her yanımızda duyar ve ürpeririz.</p>
<p>Bu mülâhazaları bazen, bir kısım gerçek sebeplere dayandırarak izah etmek mümkün olsa da, çok defa kriterlerimizi, takdirlerimizi aşan vâridat ve sübuhât karşısında sessiz kalırız. Zira Kâbe ve çevresi, maddî şartları ve dış aksesuarı itibâriyle bir şeyler ifade etse de, muhtevası kapalı, mânâları buğulu, üslubu da uhrevî olduğundan herkes onun anlattıklarını anlamayabilir. Oysa ki, avam-havas, cahil-âlim, genç-yetişkin herkesin mutlaka ondan anladığı ama çok defa ifade edemediği bir sürü şey vardır.</p>
<p>Kâbe, hepimizde ürperti hâsıl eden mehip dağ ve tepeler arasında daha çok filizlenmiş bir nilüfere benzemesinin yanında, içinde varlığın esrârını taşıyan bir sır fanusu, Sidretü&#8217;l-Münte-hâ&#8217;nın izdüşümü veya gökler ötesi âlemlerin üsâresinden meydana gelmiş bir kristâl gibidir. İnsan o sır fanusunun çevresinde şuuruyla döndüğü sürece, akıp dışarıya sızan dünya kadar gizli şeyler hissettiği gibi, zaman zaman da, Sidretü&#8217;l-Müntehâ&#8217;ya kilitli bu prizmadan gökler ötesi âlemleri de temâşâ eder.</p>
<p>Evet, hemen herkes, onun harîmine sığınır-sığınmaz, zaten ruhlarında mevcut olan his ve düşünce enginliğinde daha bir derinleşerek Kâbe&#8217;yi, kendi varlıklarını ve Cenâb-ı Hakk&#8217;ın matmah-ı nazarı bu iki unsurun birbirleriyle münasebetlerini düşüne düşüne, içlerine açılan bir kısım sırlı kapılardan geçerek, o güne kadar tanımadıkları en mahrem dünyalara açılırlar. Elbette ki bu duyuş ve bu seziş, bu mânâ ve bu ruh ancak, sağlam bir iman, mükemmel bir İslâmî hayat ve tastamam bir ihlas ve yakîn birleşiminden hâsıl olacaktır. Yoksa, mücerret kalıpların hissesi kalıpların çerçevesine bağlı kalacaktır.</p>
<p>Kâbe&#8217;deki bu derinlik ve bu zenginlik sayesinde oradaki hemen her şey, diğer zamanlarda olduğunun üstünde, hac duygusuyla renklenince, bir başka ihtişam, bir başka mehâbetle tüllenir.. tüllenir de insan onun büyüsüne kapılarak, âdeta ışıktan bir helezonla, vuslata tırmanıyor gibi döne döne yükselir ve özündeki bir câzibeyle gider Mabuduna ulaşır. Bu noktaya ulaşan ruhun edâ ettiği tavaf namazı aynı şükür secdesi, içtiği zemzem de cennet kevseri veya vuslat şarabı olur.</p>
<p>Kâbe&#8217;nin çevresindeki tavafı, tasavvufî ifadesiyle, daha çok, mübarek bir duygu, bir düşünce etrafında ve kendi içimizde derinleşme hedefli bir seyahatin ifadesi sayılan &#8220;seyr fillâh&#8221;a benzetecek olursak, sa&#8217;y mahallindeki gelip-gitmeleri, halktan Hakk&#8217;a, Hakk&#8217;tan da halka urûc ve nüzûlün ünvanı olan &#8220;seyr ilallah&#8221;, &#8220;seyr minallah&#8221; mânâlarıyla yorumlamak muvafık olur zannederim. Evet, Safâ-Merve arasındaki gelip-gitmelerde işte böyle bir mülâhaza ve bu mülâhazadan kaynaklanan bir derin his ve arzu tûfânı yaşanır.</p>
<p>İnsan mes&#8217;âda (sa&#8217;y mahalli) hep bir koşup aramanın, bir medet dileme ve imdat etmenin kültürünü, şiirini, mûsıkisini, vuslat ve &#8220;dâussıla&#8221;sını yaşar. Orada önemli bir şeyin peşine düşülmüş gibi, takipler aralıksız devam eder. Aranan şey zuhur edeceği âna kadar da gelip-gitmeler sürer durur. O yolda rastlanılan her iz ve emâre insanın heyecanını bir kat daha artırır.. ve sîneler:</p>
<blockquote><p>&#8220;Bak şu gedânın haline<br />
Bend olmuş zülfün teline<br />
Parmağı aşkın balına<br />
Bandıkça bandım bir su ver.&#8221;<br />
<em>Gedâi</em></p></blockquote>
<p>Der ve Kâbe&#8217;nin çevresinde olduğu gibi hem koşar hem de içine matkaplar salarak, Beytullah&#8217;ın çevresindeki enfüsî derinleşmeye mukabil, burada, bir hatt-ı müstakîm üzerinde gelip-gitmeli, peygamberâne his ve duygularla, başkaları için yaşama, başkaları için gülme ve ağlama, hatta başkaları uğrunda ölme cehdiyle gerilir.. telaşlı fakat hesaplı, endişeli ama ümitli; semânın altın ışıkları altında, hac mevsiminin mavimtrak saatleri içinde; yeni bir vuslatın heyecanı ve henüz aradığını tam bulamamış olmanın tehassürüyle gelir-gider, koşar-âheste yürür, tepeye tırmanır, oradan aşağı iner ve yolda olmanın bütün kararsızlıklarıyla çırpınır durur. Bazen, mes&#8217;âda koşan insanların, daha çok bir nehrin akışına benzeyen çağıltılarına karışarak, karışıp bir koro şivesiyle hislerini dile getirerek.. bazen de hiçbir şey ve hiçbir kimse görmüyor olma ruh hâletiyle, tek başına sa&#8217;y ediyormuşçasına, gözünde Hz. Hacer&#8217;in silûeti, elinde gönül kâsesi ve dilinde:</p>
<blockquote><p>İste peykânın gönül hecrinde, şevkim sâkin et,<br />
Susuzum bir kez bu sahrada benim&#8217;çün âre su!<br />
Bîm-i dûzah nar-ı gam salmış dil-i sûzânıma.<br />
Var ümidim ebr-i ihsanın sepe ol nâre su&#8221;<br />
<em>Fuzûlî</em></p></blockquote>
<p>Sözleri, göklerden gelip alevlerini söndürecek bir rahmet bekler.. ve ruhunu yakan kendi ateşiyle beraber, intizarın bitmeyen hasretiyle de kavrulur durur. Bazen mes&#8217;âda, ötelerden kopup gelen bir meltemin serinliği duyulsa da, genelde orada hep şevk buudlu bir hüzün, ümit ve recâ televvünlü bir aşk ızdırabı yaşanır. Mes&#8217;âda çok defa, hakikatler hayale karışır ve çevredeki insanlar bazen sükûtun derinliğiyle, bazen de çığlık çığlık hıçkırışlarıyla, kâh mîzâna sürükleniyor gibi, kâh kevsere koşuyor gibi zevk ve tasa ikilisiyle yer yer yutkunur, zaman zaman da rahat bir nefes alır.. ve geliş-gidişlerine, iniş-çıkışlarına devam ederler. Orada saat ve dakikalar o kadar nazlıdırlar ki, mutlaka iltifat ve alâka isterler. Yoksa, hiç var olmamışlar gibi iz bırakmadan eriyip giderler.</p>
<p>Günler bayrama doğru kaydıkça, metaf, zemzem ve mes&#8217;â gizli bir gurbet ve hasret duygusuyla lacivertleşir.. Kâbe, bize araladığı pencerelerin panjurlarını yavaş yavaş indirir.. ve her hadise ile fâniliğini anlayan insan, buradan göçme zamanı geldiğinde ayrılması icap ettiği gibi, bir gün mutlaka dünyadan da ayrılacağını düşünür ve kendi içine, kendi hususî dünyasına çekilerek âdeta bir rûhî inzivaya bürünür.</p>
<p>Ama henüz her şey bitmemiştir; Hakk&#8217;a yürüyen bu insanları bekleyen hâlâ upuzun bir yolculuk var. İnanılmaz tılsımı ve başdöndüren füsûnuyla güzergâhı kesmiş duran &#8220;Mina&#8221; onları bekliyor.. gök kapılarının gıcırtılarının duyulduğu &#8220;Arafat&#8221; onları gözlüyor.. &#8220;Müzdelife&#8221;, onlara mini bir şeb-i arus yaşatmadan salıvereceğe benzemiyor.. daha ileride teslimiyetlerini soluklayıp akl-ı meâşlarını taşa tutacakları yerler gelecek ve Allah&#8217;a nefislerinin fidyelerini sunup, kendi duygu dünyalarında beraatlerinin bayramını yaşayacak; sonra da, Kâbe&#8217;de, kâbe-i kalplerine yönelerek, Hakk&#8217;tan yine Hakk&#8217;a, urûc ve nüzûllerini noktalayarak &#8220;fenâ fillâh&#8221; ve &#8220;beka billâh&#8221; tedâîlerinin ilhamlarıyla tâlihlerine tebessümler yağdıracaklar.</p>
<p>Postunu fedâkârlık iklimine sermiş bulunan Mina, o büyüleyen parıltılarıyla, şiirini tâ Müzdelife&#8217;nin tepelerine duyurur.. onun içine girmek ister.. hatta onu da aşarak ötelerdeki Arafat&#8217;ı selamlar.. selamlar ve yirmidört saatlik misafirlerine referans verir.. ve bu bir günlük konuklarını Arafat&#8217;a emanet eder.</p>
<p>Bence Mina, fedâkârlıkla şefkatin, emre itaatteki inceliği kavramakla muhabbetin tüllendiği arzda semâvî bir kuşak ve sımsıcak bir kucaktır. Mina, âdeta bir teslimiyet kovanı ve bir hasbîlik yuvası gibidir. Eski hâli itibâriyle tamamen, şimdiki durumu itibâriyle de kısmen, hemen herkesin, evsiz-barksız, yurtsuz-yuvasız birkaç günlüğüne ikamet ettiği Mina, öyle sırlı bir yerdir ki, ukbâya bütün bütün kapalı olmayan her gönül, o dağlar ve vadiler arasındaki âramgâhta neler hissederler neler..! Bizler Mina&#8217;yı, her yanıyla, ruhumuzla öyle kaynaşmış ve bütünleşmiş buluruz ki; onun, âdeta kalbimizde attığını, damarlarımızda aktığını ve âsâbımızda yaşadığını duyar gibi oluruz. Öyle ki, oraya daha adım atar-atmaz, onun, ruhumuzla kucaklaştığını, -Allah Rasûlü&#8217;ne ilk kucak açılan yer olması itibâriyle de üzerinde durulabilir- bize ötelere açılan yolları işaret ettiğini ve bizi tamamladığını, hatta gelip duygu dünyamıza karıştığını hisseder ve bir ölçüde hepimiz Minalaşırız.</p>
<p>Biz Mina&#8217;da hazırlıklarımızı yapıp ruhumuzun kanatlandırılmasıyla uğraşırken, &#8220;Arafat&#8221; bir baştan bir başa gelin odaları gibi süslenir ve bağrını gelip konacak, gerilip ötelere açılacak misafirleri için tıpkı bir liman, bir meydan, bir rampa gibi hazırlar, açar.. ve ona bir dâussıla tutkusuyla koşan Hakk konuklarını beklemeye koyulur.. yeni bir imkân, yeni bir devran mülâhazasıyla coşkun Hakk konuklarını.</p>
<p>Arafat&#8217;ın öyle bir nûrânîliği ve orada yaşanan zamanın öyle bir derinliği vardır ki, o hazîrede bir kere bulunma bahtiyarlığına ermiş bir ruh, gayri hiçbir zaman bütün bütün mahvolmaz ve kat&#8217;iyen dünyevîler gibi ölmez. Ömrünün birkaç saatini Arafat&#8217;ta geçirmiş olanlar, bütün bir ömür boyu güller gibi açar durur ve asla solmazlar. Onun şefkatli, aşklı, şiirli dakikaları, hep bir sabah güneşi gibi gönül gözlerimizde ışıldar durur.. ve her yanında açık-kapalı aşkla bilenmiş, bülbül gibi şakıyan, şakıyıp kalplerinin en mahrem noktalarında petekleşmiş bulunan imanlarını, irfanlarını, muhabbetlerini ve cezb u incizaplarını haykıran insanların çığlıkları kulaklarımızda tın tın öter ve ötelere müştak gönüllerimizi coşturur. Hem öyle bir coşturur ki, bizi, en inanılmaz, en erişilmez lezzetlere çeker.. en olgun, en doyurucu vâridatla hislerimizi şahlandırır.. ve görmüş-geçirmiş varlıkların istiğnâlarına benzer şekilde gözlerimize bir büyü çalar ve bizleri özlerimizin içindeki zenginliklerde dolaştırır.</p>
<p>Arafat&#8217;ta, sabahlar da guruplar da hep derinlik soluklar ve ihtimal ki, en yüksek şâirlerin bile terennüm edemeyeceği nüktelerini kalplerimize boşaltır ve bize varlığımızın gayeleri adına neler ve neler fısıldarlar. Bence, ruhun uhrevîleşip incelmesi için insan hiç olmazsa ömründe bir kere Arafatlaşmalı, Arafat&#8217;ı yaşamalı ve Arafat&#8217;ın tulû&#8217; ve gurûbunu oksijen gibi ciğerlerine çekmelidir.</p>
<p>Arafat&#8217;ta insan, duânın, yakarışın, iç çekiş ve iç döküşün en ürperticilerine şâhit olur. Hele ikindi sonrasına doğru, biraz da buruksu veda havasıyla eda edilen duâlar, daha bir derinlikle tüllenir, sesler, soluklar, gökler ötesi meleklerin çığlıklarını hatırlatan bir enginlik ve duruluğa ulaşır. İnsan, Arafat düzlüğünde yükselen âh u efgânı duydukça, seslerdeki uhrevîlik, ebedî saadet ümidinin hâsıl ettiği rikkat, şefkat ve recâsıyla gençleştiğini, ebedîleştiğini, büyük bir açılışa geçtiğini ve genişlediğini sanır. Hele, güneş gurûba kapanıp da, kararan ufukların her yana buğu buğu veda duyguları saldığı dakikalarda ümitlerin cisimleşip içimize aktığını, şuurlarımızın Arafat vâridâtıyla aydınlandığını ve tıpkı rüya âlemlerinde olduğu gibi, kalıplarımızdan sıyrılıp, bir kısım mânevî anlaşılmazlıklara açıldığımızı.. Arafat gibi çığlık çığlığa inlediğimizi.. batan güneşle beraber eriyip gittiğimizi.. kulaklarımıza çarpan âh u efgân gibi birer feryat hâline geldiğimizi.. kuşlar gibi hafifleyip bir tür kanatlandığımızı.. ve mâhiyet değiştirip birer mânevî varlığa inkılâp ettiğimizi sanır ve hayretler içinde, olduğumuz yerde kalakalırız.</p>
<p>Arafat, insanların bütün bir gün, melek mevkibleri arasında dolaşıp durduğu, otururken-kalkarken sürekli semâvîlik solukladığı, Hakk rahmetinin sağnak sağnak gönüllerimize boşaldığı ve hadiselerin hep ümit televvünlü cereyan ettiği bir rahmet yamacı ve hesap endişeli bir Arasat meydanıdır. Dünyaya ait her şeyden sıyrılmış ve soyunmuş insanlar, hesap, terazi, mîzân endişesi ve rahmet ümidiyle hep hayaletler gibi dolaşırlar onun düzlüklerinde. Affolacaklarını umar, kurtuluşa ereceklerinin hülyalarını yaşar ve bu bir tek günü, senelerin vâridâtını elde edebilecek şekilde değerlendirirler.. değerlendirirler ama, yine de bir başka yerde duâ edip yakarışa geçmeleri lâzım geldiğini de söküp kafalarından atamazlar.</p>
<p>Atmalarına gerek de yok, zira birkaç adım ötede bağrını açmış Müzdelife onları bekliyor. Vicdanlarımızdan, Müzdelife&#8217;nin bizi beklediği mesajını alır almaz, içinde bulunduğumuz ışıklardan ve ümitle bize tebessüm eden Arafat&#8217;tan ayrılır, rükûa nispetle secde seviyesinde Allah&#8217;a yakın olmanın ünvanı sayılan Müzdelife&#8217;ye yürürüz.. sonsuza, mekânsızlığa, ebediyete ve Allah&#8217;a yürüdüğümüz gibi Müzdelife&#8217;ye yürürüz. Tamamlanmaya yüz tutmuş mehtâbın, dağ-dere, vadi-yamaç her yanı aydınlatan ışıklarla cilveleştiği bir mübarek mekânda ve göklerin yere indiği, arzın semâvîleştiği duyguları içinde, kendimizi, orada, Hakk&#8217;a ulaştıran ayrı bir rıhtım, ayrı bir liman ve ayrı bir rampada buluruz. Kâbe&#8217;den beri değişmeyen halleriyle, göklerin pırıl pırıl çehresinin, hacıların simalarındaki akislerini, Allah&#8217;a yönelmiş yalvaran bu sâdık bendelerin seslerini bedenlerimizde, ruhlarımızda, gözlerimizde ve gönüllerimizde duyarak ötelerde dolaşıyor gibi öteleşir, meleklerle ve melekûtla hemhâl olur uhrevîleşir ve kendimizi bütün bütün rahmetin enginliklerine salarız.</p>
<p>İbn Abbas, İnsanlığın İftihar Tablosu&#8217;nun, Arafat&#8217;ta ümmeti adına sarih olarak elde edemediği önemli bir reçete ve beraati Müzdelife&#8217;de elde ettiğini söyler. Gönlüm bu tespitin yüzde yüz doğru olmasını ne kadar arzu ederdi..! Eğer, Hz. İbn Abbas&#8217;ın dediği gibi ise, başların secdeye varmışlığı ölçüsünde insanları Allah&#8217;a yaklaştıran Müzdelife, bir başka feryat u figân, bir başka âh u zâr ister..</p>
<p>Müzdelife&#8217;nin hemen her yanında, lambalardan akseden ışıklarla, hacıların parıldayan yüzleri, buğulu bakışları ve heyecanla çarpan sîneleri, sadece gecesiyle tanıdığımız o mübarek sahaya, büyüleyen ayrı bir güzellik katar. Hele gece ilerleyince her yanı daha derin bir esrar bürür. Bir kısım kimseler ertesi günkü zor vazifeleri için dinlenirken, sabaha kadar elpençe divan duran insanlar da vardır. Sesini sînesine çekip duygularıyla tıpkı bir mızrap gibi gönlünden gönül ehline nâğmeler dinleten bu engin ruhlar kim bilir neler düşünür, neler söyler ve içlerinden neler geçirirler..! Kalp sesleri her zaman kendilerini aşan bir seviyede cereyan eder ve meleklerin soluklarıyla atbaşıdır. Kalbini dinleyen ve kalbiyle konuşan bu zamanüstü insanlar, şimdi seslendirdikleri bu gönül bestelerinin yanında, daha önce, ondan da önce, duygu mızrabıyla gönül telleri üzerinde duyurup duymaya çalıştıkları ne kadar nağme varsa, hepsini bir koro gibi birden duyar, birden dinler ve geçmişlerini bu günle beraber bir zevk zemzemesi hâlinde yudumlarlar.</p>
<p>Ufuklarda şafak emâreleri tüllenmeye başlayınca, bir gün önce Arafat&#8217;ta yaşanan ses-soluk, his-heyecan katlanarak bütünüyle Müzdelife&#8217;ye akar.. akar ve tan yeri bir sürü his, bir sürü iniltiye karışarak ağarır. Namaz dışı Hakk&#8217;a yönelişler, namaz içi teveccühler.. ve namazın içine akıp kunutlaşan duâlar her biri Hakk&#8217;a yakınlığın ayrı bir buudu olarak keyfiyetler üstü bir derinlikte edâ edilirler.</p>
<p>Bazen dört bir yanımızı saran ve bütün duygularımızı okşayan bir ipek urba gibi.. bazen ümitlerimize fer ve acılarımıza tesellibahş olan semâvî eller gibi.. bazen ocaklar gibi yanan sînelerimize su serpen birer tulumba gibi.. bazen ruhlarımıza en yüce hakikati duyurup gönüllerimize ürpertiler salan ezanlar gibi.. bazen yıkılmış, dağılmış eski dünyamızın parçalarını biraraya getirerek, özümüzden, ebediyetimizden, dünyamızdan, ukbâmızdan öyle mânâlar duyururlar ki, kendimizi yeniden keşfediyor, özümüzü daha yakından tanıyor, dünyaya farklı bir zâviyeden uyanıyor, ukbâyı da ayrı bir yakınlık, ayrı bir netlik içinde görüyor gibi oluruz.</p>
<p>Bu yalvarış ve yakarışlar, güneş ışınları yeni bir günün müjdesiyle ufukta belireceği âna kadar da devam eder. Güneş doğarken de, âdeta o âna kadar secdede olan başlar, bir başka yakınlığa ulaşmak için yeniden &#8220;şedd-i rihâl&#8221; eder ve yollara koyulurlar. Şimdi, önümüzde daha önce de uğrayıp ve vadi vadi selâm durup geçtiğimiz Mina var. Safvete ermiş kalplerin, düz mantığa zimam vurup ruhun eline teslim edecekleri Mina.. teslimiyete ermiş gönüllerin inkıyatlarını ortaya koyacakları Mina.. Hz. Âdem&#8217;den Hz. İbrâhim&#8217;e, ondan da insan nev&#8217;inin Şeref Yıldızı&#8217;na kadar binlerin, yüzbinlerin akıl ve mantıklarını gemleyip muhâkemelerini kalple irtibatlandırdıkları Mina.. nihayet bütün bunlardan sonra, şeytanı taşlarken nefislerimizin de paylarını aldıkları, ayrıca ibadetin esası sayılan taabbüdîliğin ma&#8217;şerî vicdan tarafından temsil edildiği Mina&#8230; Ve şeytan taşlamanın yanında daha neler neler yapılır orada.. kurban, tıraş, hac esvâbından soyunma.. ve yol boyu derinleştirilen konsantrasyondan sonra tam bir metafizik gerilimle eda edilen farz tavaf bunlardan sadece birkaçı..</p>
<p>Hac yolcusu, evinden ayrıldığı andan itibaren, yol boyu, nefis ve enâniyeti hesabına iplik iplik çözülür; kalbî ve rûhî hayatı adına da bir dantela gibi ibrişim ibrişim örülür. Evet, insan bu ışıktan yolculuğunda en eski fakat eskimeyen, en ezelî ama taptâze gerçeklerle tanışır ve halleşir.. ve hiçbir zaman unutamayacağı edalara ulaşır. Hele, yapılan işin şuurunda olanlar için bu arzî fakat semâvî yolculuk, ihtivâ ettiği vâridât ve hâtıralarla daha bir derinleşir ve ebediyet gamzetmeye başlar.. başlar ve güya semânın renkleri, hacıların sesleri gelir hülyalarımıza dolar, ruhlarımızı sarar ve ömür boyu gönül gözlerimizde tüllenir durur.</p>
<p>Dünyada, Kâbe ve çevresi kadar, biraz hüzünlü de olsa, ama mutlaka füsûnlu daha câzip bir başka yer göstermek mümkün değildir. İnsan, onun harîminde her zaman efsânevî bir güzelliğe şâhit olur ve her şeyi en olgun, en tatlı bir meyve gibi koparır ve yer. Oralara yüz sürme tâlihliliğini paylaşan ruhlar, ebediyen başka bir ibadet mahalli arama vehminden kurtulurlar.. ve oraların öteler buudlu câzibesini ömürlerinin gurûbuna kadar da asla unutmazlar.</p>
<p class="notice"><b>Sızıntı, Haziran 1994, Cilt 16, Sayı 185</b></p>
<p><strong>Kaynak:M.Fethullah Gülen / Yeşeren Düşünceler</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hac/">Hac</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En değerli Hac hatıram &#124; İsmet Macit</title>
		<link>https://hizmetten.com/en-degerli-hac-hatiram-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2020 09:00:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[Hatıra]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12680</guid>

					<description><![CDATA[<p>2008 yılında Almanya’nın Bremerhaven şehrinden Hüseyin Dön Bey aramıştı ve şunları anlatmıştı: “Viktor (Süleyman) Dock ile tanışıklığımız yıllar öncesine dayanır. Geçenlerde beni arayıp ‘Hüseyin biliyorsun ben MS (kas erimesi) hastasıyım&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/en-degerli-hac-hatiram-ismet-macit/">En değerli Hac hatıram | İsmet Macit</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2008 yılında Almanya’nın Bremerhaven şehrinden Hüseyin Dön Bey aramıştı ve şunları anlatmıştı: “Viktor (Süleyman) Dock ile tanışıklığımız yıllar öncesine dayanır. Geçenlerde beni arayıp ‘Hüseyin biliyorsun ben MS (kas erimesi) hastasıyım ve bir bakımevinde kalıyorum. Belki ömrümün son günlerini geçiriyorum. Biraz para biriktirdim benim yerime vekaleten hacca gider misin?’ Çok duygulanmıştım. Aniden ‘Neden ben gidiyorum sen gitsene’ dedim. Hüzünlü bir ses tonuyla ‘Bu halimle mi?’ dedi. Zira kas erimesi hastalığından dolayı tekerlekli sandalyede idi ve tuvalete bile başkasının yardımı ile gidiyordu. ‘Seni ben götüreceğim ve beraber hac yapacağız’ deyince sevinçten ağladı.”<br />
O sene (2008) de Kuzey Almanya’dan yaklaşık 80 kişilik bir grupla hacca gittik. Şüphesiz grubun en ilgi çeken şahsı Viktor idi. Hac boyunca Hüseyin Dön Bey ile aynı odada kaldılar. Hüseyin Bey Viktor’a bir anne şefkati ile baktı. Bir keresinde Mekke’de kaldıkları odayı ziyarete gitmiştim. Gördüğüm manzara hiç aklımdan çıkmadı: Hüseyin Abi Viktor’a banyo yaptırmış ve üzerini giydiriyordu. Viktor’un dudaklarından ise Hüseyin Bey ve hac arkadaşlarına dualar dökülüyordu. Viktor haccını çoğu yerde gözyaşı dökerek tamamladı.</p>
<p>O yılki hacda Viktor’la yaşadığım bir hatıram var ki aklıma geldikçe gözlerimdeki yaşa hakim olamam.</p>
<p>Mekke’ye inip ilk umremizi tamamladıktan sonra otelin teras katında oturuyorduk. Viktor son derece mutlu ve huzurlu görünüyordu. Birden aklıma geldi ve Viktor’a şunu sordum: “Viktor biliyorsun Allah Kâbe-i Muazzama ile gözlerin ilk buluştuğu andaki duayı reddetmezmiş sen hangi duayı yaptın?” O neşeli hali birden kayboldu ve ıstırap kokan şu cümleler döküldü: “Evet biliyorum o duanın önemini ama Kâbe’yi görünce kendi hastalığımı unuttum. Aklıma Avrupa’da Rabb’imden habersiz yaşayan insanlar geldi ve Allah’ım Seni aradığını bilmeden Sana muhtaç milyonlarca insan yaşıyor geldiğim coğrafyada. Ne olur Rabb’im buluş onlarla ve onların gönlüne de doğ onlara da hidayet ver.”</p>
<p>Orada bulunup da duygulanmayan tek insan kalmamıştı. Kendi adıma kulluğumdan ve insanlığımdan utanmıştım.</p>
<p>Ertesi yıl kaldığı bakımevinde ailece ziyarete gittiğimizde odasında 24 saat Kur’an dinlediğini söylemişti. Zira şeytan çok uğraşıyor benimle diye eklemişti. Odasındaki Türk bayrağını göstererek Anadolu insanını çok sevdiğini anlatmış duvardaki Mekke Medine resimleriyle ilgili ise “Yüreğimdeki hasreti bir nebze hafifletiyor.” demişti.</p>
<p>İşte bu güzel insanın dâr-ı bekaya irtihalini öğrendim. Hüseyin Abi yine yanındaymış. Hemen telefona sarıldım. Hüseyin Abi; “Ben başında Cevşen okurken o kısık sesiyle ‘Allah, Allah, Allah’ diyordu. Ruhunu öylece teslim etti.” dedi.</p>
<p>Hayatı çile ile örgülenmiş bu güzel insan bize kulluk dersi verip Rabb’ine yürüdü. Tekerlekli sandalyede hayatını geçiren Viktor’un vefatı ayaklarındaki sakatlıktan dolayı yürümekte zorluk çeken Amr ibn-i Cemuh’un (ra) Uhud öncesi Efendimiz’e (sas) söylediği şu sözleri getirdi aklıma: “Ya Rasûlallah müsaade et Uhud’a çıkayım şehit olayım ve cennete ayaklarım düzelmiş olarak yürüyeyim.” İbn-i Cemuh (ra) Uhud’da şehit olmuştu. Allah Rasûlü (sas) ise o kutlu mağarada iken dudaklarından şu cümleler dökülmüştü: “İbn-i Cemuh’u cennette görüyorum, düzelmiş ayaklarıyla reftare yürüyor.”</p>
<p>Mekânı cennet olsun. Viktor da inşallah cennette Amr ibn-i Cemuh’lar (ra) ile beraberdir.</p>
<p><strong>Hizmetten | İsmet Macit</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/en-degerli-hac-hatiram-ismet-macit/">En değerli Hac hatıram | İsmet Macit</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vakfe zamanı CANLI yayında duaya bekliyoruz</title>
		<link>https://hizmetten.com/dua-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 19:27:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Arafat]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[Vakfe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12579</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmetten.com  YouTube kanalında Arefe günü konuğumuz,  İlahiyatçı Yazar Hüseyin Yağmur, saat 12.00&#8217;de(Avrupa saati) CANLI yayında dua edecek. Kimileri  gurbette kimileri de Medrese-i Yusufiye&#8217;de&#8230;  Kimileri ise bugün  aramızda değil&#8230;Acısıyla tatlısıyla bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dua-2/">Vakfe zamanı CANLI yayında duaya bekliyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Hizmetten.com  YouTube kanalında Arefe günü konuğumuz,  İlahiyatçı Yazar Hüseyin Yağmur, saat 12.00&#8217;de(Avrupa saati) CANLI yayında dua edecek.</h3>
<p>Kimileri  gurbette kimileri de Medrese-i Yusufiye&#8217;de&#8230;  Kimileri ise bugün  aramızda değil&#8230;Acısıyla tatlısıyla bir bayrama daha giriyoruz.Gönüller buruk, ancak gelecek güzel günlere inancımız tam.</p>
<p>Dünyayı kasıp kavuran korona virüsü sebebiyle de kutsal topraklar  bir başka mahzun.</p>
<p>Bu mübarek günde gelin hep birlikte Arafat&#8217;ta, Vakfe zamanı, ellerimizi birlikte ilahi rahmete açalım. Zulümlerin bitmesi için, dua dua yalvaralım.</p>
<p>Hizmetten.com  YouTube kanalı olarak Arefe günü konuğumuz  İlahiyatçı Yazar Hüseyin Yağmur, saat 12.00&#8217;de(Avrupa saati) CANLI yayında dua edecek.</p>
<p>Sizleri programımıza bekliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=_0Kp4Bdprj0" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Canlı yayını linki tıklayarak veya bu sayfadan izleyebilirsiniz.</a></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_98641"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/_0Kp4Bdprj0?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<div class="epyt-video-wrapper">
<div class="tie-fluid-width-video-wrapper"><strong>YAYIN SAATİ</strong></div>
</div>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />12,00 Avrupa Saati<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />13.00 Türkiye Saati<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/23f0.png" alt="⏰" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />06.00Newyork Saati</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4fa.png" alt="📺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />YouTube Kanalımız:<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4fa.png" alt="📺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />                                                                                                                  <a href="http://www.youtube.com/c/Hizmetten" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> http://www.youtube.com/c/Hizmetten</a></p>
<div class="stream-item stream-item-in-post stream-item-inline-post aligncenter"><a title="" href="https://hizmetten.com/yeni-bolum-abdullah-aymaz-agabey-ile-risale-i-nur-sohbeti-bu-aksam-21-30da-7/"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/07/WhatsApp-Image-2019-07-09-at-00.13.27-5.jpg" alt="" width="728" height="90" /></a></div>
<div class="stream-item stream-item-in-post stream-item-inline-post aligncenter"><a title="" href="https://hizmetten.com/mehmet-ali-sengul-agabey-ile-irsad-ekseni-bugun-21-00de/"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2019/07/WhatsApp-Image-2019-07-09-at-00.13.27-5.jpg" alt="" width="728" height="90" /></a></p>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/dua-2/">Vakfe zamanı CANLI yayında duaya bekliyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Hac paramızla ülkemizi terk ettik’</title>
		<link>https://hizmetten.com/hac-paramizla-ulkemizi-terk-ettik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2019 14:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=5082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bütün dünyada bir tek kişi de çıkıp da evet bunlar terörist demedi</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hac-paramizla-ulkemizi-terk-ettik/">&#8216;Hac paramızla ülkemizi terk ettik’</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman Gazetesi Promosyon ve Pazarlama Müdürü iken 2002 yılında emekli olan ve ardından memleketine dönen Özcan Yılmaz, bu dönemde kendisini hayır işlerine adar.</p>
<p>Çocukluğunda ayrıldığı Sakarya’nın Geyve ilçesinde kurdukları işadamları derneği ve Kimse Yok Mu’da faaliyetlerde bulunan Yılmaz hakkında, 15 Temmuz darbe girişiminin ertesi günü yakalama kararı çıkarılır. Kendisi ile aynı listede olanların gözaltına alındığını öğrenen Yılmaz, 17 Temmuz’dan sonra 18 ay gaybubet yaşamaya başlar.</p>
<p>Eşi o günlerde kansere yakalanır. Zehra hanım, ameliyat sürecini yalnız geçirir. Üzerlerindeki baskı dayanılmaz hal aldığında vatanlarını terk etme kararı alırlar. ‘Her seferinde kura çıkmadığı için 7 yıldır biriktirdiğimiz hac paramızı harcayarak hicret ettik.’ diyor.</p>
<p>Özcan ve Zehra Yılmaz ailesi yaşadıkları süreci Tr724’e anlattı.</p>
<p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/bg-DV5kEuck" width="100%" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></p>
<p>“1960 Sakarya Geyve doğumluyum. Uzun yıllar Zaman Gazetesi’nde çeşitli görevler yaptım. En son görevim İstanbul’da Zaman Gazetesi’nin  pazarlama ve promosyon müdürlüğü idi. 202’de emekli oldum. Daha önce hiç yaşamadığım, çok küçük yaşlarda ayrılmak zorunda kaldığım memleketim Sakarya’ya döndüm. Sakarya’da işadamları derneği ve Kimse Yok Mu Derneği’nde derneksel faaliyetlerde bulundum. Eşimi hastaneye yatırdığımız 17 Temmuz 2016 günü polislerin evimize geldiğini öğrendik. Ben telefon ile konuştum. Durumu anlattım. Polislere ben eşimin ameliyatı olduğu için Ankara’dayım. Polisler işini bitir öyle gel. İmza atman lazım dediler. Benimle birlikte 28 kişinin aynı dosyada olduğunu anladık. Aslında 27’sini içeri almışlar tek ben kalmışım. Dolayısıyla o günden başlayan 18 ay sürecek bir gaybubet dönemine başladım. Eşimin o zor ameliyatı döneminde başında bulunamadım. Çünkü eşimin başında iki tane polis görevlendirmişler. Mahkeme kararı ile onlara bilgi verilerek eşinin ameliyatına benden yana gelir tutuklayın demişler. Daha sonra eşimi görmeye gittim. Yakalanmadım.</p>
<p><b>TÜRKİYE’DEN ÇIKIŞIM ÇOK ZOR OLDU</b></p>
<p>Ülkeden çıkma kararı aslında baştan zor oldu. Nedeni eşim kanser ve ameliyat olmuş. Onun zor zamanında yanında olamadım. Tüm terapi sonrası ve tedavi sürecini tek başına yaptı. Eşim çıkmama saygı duydu. Beraber çıkalım dedim. Zaten hasta idi benimle gelemezdi. 7 yıl önce hac için ayırdığımız hac parasını kullanarak, rabbimin lütfü ile çıkma kararı aldık. Benim evimden buldkarı Zaman Gazetesi, Ailem Dergisi, Sızıntı Dergisi ve Aksiyon Dergisi nüshaları mahkeme kayıtlarına suç delileri olarak girmiş. Bunun yanında dernek yöneticisi olmak ve diğer derneklerde aktif olmam hepsi suç delili olarak adlandırıldı. Yani kimsesizlere yardım paketleri dağıtmak suç olmuş. Evimde bulunun Hocafendi’nin kitapları suç aleti olarak kayıtlara girdi. Gerçekten çok acı bir durum. Elhamdülillah dedim. Bu kadar ciddi hayatımızın her karesini evimin santimetrekaresini aradılar. Bütün mahremlerimize girdiler. Her şeylerimizi ortaya döktüler. Ama suç unsuru bir şey bulamadılar. Bu durum bizim aslında masumiyetimizin belgesi idi. Bu gün bir cinnet dönemini yaşıyoruz. Bu gün onların kayıtlarına göre suç delili. Bunlar bizim ileride medarı iftihar belgeler olarak ortaya çıkacak. Çünkü ortada suç aleti yok.</p>
<figure id="attachment_216050" class="wp-caption alignnone" aria-describedby="caption-attachment-216050"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-216050 td-animation-stack-type0-2" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/10/Ozcan-Y%C4%B1lmaz-e1572284214969.jpg" alt="" width="524" height="348" /><figcaption id="caption-attachment-216050" class="wp-caption-text">Özcan Yılmaz</figcaption></figure>
<p><b>DÜNYA, ‘BUNLAR TERÖRİST’ DEMEDİ</b></p>
<p>Çok şükür Elhamdülillah, büyüğümüzün yönlendirmesi, hizmetin terbiyesi ile bizler suç işlemeye değil, suç işleyenleri suçtan vazgeçirmeye programlanmış insanlarız. Evet beynimiz yıkandı. Hadisler ile yıkandı Elhamdülillah.Üstadın eserleri ile yıkandı. Aklımız onlar gibi şeytanlığa çalışmayıp, aklımız iyilik hareketinin bir ferdi olmaya programlanmıştı. Bizi bu günlere getirmeye vesile eden, kademe kademe bizi terbiye eden hocamıza binlerce kere şükran. İnandıramadılar. Bütün dünyada bir tek kişi de çıkıp da evet bunlar terörist demedi.</p>
<p><b>ANNEM “OĞLUM BU KADAR ÜZERİNİZE GELİYORLAR İSE BİR ŞEY YAPMIŞSINIZDIR” DEDİ</b></p>
<p>Hakkımızda mahkemeler devam etmeye başlayınca görüldü ki benim hakkımda çok ciddi şikayet dilekçeleri almışlar. Benim hakkımda 14-15 dilekçe var. Ama hiç birinde terör faaliyeti yok. Bu insanların bizleri sohbete çağırdılar, abone yaptılar ve Kurban istediler yönüne şikayette bulunmalarına anlam da veremedim. Bu insanlar neden bunu yaptılar diye çok düşündüm. Bu arada 18 ay bu gaybubet dönemi çok zor oldu. Yani biz hiç alışmamışız. Biz karakolun önünden bile geçmemişiz. Sadece itham etmediler. Bizim birinci derecede kardeşlerimize, akraba ve dostlarımıza herkese tesir ettiler. Benim annem bile ‘oğlum bu kadar üzerinize geliyorlar ise, bir şey yapmışsınızdır’ dedi. Anneme kızmazdım ki… Çünkü toplum bu kıvama getirilmişti.</p>
<p><b>ÇAMURA BATINCA 3 KABURGAM KIRILDI </b></p>
<p>Türkiye’yi birkaç arkadaş ile terk etmeye karar verdik. Kış ayı ocak ayı idi. Yani çok soğuk idi. Pirinç tarlasından 3 arkadaş ile gidiyoruz. Bir rehberimiz yok. Bir ara kilometrelerce yanlış gitmişiz. Sonra geri döndük. Ayaklarımızda çizmemiz var. Ben kulağımdan ameliyat olmuştum. Denge sistemimin bir tarafı çalışmıyor. Her balçığa bastığımda yere düştüm. Her düştüğümde çamura boylu boyuna uzanıyorsunuz. Bu düşüşler 4-5 defa oldu. En son düşüşümde kalkamadım. Diğer gençlerden bir botu diğeri ise eşyaları taşıyordu. Bu arada gözlerim karardı. Nefes alamadığımı hissettim. Kafamı kalkamıyordum. O çocuklar beni öyle görünce yanıma geldiler. Bu arada Allah’a dua ettim. Allah’ım hicret sevabı alsam da öyle ölseydim diye içimden öyle dua ettim. Ama öldürmedi rabbim. Gençler gelip beni kurtardılar. Dizlerimin üzerine çöktüm ama kalkamıyorum. 5-10 dakika öyle uzandım. Kalktığım zamanda iki yağımın üzerine basamıyordum. O gençten biri beni ki çantayı bir omzuna da beni aldı. Suyun kenarına 300-400 metre beni taşıdı. Sonradan öğrendim nefes alamayışımın sebebi  3 kaburgam kırılmış. Bu şekilde bota bindik. Olayın sıcaklığından fazla hissedemedim. Karşıya geçince bunu hissettim. Bu arada karşıdaki fundalığın içinden çıkamadık. Yönümüzü kaybettik. Sıkıntılar ile oradan da kurtulduk.</p>
<figure id="attachment_216052" class="wp-caption alignnone" aria-describedby="caption-attachment-216052"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-216052 td-animation-stack-type0-2" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/10/Hollanda-%C4%B1lk-bulusma-E%C4%B1ndhoven-haval%C4%B1man%C4%B1-e1572284335521.jpg" alt="" width="509" height="376" /><figcaption id="caption-attachment-216052" class="wp-caption-text">Özcan bey, eşi Zehra Hanımı Hollanda havalimanında çiçeklerle karşılamış…</figcaption></figure>
<p><b>BURNUMUZUN DİBİNDE Kİ İNSANLARI TANIMAKTAN İMTİNA ETMİŞİZ</b></p>
<p>O zaman düşündüm. Allah’ım yolculuk kutsal. Çok mukaddes bir yolculuk. Niyetimiz Efendimiz’in yolundan giderek onun hicret sevabına nail olmak. Ama ne acı bir şey ki ben Yunan toprağına geçtim diye şükür secdesine kapandım. Bu benim sağlam kalan ciğerime çok ağır idi. Daha sonra polisler geldiğinde komşu rahat olun. Korkmayın demesi beni daha çok bitirdi. Bizim içimize Yunan gavuru diye öyle kodlamışlardı ki önyargılarımın farkına vardım. İnsanları bir kalıba sokan bizler idik. İnsanları öteleyen bizler idik. Ama Yunan polisi dahil, Yunan halkından en küçük bir hakaret görmedik. Her alışverişte, her iletişimde onların gözlerinin içine baktım. Ve hepsinde empati yapmaya çalıştım. Türkiye’de Yunanistan’dan kaçan biri gelmiş olsa idi bizim esnafımız ne yapardı diye düşündüm. Burnumuzun dibinde ki insanları tanımaktan imtina etmişiz. Onları tanımaktan uzak kalmışız. Dönüp şükrettim. Allah’ım iyi ki buraya gelmişim dedim.</p>
<p><b>KURTULDUNUZ DİYORSUNUZ AKLINIZ ARKADA KALIYOR</b></p>
<p>‘Erdoğan’ın, benim kafamı kızdırırsanız iki polis bir savcı ile sizi terörist ilan ederim’ demesine gülmüştük. Yani kim inanır ki dedik. Ama inandı insanlar. Ben birinci dereceden akrabalarım dahil kimse ile görüşmüyorum. Bir tek ağabim vardı. Benimle görüşebilecek birisi idi. Geçen ay vefat etti. Cenab-ı Allah bizden aldı. Bizden çok seviyormuş onu. Böyle bir psikoloji ile ülkenizden ayrılıyorsunuz. Biliyorsunuz ki yaralı eşiniz, en az benim kadar tehdit altında ailen kalıyor. Benim gibi on binlercesi kalıyor. Tatlı bir hüzün karışımı bir sevinç var. Kurtuldunuz diyorsunuz aklınızda arkada bıraktıklarınız kalıyor. Ama bu arada Allah’a şükretmekten geri duramıyorsunuz. Çok şükür ki melanetin eline düşmeden beni oradan çıkarttı. Bu arada cezaevinde arkadaşlarımız kaldı. Onlardan biri Muzaffer Özcengiz ilaçları verilmediği için vefat etti. Onu rahmetle anıyorum. Biz onunla birlikte çalıştık.</p>
<p><b>HOLLANDALILARDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENMEK ZORUNDA OLDUĞUMUZU HİSSEDİYORUM</b></p>
<p>Hollanda’da yaşamaktan oldukça mutluyuz. Çünkü özgürüm. Burada bulunmaktan mutluyum. Çünkü buradakiler, insanları sınıflandırmıyor. İltica memuruna ben sizi anlatıyorum dedim. Sizler temiz ve dürüstsünüz dedim. Bizim inancımıza göre yalan söylenmez. Söz verildi mi yerinde durulur. Vaade uyulur. Siz söz veriyorsunuz sözünüzde durup insanları ötelemiyorsunuz dedim. Sizde yardım etme duygusu var. İnsanlara yardımcı oluyorsunuz dedim. Bunlar bizim dinimizin emirleri dedim. Onun için burada bulunmaktan pişman değilim. Ben yeniden dünyaya gelmiş olsam aynı şeyleri yaşamayı arzu ederim. Bizler Hollandalılardan çok şey öğrenmek zorunda olduğumuzu hissediyorum. Entegre olarak bu topluma faydalı olmayı hedefliyoruz. Burada şuan dil öğreniyorum. Kamp aşamasından başlayan bir berberlik deneyim var. Bu yaşımdan sonra gazetecilikten sonra berber olmaya doğru gidiyorum. Ben bu topraklarda ölmeyi bir şeref addederim. Çünkü her ne kadar maddi bir şey yaşıyorsak da, ben olayın manevi yönü ile çok ilgiliyim. Allah lütfetti. Ben inandığım için, inandıklarımdan dolayı ülkemi terk etmek zorunda kaldığım için, hicret sevabı almak umudu ile burada yaşıyorum. Dönmeyi de asla düşünmüyorum.</p>
<figure id="attachment_216051" class="wp-caption alignnone" aria-describedby="caption-attachment-216051"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-216051 td-animation-stack-type0-2" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/10/Zehra-Y%C4%B1lmaz-e1572284276580.jpg" alt="" width="499" height="331" /><figcaption id="caption-attachment-216051" class="wp-caption-text">Zehra Yılmaz</figcaption></figure>
<h1><b>ZEHRA YILMAZ: KAHRI DA HOŞ LÜTFU DA </b></h1>
<p>Sürecin mağduru bir ev hanımı Zehra Yılmaz. ‘14 Temmuz günü kanser olduğumu öğrendim. Ameliyat olmam lazımdı. Bu süreçte tek başıma mücadele verdim. Zor bir süreçti. Ama ayaklarımın üzerinde durmam gerekiyordu. Çünkü evlatlarım vardı benim.’ derken gözleri doluyor. Zehra Yılmaz, eşi Özcan Yılmaz’ın gaybubete olduğu dönemde yaşadıkları ve yurt dışına çıkma sürecini şöyle özetliyor: ‘Rabbimden gelen baş üstüne. Kahrı da hoş lutfu da hoş.’</p>
<p><b>KENDİ ACIMIZI UNUTTUK</b></p>
<p>Ben kendi hastalığımı gerçekten unuttum. Bu kadar acıların içinde benim kanser olamam hiç birşey değildi. Veren O alan ise yine O idi. Ama en çok da sol yanım sızladı. Ameliyat olmamın ardından iki defa polisler geldi. Arama yaptılar. Ameliyat olduktan sonra bir defa eşim geçmiş olsun dedi ve akabinde gitti. Biz bunları hak etmemiştik. Biz ne yaptık, ne yapmış olabiriz ki, bizler sineği bile öldürmeyen insanlar idik. Bu süreç geçecekti atlattık. Fakat zor oldu. Bizlerden daha kötü durumda olanlar var..</p>
<p><b>RAHAT OL ARTIK ÖZGÜRSÜN</b></p>
<p>Benim hakkımda da iddianame hazırlanmıştı. ‘Yumurcak TV’yi neden kapattınız’ diye sosyal medyada paylaşımım olmuştu. Bunun yanında Zaman’ınımıza neden dokundunuz yönünde paylaşım yapmıştım. Çünkü biz Zaman’ın ekmeğini yemiştik. Bu yüzden hakkımda davalar açılmıştı. Ben de ülkeyi terk etmek için ayrılma kararı aldım. O zorlu yolda iki arkadaşım vardı. Karşıya geçtik. Fakat beynimde sessiz konuşuyordum. Birileri duymasın diye düşünmüştüm. Beyim, hanım bağırarak konuşabilirsin rahat ol, artık özgürsün dedi. Ben hala o korku ile bizi bir duyar bizi yakalar ise arkadaşların çektikleri eziyetleri çekeriz diyerekten özgür olamadığımı zannettim. Çok şükür geçtik. Bizler karıncayı bile ezmeden geçmek için kenarı dolaşan insanlarız. Ben ve arkadaşlarımız sinek dahi öldüremeyen insanlarız.</p>
<p><b>HOLLANDA’YA HİZMET ETMEK İÇİN GELDİK</b></p>
<p>Burada da imtihanlar devam ediyor. Burada eziyet yok. İnsana insan gibi muamele yapılıyor. Burada yalan, iftira yok. Kendini özgür hissettiğin için kendini oralı hissediyorsun. Biz hizmet nerede biz oradayız. Hollanda’ya da hizmet etmek için geldik. Dönmeyi de asla düşünmüyoruz.’’</p>
<p><a href="https://www.tr724.com/7-yildir-biriktirdigimiz-hac-paramizla-ulkemizi-terk-ettik/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak:BASRİ DOĞAN | AMSTERDAM |Tr724</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hac-paramizla-ulkemizi-terk-ettik/">&#8216;Hac paramızla ülkemizi terk ettik’</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mukaddes Yolculuk: &#8220;HAC&#8221; 1</title>
		<link>https://hizmetten.com/mukaddes-yolculuk-hac-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Aug 2019 15:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=3874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sebepleri tam kullanan ve tevekkül eden her muzdarın duasına icabet edilir.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mukaddes-yolculuk-hac-1/">Mukaddes Yolculuk: &#8220;HAC&#8221; 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_15639"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/YTLR4RVilFY?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph"> &#8211; Allah&#8217;a inkıyad ve sadıklardan olmak&#8230; </p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Makam-ı sıddıkiyet ve gereğini yapmak.. </p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Sebepleri tam kullanan ve tevekkül eden her muzdarın duasına icabet edilir&#8230; </p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Sadakat örneği Hazreti İbrahim ve eşi Hacer&#8230; </p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Hazreti İbrahim’in, Hazreti Hacer&#8217;i oğlu İsmail ile birlikte, boş çöle bırakması&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"> &#8211; Hazreti Hacer&#8217;in sadakati, tevessülü ve tevekkülü&#8230; &#8211; Hazreti Hacer&#8217;in koşup su araması&#8230; </p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Zemzem suyun </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong> M. Fethullah Gülen 20 Ekim 1978 <br></strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mukaddes-yolculuk-hac-1/">Mukaddes Yolculuk: &#8220;HAC&#8221; 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
