HerkulNagme kanalı “Sa’y ve Gayrette Fani Olanlar” adlı Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ait yeni bir video yayınladı.
Önceki gün şadırvanda oturan Hocaefendi, bir süre sohbet etti. HerkulNagme, Hocaefendi’nin bu sohbetine ait 9 dakikalık bir görüntüyü yayınladı.
Doğal ortamda gerçekleşen sohbet, sevenleri için Hocaefendi’nin sağlık durumu hakkında bilgi veriyor.
Kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Muhterem Hocaefendi, arandığı dönemde askerdeki arkadaşlarını ziyaret ettiğini anlattı.
“Kendi dünyamızda dolaşıp durmak lazım” diyen Hocaefendi, “Bir şeyi tatmak, bir şeyi duymak, zevke ermek için her şeyi kendi dünyamızda aramamız lazım” diye konuştu.
Hacı Kemal Erimez Ağabey hakkında konuşan Hocaefendi, “Çok iyi arkadaşlığı vardı. En son Tacikistan’da zannediyorum, hizmete kendisini verdi ‘Hacı Ata’ oldu. Bazı insanlar var ki yaptığı şeyleri bir ordu yapamaz. Hacı Kemal’inki öyleydi” dedi.
Hocaefendi, yanındakilerle hasbihal etti, sağlık durumları hakkında da bilgi aldı.
Kendini Hizmete adayanların kendisini hoşnut ettiğini belirten Fethullah Gülen Hocaefendi, “Kendi sa’y ve gayretlerinde fani olmuş onlar” ifadelerini kullandı.
Yaz nedeniyle dünyanın dört yanında yapılan yaz kamplarına da değinen Hocaefendi, “Cenab-ı Hak bereket ihsan etsin. Birlerini bin eylesin inşallah-u Teala” diyerek kamplardaki gönüllüler için dua etti.
Bütün sıkıntılar yaşarken beraber olduğu arkadaşlar içerisinde kendini ‘bahtiyar’ olarak niteleyen Hocaefendi, “Bahtiyar insanlarız. Öyle memnuniyet verici ki bu tahmin edemezsiniz. Unutuyorsunuz maruz kaldığınız şeyleri” dedi.
DERLEYEN: DUİSBURG AKADEMİ
وَاذْكُرْ رَبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَى أَنْ يَهْدِيَنِ رَبِّي لِأَقْرَبَ مِنْ هَذَا رَشَدًا
“.. unuttuğun takdirde Allah’ı zikret ve: “Umarım ki Rabbim, doğru olma yönünden beni daha isabetli davranışa muvaffak kılar” de. Kehf/18; 24.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «النَّظْرَةُ سَهْمٌ مِنْ سِهَامِ إِبْلِيسَ، مَنْ تَرَكَهَا خَوْفًا مِنَ اللَّهِ آتَاهُ اللَّهُ إِيمَانًا يَجِدُ حَلَاوَتُهُ فِي قَلْبِهِ»
Cenâb-ı Hakk; “Kim Benim korkumdan dolayı harama bakmayı terk ederse, kalbine öyle bir iman neşvesi ve halâveti atarım ki, onun zevkini gönlünün derinliklerinde duyar.” Hakim,Müstedrek 4/349 (7945)
Muhterem Müslümanlar;
Hâfıza; ezberleme, öğrenme, öğrenilen şeyleri zihinde tutma ve gerektiğinde hatırlama kabiliyetidir. Hâfızasını iyi kullananlar ve ondan istifade etmesini bilenler, her gördüklerini ve okuduklarını çok kısa bir sürede öğrenir ve aradan uzun vakit geçse de unutmazlar. İnsanların zihin sağlıklarına önem verdikleri dönemlerde pek çok hâfıza dâhisi yetişmiştir.
Asr-ı saadette; Efendimiz’in emri üzerine Zeyd İbn Sâbit on beş-yirmi gün içinde İbraniceyi, mektup yazabilecek ve gelenleri de tercüme edecek kadar ögrenmiştir. Hazreti Ebû Hüreyre de duyduğu bir şeyi ikinci defa tekrar etme ihtiyacı hissetmeden ezberleyen öğrenen ve bir daha da unutmayan yüzlerce sahabiden biridir.
Tâbiîn ve Tebe-i tâbiîn dönemleri hâfızasının hakkını veren insanlarla doluydu. Mesela; Ahmed İbn Hanbel, muhteva aynı olsa bile, farklı sened ve metinlerle nakledilen sahihi, haseni ve zayıfıyla bir milyon hadisi ezberlemiş; kırk bin hadis ihtiva eden meşhur Müsned’ini üç yüzbin hadisten seçerek meydana getirmişti.
Zamanımıza doğru gelindikçe hâfızalar zayıfladı. İnsanlar yirmi kere okudukları çok kısa metinleri bile ezberleyemez ve en basit mevzuları dahi anlayıp öğrenemez hale geldiler. Bulanık zihinler, dağınık fikirler ve kirli kalpler sebebiyle hem öğrenme süresi alabildiğine uzadı hem de çabucak unutma hastalığı ortaya çıktı. Tabiinden birinin, bir sayfayı bir kere okumayla ezberleyememek olan şikâyeti, günümüz insanında, bir metni otuz kere de okusa, hâfızasına kaydedememek şekline büründü.
Hâfızayı zayıf düşüren sebepler:
Beyin ve hâfıza üzerinde çalışan uzmanlar; beynin ihtiyaç duyduğu oksijen, glikoz ve bazı enzimlerin yeterli miktarda sağlanamamasını, stres ve gerginliği, sistemsiz düşünme alışkanlığını… hemen akla gelebilecek sebepler olarak saymaktadırlar. Bununla beraber, dünden bugüne bazı İslam alimleri, haddinden fazla uykunun beyni hantallaştırdığını, sürekli dolu olan midenin zihne olumsuz tesir ettiğini, sabah ve aksam kerahet vaktinde uyumanın ve harama bakmanın da unutkanlığa sebep olduğunu ifade etmişlerdir.
Ayrıca zihin kirliliğinin, hâfızayı zayıflattığına inandıkları için, mâlâyânî işlerden, faydasız söyleşilerden, çer-çöp sayılabilecek bilgi kırıntılarından ve kontrolsüz hayal kurmaktan uzak kalınması gerektiğini vurgulamışlardır. Hatta, zihni işe yaramayan bilgilerle dolduracağı endişesiyle mezar taşlarını okumayı bile mahzurlu görmüşlerdir. Mezar taşlarını okumayı adet edinmenin bugünkü reklam panolarının, araba plakalarının, televizyon ekranlarının ve gazete sayfalarının yaptığı tahribat çeşidinden zararlar verebileceğini düşünmüşlerdir.
Hâfızayı zayıflatan sebeplerin en tehlikelisi; şehevî hisleri galeyana getiren faktörlerdir. Köpürtülmüş şehevî arzu ve ihtiraslar, çağımızın nesillerinde okumaya, öğrenmeye, düşünmeye hiç mecal bırakmamakta ve adeta hâfızaları tamamen kurutmaktadır. Televizyon programları, İnternet sayfaları, video oyunları, siyasî polemikler, sporcuların ve sanatçıların büyük birer hadiseymiş gibi nakledilen hal ve hareketleri, sırf merak uyarma maksadıyla uydurulan yalanlar… zaten iyice zayıflayan dimağları tamamen işgal etmektedir.
Harama bakma ve unutkanlık:
Ehlullah, harama bakmanın unutkanlık sebebi olduğu hususunda ısrarla durmuşlardır. Allah’ı unutmaya giden yol, Allah’ı anmayı, zikri unutmaktan geçiyor. Gözlerine hâkim olamayan ve daimî surette şehevî duyguları kamçılayan manzaralara bakan bir insanın hâfızasının yavaş yavaş köreleceğini belirtmişlerdir. Nitekim, İmam Şafii Hazretleri; bir metni ilk defada değil de ikinci veya üçüncü kerede ezberleme durumunu, hocası Vekî’ bin Cerrâh’a şikayette bulununca, o büyük zat, İmam Şafii’yi – bilerek günaha girmesi hiç düşünülemez- en küçük günahlardan bile uzak durmaya çağırmış ve ona şöyle demiştir: “İlim, ilâhî bir nurdur; Cenâb-ı Allah, devamlı günahlara dalan kimseye nurunu lutfetmez.” Unutma illetinin çaresi, Allah’ı zikirdir.
Üstad Hazretleri de yaşadığımız asırda oldukça yaygınlaşan açık saçıklığın unutkanlık hastalığını daha da azgınlaştırdığını dile getirmiştir.
Ümmetinin harama nazar etmemesi mevzuunda ikazlarda bulunan Rehber-i Ekmel (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ), kadın-erkek herkesin iffete kilitlendiği bir dönemde, hem de Hac vakfesini yapıp Arafat’tan döndükleri bir sırada, terkisine aldığı (Hazreti Abbas’ın oğlu) Fazl’ın başını sağa-sola çevirmiş ve böylece etraftaki uygun olmayan görüntülere gözünün ilişmemesi için ona yardımcı olmuştur.
Aslında, harama nazar; iradeyle kaçınılabilecek bir tehlikedir. İnsanın ilk anda gözünü kapamaya irade gücü yeter. Hele insan harama her göz kapamanın kendisine bir vacip işlemiş gibi sevap kazandıracağını düşünürse, o ilk anda günahtan sıyrılabilir. Fakat, nazarını hemen haramdan çevirmez, kendisini o işe salar ve bir daha, bir daha bakacak olursa, artık geriye dönme ihtimali azalır. Bir Şairin ve düşünürün; “İsyan deryasına yelken açmışım, kenara çıkmaya koymuyor beni!” “Fena hülyalara yakalanınca ilk fırsatta onlardan kurtulmaya ve hemen o tehlikeli alandan uzaklaşmaya çalış. Yoksa hayallerin seni öyle vadilere sürükler ki, bir daha geriye dönemezsin.” sözleriyle ifade ettiği tehlikeye düşebilir.
Hâfızayı güçlendiren sebepler:
Düzenli bir hayat, prensipli bir çalışma, sistemli bir düşünce ve zihni daima çalıştırma gibi hususlar bunların başında gelir. Uzmanlara göre, “Beyin çok çalışırsa yorulur” kanaati yanlıştır. Beyin çok çalışmaktan dolayı yorulmaz; aksine çalıştıkça gelişir, daha verimli hale gelir. Beyni yoran ve körelten çalışmak değil, boş durmak, düşünmemek ve iş yapmamaktır. Kullanılmayan organların köreldiği gibi hâfıza da doğru bir şekilde sürekli işletilmezse körelir ve dumura uğrar.
Maalesef, her gün daha bir ilerleyen teknik ve teknoloji insan dimağını belli ölçüde etkisiz ve hareketsiz kılmaktadır. Bugünün talebeleri hesap makinelerine ve bilgisayarlarına güvenerek çarpım tablosunu bile ezberleme ihtiyacı duymamaktadırlar. Bu hazırcılıktan kaynaklanan tembellik de beyin fakültelerinin aktif hale gelmesini engellemektedir. Evet insan, mutlaka teknik ve teknolojik imkanlardan istifade etmelidir ama dengeyi bozmamaya da özen göstermelidir.
Diğer taraftan, uzmanlar, sabah kahvaltısının beynin performansını artırdığını ve kahvaltı alışkanlığı olmayan kimselerde konsantrasyon kaybı olduğunu belirtirler.
Selef-i salihînden bazıları da hâfızayı güçlendirip unutkanlığı azaltma adına hem bir kısım dualar okuyup Hıfz Namazı kılmışlar, hem de her sabah 21 tane çekirdekli kuru üzüm yemeyi alışkanlık haline getirmişlerdir.
Sözün özü; hâfıza Cenâb-ı Allah’ın insana bahşettiği en büyük lütuflardan biridir. Hâfıza nimetinin şükrünü eda edebilmek ve yaratılışına uygun en güzel şekilde kullanabilmek için; gözlerin harama kapanmasına, mâlâyâniyâtın terk edilmesine, sistemli düşünceye, ihtiyaç miktarınca düzenli yeme-içmeye, yetecek kadar uyumaya, tefekkür ile dimağı sürekli işletip geliştirmeye, tıkanıklıkları istiğfar ve zikir sayesinde açmaya, Hafîz-i Zülcelâl’e ilticaya ve bir de en bereketli zaman dilimleri olan seher vakitlerinde fiilî dua adına intizamlı çalışmaya ihtiyaç vardır.
Hutbemizi şu dualarla bitirelim:
رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا “Ey Rabbimiz, unutur veya hata edersek, bizi bundan hesaba çekme.” (2/Bakara, 286)
يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ أَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ وَلاَ تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ “Ey Hayy u Kayyum! Rahmetine iltica edip yardımı Senden istiyorum. Her türlü hâlimi ıslah eyle ve beni göz açıp kapayıncaya kadar olsun nefsimle baş başa bırakma!” (Hâkim, el-Müstedrek, 1/545)
HAFIZAMIZI KORUMA YOLLARI .11.08.23
AST İnsan Hakları Festivali’nde ‘Adalet ve Farkındalık’ İçin Bir Araya Gelindi
Advocates of Silenced Turkey (AST), New Jersey Greenview Park’ta ‘Açık Hava İnsan Hakları Festivali’ düzenledi. Türkiye’deki hukuksuzluğa karşı durarak adalet ve farkındalık vurgusu yapılan festivale 1500 kişi katıldı.
Festival, 6 Ağustos Pazar günü 15.000 metrekarelik yeşil alanda gerçekleştirildi. Festivalde, “Anatolian Cuisine Showcase” ismiyle 8 yemek çadırı kuruldu. Çadırlarda, geliri hak ihlallerini duyurmak amacıyla hazırlanan kitap ve rapor çalışmalarında kullanılmak üzere gönüllülerin hazırlayıp sponsor olduğu yöresel lezzetler satışa sunuldu. Ayrıca “Human Rights Marketplace” ismiyle özel tasarlanmış ürünlerin satıldığı bir çadır da etkinlikte yer aldı. Kaligrafi sanatıyla yapılmış tablolar ve pirinçten yapılmış kolyelerin yer aldığı sanatsal faaliyetler alanı festivali renklendirdi.
ZULME ŞAHİTLİK EDEN HATIRALAR SERGİLENDİ
Fuar alanında; Türkiye’de zulme uğramış hayatlara ait anlamlı hatıralar da sergilendi. Bu kapsamda “Sosyal Soykırım Sergisi,” ressam Ümmü Körkü’ye ait “Zulme Uğramış Hayatlar Yağlı Boya Sergisi,” rakamlarla hak ihlallerinin anlatıldığı resimler, katılımcılar tarafından ilgiyle incelendi. Soykırım Sergisi kapsamında Kürt sanatçı Hozan Cane’ye ait olan ve bir mitingde Kürtçe şarkı söylediği için 200 kişilik askeri personelle gözaltına alındığı esnada giydiği sahne elbisesi sergilendi. Ayrıca Meriç Nehri’nden üç çocuğuyla geçip Yunanistan’a göç eden ve eşine kavuşamadan gurbet elde hayatını kaybeden Esma Uludağ’a ait evlilik yüzüğü katılımcılara duygusal anlar yaşattı. Sahne programları arasında gençlerin enerjisi, cesareti ve anlamlı söylemleriyle dolu “Super Duper Human Rights Show”, “Parade of Peace and Justice” gibi anlamlı şarkılarla performanslar sergilendi.

BİRLİKTELİK HAK İHLALLERİNE KARŞI UMUT YEŞERTTİ
AST Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Sait Önal, konuşmasında tüm katılımcıların adalet ve merhamet için bir araya gelerek, daha adil bir dünya kurma noktasında hayati bir rol üstlendiklerini belirtti. Önal, bu güçlü birlikteliğin hak ihlallerine karşı umudu yeşerttiğini ifade etti.
AST Yürütme Direktörü Hafza Girdap, etkinliğin gençlerin farkındalık kazanmasına ve sorunları ele almasına imkân tanıdığını belirterek, insanlık için daha adil ve eşit bir geleceğe duyulan özlemi yükselttiğini söyledi.
Soykırım Sergisi Koordinatörü Aslıhan Kas, festivalde emeği geçenlere teşekkür ederken, geçmişte yaşanan zulme maruz kalan insanlara vefa göstermenin insanlık değerlerini yaşatma sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Uluslararası insan hakları avukatı Sarah Teich, Türkiye’deki hak ihlallerine ve Uygur Türkleri’nin durumuna hukuki destek verme misyonunu sürdürdüğünü belirterek, AST tarafından yılın insan hakları ödülüne layık görülmesinin hak mücadelesine verilen değeri bir kez daha gösterdiğini ifade etti.
Programa Almanya’dan konuk olarak katılan Mehmet Ali Uludağ; ‘özellikle soykırım sergisinde ben bir mahalle görmedim. Kimseyi ayırt etmeksizin hak ihlali yaşamış herkesi kucakladığınızı gördüm. Birlikte olursak başarabiliriz. AST bu yönüyle bize örnek oluyor.’ ifadelerini kullandı.
Ayrıca Wayne Belediye Başkanı Christopher P. Vergano festivali ziyaret ederek bir konuşma yaptı. Vergano konuşmasında, “Bu festivalde birçok şey öğrendim, özellikle soykırım sergisi gözlerimi yaşarttı, gençlerin burada katılımını görmekten memnun oldum. Bizler Amerika’da hep birlikte haklarımızı savunabiliriz. Bu ortamda bulunmaktan mutlu oldum.” dedi.

1500'e yakın kiṣinin katıldığı ilk açık hava insan hakları festivaliyle mağduriyetlerin sesi çok farklı bir ṣekilde Greenview Park, New Jersey'de katılımcılara duyruldu. Wayne belediye başkanı'nın da katıldığı bu önemli programın detayları yarından itibaren paylaşılacak. pic.twitter.com/J3bVX2uuOo
— Advocates of Silenced Turkey (@silencedturkey) August 7, 2023
Ohio Türk Amerikan Derneği (TASO) tarafından Türk kültür ve mutfağının tanıtılması amacıyla her ay “Yemek Pişirme Etkinliği” düzenleniyor. Etkinlikte katılımcılarla birlikte Türk yemekleri pişirilirken kültürler arası diyaloglar kuruluyor.
Türk kültürü hakkında bir sunum ile başlatılan etkinlikte, haftanın yemeğinin yapımı tanıtılıyor ve katılımcılarla birlikte yapım aşamasına geçiliyor. Daha sonra yemekler yeniliyor ve sohbet eşliğinde Türkiye’deki mağduriyetler, Türkiye’den göç etmiş insanların entegrasyonu, insan hakları, dinler arası ilişkilerin güçlendirilmesi gibi konular ele alınıyor.
Bu kapsamda temmuz ayında düzenlenen etkinliğe 35 kişi katıldı. Programda katılımcılarla birlikte menemen ve sigara böreği hazırlandı. Birlikte yapılan bu aktivite ile birlikte vakfın faaliyetleri ve Türk kültürü tanıtıldı.
Organizasyon sonunda katılımcıların çok memnun kaldığı gözlemlendi. Katılımcılardan John Goldman, vakfın faaliyetlerinden ve sıcak misafirperverlikten etkilendiğini, aynı zamanda yeni dostlar ile tanışmış olduğunu ifade etti.
Diğer katılımcı Joanna White ise TASO’nun yaptığı faaliyetlerin, kültürler arası köprü kurulmasına ve toplumsal barışa katkı sağladığını belirtti.
Sanatın evrensel bir dil olduğunu savunan ve yaşadıklarını görsel sanatlarla aktarmak için bir araya gelen Sanat Durağı (Kunsthalte) platformu, “Bir Mülteci Gözünden Hollanda” temalı karma sergisinin açılışını Wolvega Kütüphanesinde yaptı. Serginin bu dördüncü gösteriminde de ilginin büyük olması bekleniyor.
Tanıtım konuşmasıyla başlayan sergi, müzik dinletisi ve ikramların ardından davetlilerle buluştu.
Sanat Durağı platformunun kurucularından Canan Sarlar, sergiye emek veren tüm mülteci dostlarına teşekkür etti. Fiziki ve maddi zorlukların olduğu kamplarda kalan mültecilerin sanatsal eser üretmelerinin Hollandalıların da oldukça ilgisini çektiğini dile getiren Sarlar, sergilerinin devam edeceğini duyurdu.
Sergide eseri sergilenen ressam Fatma Çıracı da yaşadığı zorluk ve sıkıntıları tablosuna aktardığını açıkladı.
Sanat eserleri ve sanatçıların tanıtıldığı bir kitapçık eşliğinde gezilebilen sergide, yağlı boya tablolar, dijital resimler ve fotoğraflardan oluşan birçok eser bulunuyor.
Hollanda basınına haber olan sergi 16 Eyül’e kadar Wolvega Bibliotheek’te ziyaret edilebilecek.
“Bir Mülteci Gözünden Hollanda.”
Sanatın evrensel bir dil olduğunu savunan ve yaşadıklarını görsel sanatlarla aktarmak için bir araya gelen Kunsthalte (Sanat Durağı) Platformu, “Bir Mülteci Gözünden Hollanda” temalı karma sergisinin açılışını Wolvega Kütüphanesi'nde yaptı.… pic.twitter.com/saaZxxalqN
— Hizmetten… (@hizmettenson) August 7, 2023





