Değerli dostlar, bu gün üç ayların başlangıcı olan Recep ayına erişmiş bulunmaktayız. Efendimiz (SAV) üç aylar ile ilgili şöyle bir duada bulunmuştur: “Allâhʼım! Receb ve Şâban’ı bize mübârek eyle! Bizi Ramazan’a kavuştur (mülâkî eyle).” (Taberânî, Evsat, IV, 189; Ahmed, I, 259)
Meseleye bu dua çerçevesinden bakıldığında Hocaefendi’mizin tabiriyle “Zamanın Altın Dilimi”ne girmiş bulunmaktayız. Yani bugünden itibaren önümüzdeki yaklaşık doksan gün, Allah’a kulluk adına bire bin kazandıran günlerin arifesinde bulunuyoruz. Bu açıdan kendimizi ruhen, manen bu maratona hazırlamalı ve çok hızlı koşarak ipi en önde göğüslemeliyiz.
Genel olarak bakılacak olursa, üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarının faziletine dair kaynaklarda çok farklı rivayetler olduğu görülür. Bu ayların her birinde de eşref gün ve geceler vardır. Receb-i Şerif’in ilk Cuma gecesi Regaib kandili, 27. gecesi ise Miraç kandilidir. Şaban-ı Şerif’in ortasında Beraat kandili vardır. Ramazan-ı Şerif’in sonunda da Kadir gecesi bulunur. Bunların yanı sıra bizim için de oldukça önemli bir gece daha vardır ki o da Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi olan Mevlid kandilidir.
Bediüzzaman Hazretleri de Regaib gecesini Zat-ı Ahmediye’nin (SAV) manevi terakkisinin başlangıcı, Miraç gecesini de O’nun zirveye ulaşmasının ünvanı olduğunu söyler. Üstadımız, manevi müşahede ve mükâşefesiyle bu tespitleri yapmıştır. Dolayısıyla Efendimiz (SAV) bu gecede Cenâb-ı Hakk’ı dileyerek O’na doğru seyahatine başlamış, peygamberliğe hazırlanmış ve Mirac’a uygun bir donanım kazanma yolunu girmiş olabilir. Efendimiz’in manevî ve ruhî hayatı itibarıyla terakkisi de bir manada O’nun ikinci doğumu olarak görülebilir. Efendimiz (SAV) daha sonra Allah’ın inayetiyle sahip olduğu potansiyel donanımını çok iyi değerlendirmiş ve kullukta öyle mertebelere ulaşmıştır ki, ubudiyetinin semeresi olarak Miraç’la mükâfatlandırılmıştır.
Tekrar Bediüzzaman’ın sözüne dönecek olursak, o, Efendimiz’in (SAV) bu gecelerde elde ettiği mazhariyetleri ifade sadedinde bu gecelerin kıymetine de vurguda bulunmuştur. Demek ki Regâib gecesinin diğer gecelere nispeten zaman itibarıyla ayrı bir önemi vardır. Cenab-ı Hakk’ın bazı hususi zamanlarda ayrı bir teveccühü olur. Başka zamanlarda verdiği mükâfatın on, yüz, belki bin katını bu zamanlarda verir. Bir yönüyle bu kutlu zaman dilimleri, yapılan ibadetleri nemalandırır, bereketlendirir. Ancak herkes kendi istidadına göre bu kutlu zaman dilimlerinden istifade edebilir.
Evet, üç aylar, hususiyle Ramazan ayı ve bunların yanı sıra Regâib, Miraç, Beraat ve Kadir geceleri, yapılan ibadet ü taatlere ayrı bir derinlik kazandırır. Bunların faziletini şöyle bir misalle izah edebiliriz: Toprak vefalı bir eda ile bağrına atılan tohumları yedi, belki yetmiş başak vererek karşılık verir. Allah için yapılan ibadetler de böyledir. Kur’ân, her bir iyiliğe on sevap verileceğini vaad eder. Fakat bir de öyle bir toprak düşünün ki bağrına ne atarsanız atın hemen başağa yürür, meyve verir. Her bir tohumdan da belki binlerce başak çıkar. İşte mübarek gün ve gecelerde yapılan amelleri buna benzetebiliriz.
Mademki bu mübarek gün ve gecelerde Cenab-ı Hakk’ın kullarına fevkaladeden bir teveccühü vardır ve yapılan ibadetlerin sevabı birden bine çıkar, Müslümanlara düşen vazife bu kutlu zaman dilimlerini en verimli şekilde değerlendirerek o fırsatlar kuşağında heybelerini doldurmaktır. Özellikle uykudan fedakârlık yaparak gecenin ihya edilmesi çok önemlidir.
Bazı kimseler, Regâib gecesinin fazileti ilgili hususi bazı namazlardan bahsetseler de sahih hadislerde bu geceye mahsus özel bir ibadet söz konusu değildir. Fakat insan amellerin hora geçtiği ve ahirette katlanarak geriye döneceği bu gecede kılabildiği kadar namaz kılmalı, dualarıyla Allah’a yalvarmalıdır. Bu gecelerde yapılacak umumi dualar kabul olma adına büyük bir fırsattır. Şayet mü’minler bunu fırsat bilerek hep birlikte ellerini Rabbü’l-Âlemin’e kaldırır, başlarını secdeye koyarak Allah’a dua ederlerse bu dualara icabet edilecektir. Özellikle ümmet-i Muhammed’in bir süreden beri maruz kaldığı felâketlerin bertaraf edilmesi adına Allah’a yalvarmak çok önemlidir. Zira, bütün insanlığı kucaklayacak engin bir vicdana, ve âlî bir himmete sahip olan kimselerin talep ve isteklerini elbette Cenab-ı Hak geri çevrilmez.
Ayrıca, bu mübarek gecelerde, gönülleri yumuşatacak, gözleri yaşartacak özel programlar da yapılabilir.
Çünkü, Allah için bir araya gelen insanlar farklı bir atmosfer oluştururlar. O atmosfere giren insanların kalbleri yumuşar. Gerçi, toplu yapılan programların kendine has bir tadı ve rengi olsa da bazı insanlar için tek başına Rabbiyle baş başa kalmanın verdiği huzuru veremez. O tür kimselerin hiç kimsenin olmadığı bir yerde Allah’a içini dökmesi de çok önemlidir. Bu vesileyle hem üç aylarınızı hem de Regaip kandilinizi tebrik ediyorum.
YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN YIKLAYINIZ

